Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'yi terörden kurtararak şehitlerimize borcumuzu ödeyelim
Ahlat'ta gerçekleştirilen kabine toplantısının ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecinin 86 milyonun ortak meselesi olduğunu vurgulayarak siyaset dünyasına bu konuda sorumluluk alarak destek verme çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, geçtiğimiz iki yıl olduğu gibi bu yıl da Ahlat'ta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığında yoğun gündemle toplandı.
Toplantının sona ermesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, kameraların karşısına geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan burada açıklamalarda bulundu.
"GELİN TÜRKİYE'Yİ TERÖRDEN KURTARARAK ŞEHİTLERİMİZE BORCUMUZU ÖDEYELİM"
Konuşmasında geçtiğimiz günlerde kabul edilen Terörsüz Türkiye yasasına atıfta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, önemli bir çağrıda bulunarak "Bugün bir kez daha hangi siyasi görüşte olursa olsun herkesi çözümün bir parçası olmaya çağırıyorum.
Gelin Türkiye'yi terörden kurtararak şehitlerimize ve gazilerimize olan şükran borcumuzu layıkıyla ödeyelim.
Gelin sizler de bir ucundan tutun ve bu ağırlığı Türkiye'mizin üstünden hep beraber kaldıralım." dedi.
"HERKESİ SÜRECE OMUZ VERMEYE DAVET EDİYORUM"
Herkesin bu konuda sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Gelin tarih boyunca diz kırıp aynı sofraya oturmuş, aynı türküyü beraberce söylemiş, vatanı savunmak için aynı cephede şehit düşmüş insanlarımızın kardeşliğini daha da güçlendirelim.
Bu samimi çağrımız önce milletin, önce memleketin anlayışına sahip herkesindir. Türkiye artık bedel ödemesin diyen gencecik fidanlarımızı gözyaşlarıyla toprağa vermeyelim.
Anaların ipekten yüreği yeni acılarla kavrulmasın diyen herkesi sürece omuz vermeye, sürece destek olmaya davet ediyorum." ifadelerini kullandı.
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satırbaşları:
"CÜMLE KAHRAMANLARIMIZA RABBİMDEN RAHMET NİYAZ EDİYORUM"
"Anadolu'nun kapılarını açtığımız şanlı zaferin 955. sene-i devriyesinde aziz şehitlerimizin manevi huzurunda bulunmanın heyecanı içindeyiz.
Sözlerimin hemen başında, şu anda üzerinde bulunduğumuz topraklarda din için, devlet için, vatan için, İlây-ı kelimetullah davası için şehadetle ve gazilikle şereflenen büyüklerimizi rahmetle yâd ediyorum.
Malazgirt mücahitlerinin izinden giderek ilk fetihlerden İstiklal Harbi'mize, terörle mücadeleden 15 Temmuz direnişine kadar Türkiye'yi canından aziz bilen, cümle serden geçtilerle kanıyla ve canıyla milletimizi bugünlere getiren cümle kahramanlarımıza Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.
"AHLAT HALKINA TEŞEKKÜR EDİYORUM"
Sultan Alparslan'la birlikte Malazgirt'te destan yazdıktan sonra kılıçlarını Doğu Akdeniz'in, Ege'nin ve Karadeniz'in serin sularında soğutan o büyük komutanın emirlerini, beylerini, alplerini aynı şekilde şükranla anıyorum.
Daha önceki yıllarda olduğu gibi bu sene de şahsımızı, kabinemizi ve heyetimizi muhabbetle bağrına basan Ahlat halkına teşekkür ediyorum. Türkiye'nin dört bir yanından gençlerimizi bu tarih okyanusunda bir araya getiren Okçular Vakfımızı aynı şekilde gönülden tebrik ediyorum.
