Büyükada depremleri korkuttu: Şener Üşümezsoy'dan İstanbul açıklaması
Büyükada'da meydana gelen mikro sarsıntılar sonrası artan 'büyük İstanbul depremi' endişelerine yanıt veren Yerbilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, "Adalar fayı yaşlı ve ölü bir faydır. Buradan büyük bir deprem çıkmaz" dedi.
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti.
Yıl dönümünden sadece iki gün sonra Büyükada açıklarında peş peşe mikro sarsıntılar meydana geldi.
Bu da 'büyük İstanbul depremi' endişesini yeniden gündeme getirdi.
GECE BOYUNCA HAREKETLİLİK SÜRDÜ
Hareketlilik, gece boyunca da devam ederek onlarca mikro sarsıntıya ulaştı.
Bu gelişme, Marmara Denizi'ndeki fay sistemleri ve özellikle Adalar fayı etrafındaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
'BÜYÜK İSTANBUL DEPREMİ' TARTIŞMALARI YENİDEN ALEVLENDİ
Türkiye'nin deprem riski en yüksek bölgelerinden biri olan Marmara'da, 1999 depreminden bu yana uzmanlar tarafından 'beklenen büyük İstanbul depremi' senaryoları sıkça tartışılıyor.
Geçtiğimiz yıl Nisan ayında Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem ve artçıları bu tartışmaları daha da yoğunlaştırmıştı.
ŞENER ÜŞÜMEZSOY ENDİŞELERE YANIT VERDİ
Bu sarsıntılar, 1999 depreminin yıl dönümüne yakın zamanda yaşandığı için endişeleri artırırken, uzman değerlendirmeleri de hızla geldi.
Yerbilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, daha önce de Adalar fayı konusunda farklı görüşler ortaya koyarak, bu hattın büyük deprem üretme kapasitesinin sınırlı olduğunu savunmuştu.
"DEPREMİN HABERCİSİ DEĞİL"
Şener Üşümezsoy, yaptığı değerlendirmede sarsıntıların beklenen büyük İstanbul depreminin habercisi olmadığını vurguladı.
"BURADAN BÜYÜK BİR DEPREM ÇIKMAZ"
Ana fay hattında olağan dışı bir hareketlilik bulunmadığını belirten Üşümezsoy, şu ifadeleri kullandı:
"Adalar fayı yaşlı ve ölü bir faydır. Buradan büyük bir deprem çıkmaz."

'BİRİKEN STRESİN KÜÇÜK ÖLÇEKLİ BOŞALMASI'
Üşümezsoy’a göre Büyükada’nın güneyinde kaydedilen mikro depremler doğrudan Adalar fayı üzerinde değil; ana fay sistemini güneyden kuzeye doğru kesen ikincil ve üçüncül fay kollarında meydana geldi.
Bu küçük fay segmentlerinin yıkıcı büyüklükte bir deprem üretecek düzeyde gerilim biriktirme kapasitesine sahip olmadığını savunan uzman, yaşanan hareketliliği bölgede daha önce biriken stresin küçük ölçekli boşalması olarak yorumladı.
'OLAĞAN FAY HAREKETLERİ'
Mikro sarsıntıların yıllar önce hazırladıkları fay haritalarıyla uyumlu olduğunu da hatırlatan Üşümezsoy, 1999 Marmara Depremi sonrasında da bölgede benzer nitelikte tetiklenmiş küçük depremlerin kaydedildiğine dikkat çekti.
Kamuoyunda oluşan 'İstanbul depremi geliyor' algısının bilimsel açıdan doğru olmadığını belirterek, sarsıntıların olağan fay hareketleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.