St. Valentine kimdir

St. Valentine kimdir

İyilik ve sevgi yolunda çabasını gösteren, 14 Şubat’ın sembolü St. Valentine’in hikayesidir.

St. Valentine

Bir kişinin çabasından, dünya çapında bir güne dönüşen adamdan bahsedeceğim size. Yüzyıllar öncesinde yaşadığından ulaşacağım bilgiler maalesef ki kısıtlı oldu ve “Çocukluğu”, “Eğitim hayatı” gibi başlıklar açıp bilgilendirme yapamayacağım. Bu kez yazacaklarım tamamen sevginin vücut bulmuş hali ile bir insanın yaşadıkları.

Efsane ya da gerçek, bir zamanlar yaşadığına inanılan St. Valentine adında biri var ve aşk uğruna gösterdiği çaba kesinlikle takdire şayan. Kalbinin pusulasını sevgide sabitlemiş bir adam, bugünümüze ışık tutuyor. Yüzyıllar var sayamayız; ama St. Valentine bugüne verdiği adıyla hep hayatımızda.

Rahip Valentine

Valentine, III. Yy’da yaşayan bir rahipti. Tüm varlığını Tanrı’ya adamış, iyiliği, güzelliği, sevgiyi benimsemişti. Öyle ki, gün gelecek insanlar onu bu sözcükle bir arada anacaktı.

Bu dönemin imparatoru II. Claudius idi. Roma’yı kendi katı kuralları ve zalim kişiliği ile yönetiyordu. Savaşa susamış ruhu ile askerleri ve halkı üzerinde büyük bir baskısı vardı. Claudius’un en büyük ve hatta tek derdi, ordusunda savaşacak askerlerdi. Çünkü savaşacak asker bulamıyordu ve ona göre bunun tek sebebi, Roma erkeklerinin aşklarını bırakmak istememeleriydi.

Claudius gibi bir imparatorun çözümü, tabii ki acımasızca olacaktı…

Roma’da evlilik yasak

Claudius, çözüm olarak askerlerin evlenmesini yasakladı; tüm nişan ve evlilikler iptal edildi.

St. Valentine, dürüst bir rahipti. Bu baskıya boyun eğenlerden olmamayı seçti. Ayrıca onun çok özel bir görevi vardı. O bir din adamıydı. Bunu kabullenmesi mümkün değildi. Kendisi gibi papaz olan St. Marius ile beraber yasağı deldi ve çiftlerin nikahlarını gizlice kıymaya devam etti.

Evlendirdiği çiftler yanına kâr kaladursun, Claudius, bu durumu bir süre sonra öğrendi. Cezaları içinse zulmü caniceydi…

14 Şubat 269

Bir rivayete göre cezaları sopa ile öldüresiye dövülmekti. Bir başka rivayete göre ise, ibreti alem için yakılmıştı. İmparator Claudius, kurallarının uygulanmaması durumunda neler olacağını kanıtlamıştı.

Tarih 14 Şubat 269’u gösteriyordu. St. Valentine, Hristiyan Şehitliğine gömüldü.

Valentine, ölüme yolcu edilmeden önceki günlerini hapiste geçirmişti. Burada gardiyanın kızına aşık oldu. Aşk, ruhunu sarıp sarmalamıştı. Rahip olduğunun elbette farkındaydı; bir de hayatının sonlanacağının. Buradan kurtulamayacağını biliyordu. Masum duygularını içine saklamak yerine bir mektuba döktü.

14 Şubat günü, ölüme giderken, Saint Valentine imzasını taşıyan aşk mektubu, gardiyanın kızına ulaştırıldı. Efsane bu yönüyle de, sevgiliye kart atma geleneğini doğurmuş oldu.

Kilisenin kararı

Şubat ayının ortasına denk gelen bir festival vardı; Lupercalia Festivali. Pagan inancında 14 Şubat, tabiatın tekrar uyanması, baharın geldiği anlamına geliyordu. Bu kabul edilişin ardındaki kahraman ise, aşk; kuşların aşk mevsiminin başlangıcıydı.

Ancak bu festivali, Roma’daki putperestler, tanrıları için kutluyordu. Festivalde, Romalı genç kızlar ve erkekler bir araya gelirdi. Bunun için de bir oyun oynanırdı. Kızların adı kağıtlara yazılır ve çömleğe atılırdı. Sonrası piyango. Erkekler kimin adının yazılı olduğu kağıdı çekerse, festival boyunca genç kıza eşlik eder ve evet, bu tanışma evlilikle sonuçlanırdı.