Osmanlı padişahlarının ata şehri olarak ziyaret ettiği Ahlat'ın tarihimizdeki yeri ve önemi anlaşıldıkça milletimizin Ahlat ve Malazgirt'e yönelik ilgisi de katlanarak artıyor. Biz de Ahlat'ı hak ettiği konuma getirmek için her türlü yatırımı yapıyor, Ahlat'ın ihtiyaçlarını bizzat takip ediyoruz. Sadece Malazgirt Zaferi kutlamalarımız değil, Kabine toplantılarımız da artık geleneksel hâle geldi. Cumhurbaşkanı Kabinesi olarak üçüncü kez bugün Ahlat'ta toplandık.
"TÜRKİYE'Yİ REFAH VE KALKINMA ROTASINDA TUTMAK İÇİN ÇABALIYORUZ"
Toplantımızda dış politika, ticaret, güvenlik ve Terörsüz Türkiye sürecimiz başta olmak üzere ülkemizi ilgilendiren kritik başlıkları istişare ettik.Burada öncelikle bir hususun altını çizmek istiyorum. Hükümet olarak çevremizde yaşanan çatışmalara rağmen Türkiye'yi kalkınma ve refah rotasında tutmak için yoğun çaba harcıyoruz.
Bölgemizdeki krizler ekonomik açıdan tüm dünya gibi bizi de etkiliyor olsa da istihdamdan ihracata, tarımdan turizme birçok alanda hedeflerimize bağlı kalmayı sürdürüyoruz.Şunu vatandaşlarımın bilmesini arzu ediyorum.
Adeta bir kriz fırtınası yaşadığımız bu sancılı dönemi popülizme tevessül etmeden, milletin ve ülkenin kaynaklarını büyük bir özenle koruyarak dinamik bir süreçte başarıyla yönetmenin çabasındayız.
KÜRESEL GELİŞMELERİN TÜRKİYE'YE YANSIMALARI
Ekonomide çarkların dönmesi, insanımızın işini ve aşını muhafaza etmesi, emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların etkilerinin asgari düzeyde tutulması, savunma sanayi ve uluslararası yatırımlar başta olmak üzere ortaya çıkan fırsatların değerlendirilmesi önceliğimiz olmaya devam etmektedir.
İran-Amerika geriliminin küresel ekonomide yol açtığı şok dalgası zamanla tesirini yitirdikçe inşallah bunun sokağa, çarşıya, pazara, günlük yaşama yansımalarını çok daha net görme imkânı bulacağız.
İstikameti bellidir ve eninde sonunda menziline ulaşacaktır. Uzun yolculukta ülkemizin en büyük şansı, tecrübeli, liyakatli, uyum ve adanmışlık içinde çalışan kadroların görev başında olmasıdır. Türkiye güvendedir.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE YASASI
86 milyonun emaneti ehil ellerde güven içindedir. Bu kutsal emanete hiçbir surette gölge düşürmeyeceğiz. Yavaşlamadan, rehavete kapılmadan, tedbiri, disiplini elden bırakmadan hep beraber hedeflerimize doğru ilerleyeceğiz.
Değerli misafirler, aziz vatandaşlarım, önceki hafta Gazi Meclisimiz tarihi bir mutabakat örneği sergileyerek 467 evet oyuyla Türkiye için hayati önemdeki bir yasayı kabul etti.
Millî dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine dair kanuna destek veren tüm milletvekillerimize bugün bir kez daha ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.
"BU YASA TÜRKİYE'Yİ VESAYET DÖNEMİ TORTULARINDAN KURTARACAK"
Türk siyasetinde bir dönüm noktası olan bu büyük uzlaşıyla Terörsüz Türkiye sürecimiz güven tazelemiş, çok ciddi güç kazanmıştır. Milletimiz vekilleri aracılığıyla çözüm iradesini çok net ortaya koymuştur. Farklı toplum kesimlerini temsil eden siyasi partilerin ülkemizin geleceğine dair bir meselede aynı paydada buluşması her türlü takdirin üzerindedir.
