Bir ebeveyn kendini haklı göstermek için çocuğu fark etmeden kullanabiliyor
Çocuklar bazen anne ve babalarının tartışmalarına sadece tanık olmuyor, farkında olmadan duygusal yüklerini de taşımaya başlıyor. Bu görünmez rol, uzun vadede ilişkileri algılama biçimlerini etkileyebiliyor.
Evde yaşanan bir tartışmanın ardından çocuk yalnızca bağıran ebeveyni görüyor olabilir. Oysa gördüğü son sahne, yaşanan ilişkinin tamamını anlatmaya yetmeyebilir. Uzmanlara göre çocukların yetişkinler arasındaki haklılık mücadelesine farkında olmadan dahil edilmesi, yalnızca o anı değil, kendilerini, ilişkileri ve güven duygusunu algılama biçimlerini de etkileyebiliyor.

ÇOCUKLAR SANDIĞIMIZDAN ÇOK DAHA FAZLASINI HİSSEDİYOR
Çocuklar yaşanan tartışmaların nedenini her zaman anlayacak yaşta olmayabilir. Buna rağmen ses tonundaki değişimi, uzun sessizlikleri, yüz ifadelerini, alaycı gülümsemeleri, kapının sert kapanışını ya da odadaki gergin havayı kolaylıkla hissederler.
Bir ebeveynin sık sık “Bak annen yine sinirlendi”, “Baban hep böyle davranıyor”, “Ben olmasam bu ev yürümez” gibi ifadeler kullanması da çocuğun zihninde yavaş yavaş tek taraflı bir hikaye oluşturmaya başlayabilir. Çocuk artık yalnızca anne ya da babasını değil, biri sürekli haklı diğeri sürekli sorun çıkaran iki karakter görmeye başlayabilir.

HAKLI GÖRÜNME ÇABASI GÖRÜNMEZ BİR BASKIYA DÖNÜŞEBİLİR
Hiçbir ebeveyn bilinçli olarak çocuğuna zarar vermek istemez. Ancak anlaşılma, onaylanma ya da haklı bulunma isteği bazen çocuğun yetişkinler arasındaki çatışmanın içine çekilmesine neden olabilir.
Tartışmanın ardından çocuğa dönüp “Sence kim haklı?”, “Annen çok abarttı değil mi?”, “Babanın bana yaptıklarını görüyorsun” gibi ifadeler kullanmak, ona yaşına uygun olmayan bir sorumluluk yükler. Çünkü çocuk bir hakem değildir. Onun görevi anne ve babasını değerlendirmek ya da aralarında seçim yapmak değildir.

ÇOCUK BAZEN YALNIZCA SON SAHNEYİ GÖRÜYOR
Gün boyu süren imalı cümleler, küçümseyen bakışlar, alaycı gülümsemeler, sessiz cezalandırmalar ya da gerilim yaratan davranışlar çoğu zaman kimsenin dikkatini çekmez. Buna karşılık yükselen tek bir ses ya da kontrol edilemeyen tek bir öfke anı, herkes tarafından fark edilir.
Çocuk da çoğu zaman tam bu ana tanıklık eder. Odaya girdiğinde gördüğü kişi bağıran ebeveyndir; sessiz kalan ise daha sakin ve daha haklı görünür. Oysa ilişkiler yalnızca görünen son tepkiyle değil, o tepkiye kadar yaşanan bütün süreçle anlam kazanır. Çocuğun gördüğü son sahne, çoğu zaman hikayenin tamamı değildir.

EN AĞIR YÜK ÇOĞU ZAMAN ÇOCUĞUN OMUZLARINA BİNİYOR
Bazı çocuklar evde tartışma çıkmaması için sesini kısıyor, oyuncaklarını topluyor, kardeşini oyalıyor, ortamı değiştirmeye çalışıyor ya da anne ve babasını güldürerek gerginliği azaltmaya uğraşıyor. Daha çocuk yaşta evin huzurundan kendini sorumlu hisseden bu görünmez rol, zamanla onun normaline dönüşebiliyor.
Sürekli herkesi mutlu etmeye çalışan, kendi ihtiyaçlarını geri plana atan, hata yapmaktan korkan ve ilişkilerinde aşırı sorumluluk hisseden birçok yetişkinin çocukluk hikayesinde benzer aile dinamikleri bulunabiliyor. Çocuk, anne ve babasının çatışmasını çözmeye çalışırken aslında kendi çocukluğundan sessizce vazgeçebiliyor.

ÇOCUKLARIN İHTİYACI HAKLI DEĞİL GÜVENLİ EBEVEYNDİR
Çocuklar büyüdüklerinde anne ve babalarının hangi tartışmada ne söylediğini tek tek hatırlamayabilir. Ancak evde kendilerini nasıl hissettiklerini, hangi anlarda iki kişi arasında kaldıklarını ve sevgiyi kaybetmemek için nasıl davrandıklarını uzun yıllar boyunca taşıyabilirler.
İyi ebeveynlik her zaman daha sakin görünmek, son sözü söylemek ya da haklı çıkmak değildir. Bazen en güçlü ebeveynlik davranışı, çocuğu yetişkinlerin görünür ya da görünmez mücadelesinin dışında bırakabilmektir. Çünkü hiçbir çocuk, anne ve babasını sevmek için taraf seçmek zorunda kalmamalıdır.