Bu senenin ikoncanı Letisya Balul

Deniz Berdan, İvana Sert ve Eda Taşpınar'ın yokluğunda boşluğu Letisya Balul doldurdu.

Haber Merkezi Haber Merkezi
Bu senenin ikoncanı Letisya Balul
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Deniz Berdan'ı, İvana Sert'i severek takip ediyoruz. Ama Türkiye'nin yaz yaklaşırken yeni ‘ikoncanlara' ihtiyacı var. Aynı yüzleri görmekten sıkılanlar için CADDE'nin adayı Letisya Balul. HELLO! dergisinin son sayısına konuk olan Balul, Türkbükü, Alaçatı sahillerine, İstinye Park, Bebek çevrelerine özlediğimiz heyecanı getirecek potansiyele sahip. Yurtdışında eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye'ye dönen 27 yaşındaki Balul, yeni hayatını anlattı.

Letisya Balul, 27 yaşında. Eğitimini yurt dışında tamamlayıp ardından da çalışmaya başlayınca uzun süre ayrı kalmış Türkiye'den. İstanbul'un yerlisi, Musevi bir ailenin iki çocuğundan biri. İki sene önce ise kesin dönüş yapmış ve aile şirketinde göreve başlamış. Ünlü kozmetik markalarının Türkiye temsilciliğini yapıyor. Katıldığı davetlerde ünlü model Ece Sükan zannedilip ara sıra durdurulsa da o bundan şikayetçi değil. İsmi Letisya; ‘sevinç göz yaşları', soyadı Balul ise ‘biraz deli' anlamına geliyor. Adını da soyadını da çok seviyor. "Canlı tutuyor beni" diyor.

Kendinizden bahseder misiniz?

New York University'de ekonomi eğitimi gördüm dört sene. İki sene de çalışma hayatım oldu orada moda üzerine. Ondan sonra vize problemi nedeniyle geri dönmek zorunda kaldım. Aile işine başlamadan önce kendim bir şeyler yapmak istedim. Sonra aile işine girdim. O işimle beraber moda çekimi, styling ve Londra merkezli bir internet sitesinin Türkiye satın almasını yapmaya başladım. Şu anda üç işi birden yapıyorum.

Aile işiniz nedir?

npa Kozmetik şirketin adı. Kozmetik ithalatı yapıyoruz. Agent Provocateur, Max Mara, Trussardi, John Galliano gibi parfümlerin yanı sıra vücut ve saç bakım ürünleri de mevcut. 20 senelik aile şirketi. Bir yandan kozmetik işi bir yandan styling'i bir yandan da internet sitesinden satın alma üzerine çalışıyorum. Bu iş aksesuar üzerine. Ortadoğulu tasarımcıları dünyaya tanıtıp satan, diaboutique.com adlı bir site.

Evli değilsiniz değil mi? Evlilik için ne söylersiniz?

Değilim. Doğru insan doğru insan olursa neden olmasın. Evlilik üzerine kurulmuş bir hayatım yok. Önemli olan kendi kendine yetebilmek. Kendi başarılarımla mutlu olup, evlilik de yanında artısı olursa ne ala.

Bakım için kendinize çok vakit ayırır mısınız?

Elimde bu kadar ürün olmasına rağmen bir yerime ihtiyaç olunca kullanırım. Devamlı kremleneyim, makyaj yapayım gibi bir halim de yok. Kıyafetlerimle yaşıyorum. Sabahleyin ilk işim ‘bugün ne giyeyim' oluyor.

Stil mottonuz nedir?

Her gördüğünden ilham alabilen bir yapım var. Bu bir resim de olabilir, yolda gördüğüm 80 yaşındaki kadının paltosunu da beğenebilirim. Bir şeylerin farkına varıp, onları bir araya getirip ben'i yaratabilmek, stil "ben" olmalı yani. O gün ne hissediyorsam bir şekilde onu yansıtırım, oyun gibi...

Marka düşkünlüğünüz var mı?

Yok. Her şeyden biraz var. Babam, "Bir şey alacaksan uzun ömürlü olsun" der. Gardırobumda bu sene de 10 sene sonra da giyeceğim hatta torunlarımın da giyeceği seçilmiş parçalar var.

Formda görünüyorsunuz, spor yapar mısınız?

Sürekli spor yapan biri hiç olmadım ama haftada iki gün bir şeyler yapmaya çalışıyorum. İnsan dikkat ettikçe daha çok kilo alıyor ters etki yapıyor. Her istediğimi yiyip ancak belli bir noktada durduğum sürece normal.

Aynaya baktığınızda en çok nerenizi beğenirsiniz?

Genel duruşu beğeniyorum. Bunu karakter gibi bir sürü şey destekliyor. Kaş, göz gibi şeyler değil, beni ben olarak görmek hoşuma gidiyor.

Cool bir havanız var biraz sanki, öyle misinizdir?