Bu mutabakat aynı zamanda demokrasimizi güçlendirecek, sivil siyasetin kapasitesini artıracak, Türkiye'yi vesayet dönemi tortularından kurtaracak yeni adımların cesaretle atılmasına zemin hazırlamıştır.
Şu bir gerçek ki Türkiye'nin hiçbir sorunu çözümsüz değildir. Günlük siyasi hesaplar yerine ülkeyi ve milleti merkeze alan bir anlayışla hareket edildiğinde Türk demokrasisi her türlü düğümü çözecek kapasite ve olgunluğa ziyadesiyle sahiptir.
"BU MESELE 86 MİLYONUN ORTAK MESELESİDİR"
Şu noktaya da dikkatlerinizi çekmek durumundayım. Son iki yılda birçok kritik eşiği suhuletle aşmakla birlikte önümüzde hâlen dikkatle yürünmesi ve yürütülmesi gereken bir yol bulunuyor. Herkesin bu süreçte çok daha özenli bir dil kullanması, yük olmak yerine yük almaya odaklanması, milletimizin hassasiyetlerini kaçıracak fevri söylem ve eylemlerden uzak durması büyük önem arz ediyor.
Siyaset her gün yapılır ama Türkiye'yi yarım asırlık bir sıkıntıdan kurtarma çabasına gölge düşürmenin bahanesi olmaz. Aynı durum medya kuruluşlarımız ve gazetecilerimiz için de geçerlidir. Sırf daha fazla görüntülenmek, daha fazla reyting ve etkileşim almak uğruna böyle hayati bir meseleyi enfekte etmeye kimsenin hakkı yoktur.
Çünkü bu iktidar ve ittifak olarak sadece bizim meselemiz değildir. Bu mesele bir devlet meselesidir. 86 milyonun ortak meselesidir. Milletimiz de artık bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesini istemektedir. Biz de bu sorunu çözmekte, gelecek nesillere terörsüz bir ülke ve bölge bırakmakta son derece kararlıyız.
"GEREKLİ MESAJI ÇIKARTMALARINI TEMENNİ EDİYORUM"
Bölgedeki sivil toplum kuruluşları kanaat önderlerinin daha fazla katkı vermesini bekliyorum. Şunu hatırlatmak isterim ki, bir miladı yaşamakta olduğumuz bu günlerde sürece katkı sunan herkes tarihin yeniden inşasında rol sahibi olacaktır.
Aynı şekilde süreci zora sokan, süreci dinamitleyen, tahrik eden, sürecin karşısında yer alan her türlü girişim de tarih karşısında mesul olacaktır.
Sorumluluk mevkiinde olanların, bilhassa günübirlik hesaplarla siyaset yapan kimi partilerin, Meclis'te 467 kabul oyuyla tecessüm eden iradeyi iyi okumalarını, oradan gerekli mesajı çıkartmalarını temenni ediyorum.
"İSTİKRARI ÖNCELEYEN DIŞ POLİTİKAMIZ KAOSTAN NEM ALAN MALUM ÇEVRELERİ RAHATSIZ EDİYOR"
Kıymetli misafirler, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonumuzun yanı sıra ülkemizin bölgesel barışı ve istikrarı önceleyen aktif dış politikasının istikrarsızlıktan ve kaostan nemalanan malum çevreleri rahatsız ettiği görülüyor.
Türkiye, kendi vatandaşlarıyla birlikte hiçbir ayrım yapmadan bölgesindeki herkes için barış, herkes için kalkınma istedikçe cinayet şebekelerinin kan ve çatışma üzerine kurulu planları bozuluyor.
Son dönemde Cumhurbaşkanı olarak şahsımızı ve Türkiye'yi hedef alan kirli kampanyaları, bütünüyle bozulan bu planların yol açtığı hırçınlığın ve çaresizliğin birer tezahürü olarak değerlendiriyoruz.
AYRINTILAR GELİYOR...