Hristiyan Kilisesi ilk kurulduğunda, kilisenin papazları, bu geleneksel törenin, özellikle putperestler ile birlikte anılmasını istemediler. Çözüm olarak ise, festivalin başladığı ilk günü, Aziz Valentine Günü kabul ettiler.

St. Valentine’nin ölümünden yüzyıllar sonra

Papa Gelasius, tam iki asır sonra, 498'de, Eski Romalılar'ın geleneği ile St. Valentine'i birleştirdi ve 14 Şubat'ı "Saint Valentine Day” ilan etti. Bu sefer, buradan dünyaya doğru açılan bir gün doğmuştu.

Bu tarihten itibaren sevgililer, 14 Şubat'ı küçük notlarla, hediyelerle kutlamaya başladı. Günün odak noktası, birbirini seven iki insanın karşılıklı olarak sevgilerini açığa vuran aşk notları bırakmasıydı.

Günümüze kadar aktarılması mümkün olan ve şu anda British Museum'de muhafaza edilen ilk kartı ise, bu ilandan yüzyıllar sonra, 1415'te, Orleans Dükü Charles tarafından Londra'da hapiste olduğu zaman 14 Şubat'ta, karısına yazmıştı.

Yüzyıllar süren uyku

Kilisenin resmileştirdiği tarih, bir süre bu şekilde kutlansa da, yüzyıllar süren bir uykuya dalacaktı. Orta çağ boyunca 14 Şubat hiç kutlanmadı.

Ta ki 18. Yy'a kadar. Saint Valentine Day, 18. Yy'dan sonra yeniden hayata geçti.

18. yy ve sonrası

18. yy’a gelindiğinde Aziz Valentine Günü tekrar kutlanmaya başlamıştı. Bu sefer bir canlılık da söz konusuydu. Ticarileşmeye doğru gidiliyordu.

Önce dantelalı süslemeli kartlar çıktı piyasaya. Bunlar üretilen ilk sevgili kartlarıydı. 18. Yy ortalarında üretilen bu kartlar, Sevgililer Günü Endüstrisi'nin ilk adımıydı. Posta yaygınlaşmıştı. Ucuzdu da. Ve bu adımı resmileştiren ise, 1840'ta, Ester A. Howland oldu. Bir gelenekten, ticaret piyasası doğuyordu.

Bugün

Bugün ise Sevgililer Günü hala kutlanıyor. Kimi kesim bu günü bir para tuzağı olarak görse de, derin anlamlar yükleyip sevgisini ifade eden de az değil.

Elbette yüzyıllar geçti üzerinden. İnsanların fiziksel görünümü dahi değişti. Haliyle bugün Sevgililer Günü, bir kart üzerine sevgi sözcükleri yazmaktan daha fazlası. Artık bir tektaşın yerini tutamıyor hiçbir şey.

Aşıkların Azizi

Bu kısmı sona bırakmak istedim. Valentine, kelime anlamı olarak Batı’da “Hoşlanılan kişi” ya da “Sevgili” anlamındadır ve bütün bir hayat düşünüldüğünde, bu hiç de tesadüfi değil gibi.

Ailesinin ona hiç bilmeden bu ismi vermesi; Valentine’in inancına yönelip bir rahip olması, iyiliğin peşinden gitmesi ve bizim onu bugün bile anmamız bir tesadüf olamazmış gibi. Sıralı bir şekilde karşımıza çıkanları içimizde inandığımız bir yaratanın verdiği güçle yaşıyoruz. Valentine, o gün askerlere yardım etmeyi seçti ve sevginin timsali oldu.

Bir madalyonun iki değil sayısız yüzü vardı belli ki ve Valentine, onun en parlak yüzünü seçmeyi tercih etmişti. Öyle ki, anlamını çözene, bugün insana yolunu sevgiden geçirmenin değerini aşıladı. Dilerim hayatımıza dokunan ne varsa anlamını kavramak nasip olsun.

Damla Karakuş

[email protected]

Not:

Biyografisini okumak istediğiniz kişileri lütfen bizimle paylaşın.