Üzerimde bir rahatlık var ama çok tanıyınca o rahatlık olmuyor, o durum bazen rahatsızlık bile olabiliyor. Genelde rahat bir insanım. Hoşgörülü, ön yargısız, her şeyi olduğu gibi kabul edebilen bir insanım ama tüm bunlar bir noktaya kadar. O noktayı geçtiğinde tepki verebiliyorum. İyi bir izleyici ve gözlemleyiciyimdir genelde.

Sizi çok etkileyen, inandığınız cümle nedir?

"Öleceğini hatırla"... Birine "ne diyorsun sen" gibi bir şey. Bugün varız yarın yokuz gibi, kendi kendini köreltme gibi. Zıtlığı seviyorum yani. "Bilgisizlik mutluluktur", olay bilip bilmemek değil, bilip farkındalığını ondan farklı bir yöne çevirmek. Biliyorsun ama bilmemeyi tercih ettiğin şeyler seni bir şekilde ileriye götürür. Herkes kendini bilsin! Ne olduğunu bildiğin sürece, herkesin sınırları belli olacak.

Nasıl biri asla değilsinizdir?

Kıskanç asla değilimdir. Dediğim dedik hiç değilim. Kendi içimde limitlerim var, kabul edip etmeyeceğim şeyler var. Her şey içimde hazır ama bunun ne olduğunu öğrenip öyle hareket etmek lazım. Karşımdaki insan nerede durduğunu bilen, ne istediğini bilen biri olduğu sürece kimseyle anlaşamama gibi bir durumum yok. Kolay anlaşılan biriyim ama bazen anlaşılması zor biri olabilirim. Tanıyıp görünce bu fikir değişiyor. İsteğimi dolambaçlı yollardan söylüyorum ama bu düşünme süresine ihtiyacım olduğu için böyle oluyor. Aslında aklımdakini direkt bir şekilde söylüyorum.

Ece Sükan'a benzetiliyorsunuz. Bu durum sizi rahatsız ediyor mu?

Kesinlikle rahatsız etmiyor, çok benzetiliyorum. Yurt dışından iki sene önce dönüş yaptım. Kimseyi çok tanımıyorum. Baktığımda ifade olarak ve ortak ilgi alanlarımızın çok benzer olduğunu görüyorum.

Yakışıklı değil, hoşgörülü olsun. Sevgi, aşk hakkında ne düşünüyorsunuz, aşka inanır mısınız?

Duygularının bilincinde yaşayan bir insan değilim. O biraz kopuk. "Aşk nedir" in cevabını da çok bilmiyorum. Şimdiye kadar içgüdülerime ve kendi görüşüme çok güvendim. Bir şey bana iyi gözüküyorsa iyidir, aşk mıdır belki aşktır belki değildir, bilerek yaşamıyorum açıkçası.

Sevgi mi daha önemli?

Birini bir şekilde sevmek zor değil. Sevmek bana daha kolay geliyor. Hoş görülü, kabul edebilen bir yapım olduğu için o insanı o haliyle sevebiliyorum. Çok didikleyen bir insan değilim. Aşık olmak daha zor geliyor bana aslında.

Nasıl biri ilginizi çeker?

Kendine güvenil biri olması lazım. Hayatı zevk alarak yaşaması önemli. Yaptığı şeyleri mecburiyetten değil zevk alarak yapması önemli. Hayatından memnun bir insan olmalı. Baktığımda yakışıklı olması önemli değil. Hoş görü daha önemli. Ama yakışıklı olursa ne ala. İlk baktığım şey kaşı gözü olmayacak.

Kendiniz için neler yapmayı seviyorsunuz?

O sırada ihtiyacım olan neyse onu kendime verebilmek bir lüks. Uzun zaman görmediğim bir arkadaşımla bir kadeh şarap içmek de olabilir, üç beş saat yoga yapmak da olabilir. Doğru zamanda ne hissettiysem onu kendime verebilmeyi de çok seviyorum.

İstanbul'da nerelere gidersiniz? Müdavimi olduğunuz bir yerler var mı?

Hiçbir yerin müdavimi olmadan, her yerden bir şey alarak yaşamayı daha çok seviyorum. Aynı yere gitmek fiziksel ve kafa olarak beni sıkar. İstanbul öyle bir yer. İstanbul'da kendini bir yere kaptırdın mı, kısır döngü içinde dönüp duruyorsun. Her gün aynı cafede oturmayı hiç sevmem. İstanbul çok büyük bir şehir, gidilecek çok yer var. Her yerden biraz da olsa fikir sahibi olmayı seviyorum, şehre karşı taze tutuyor bu beni. Kendimi burada mutlu tutabilmek için hep aynı şeyi görmemeye çalışıyorum. Beni yeni yerlere götürebilecek şeyler yapmaya çalışıyorum.

İstanbul'a döndüğüm için artık mutluyum. Vizeye başvurdum çıkmadı bir sürü bürokratik işle karşılaştım. Önümdeki opsiyonlara baktım. Beni ne mutlu edecekse onları yaparak yaşamaya çalışıyorum.