Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dikensiz gül bahçesinde yaşamıyoruz, güçlü olacağız
Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümü programında, Türkiye'nin coğrafi konumunun önemli olduğu kadar bin yıllık tarihinde birçok zorlukları da beraberinde getirdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözleri coşkuyla alkışlandı. Konuşmasının ardından sahnede Erdoğan ve Devlet Bahçeli'nin de yer aldığı 'zafer pozu' verildi.
Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümü.
Bu kapsamda çeşitli programlar düzenleniyor.
Dün Ahlat Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi'ndeki programa katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, burada önemli mesajlar verdi.
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Süreç tamamlandığında kazanan kardeşlik, barış ve istikrar olacak." dedi.
"Malazgirt Zaferi’mizin 955. yıl dönemi şimdiden hayırlı, mübarek olsun diyorum." sözleriyle konuşmasını bitiren Erdoğan, bugün ise Muş'taydı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini dinlemeye ve programa katılmak üzere alana gelen binlerce kişi tarafından coşkuyla karşılandı.
MALAZGİRT'TE ÖNEMLİ MESAJLAR VERDİ
955. Yıl Anadolu'nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı'nda Malazgirt Zaferi'nin, omuz omuza kazandılığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çanakkale'de, Milli Mücadele'de, 15 Temmuz'da zorlukları böyle aştık." dedi.
Bin yıldır bu topraklarda yaşayan Türk milletinin, nice zorluklukları birlik olarak aştığının altını çizerek, stratejik anlamda önemli ancak bir o kadar zorlu bu coğrafi konuma ilişkin "Dikensiz gül bahçesinde yaşamıyoruz." diyen Erdoğan, "Her daim güçlü olmak zorundayız." sözlerini kullandı.
NE ZAMAN KENETLENDİYSEK, ZAFERDEN ZAFERE KOŞTUK"
Erdoğan'ın konuşmalarında öne çıkan satır başları şunlar:
Aziz dostlarım, kıymetli kardeşlerim. Tarihte bazı hakikatler vardır ki bunların tahrif edilmesi, yok sayılması, inkar edilmesi mümkün değildir. Bu gerçeklerden biri de şudur.
Biz millet olarak ne zaman bir olduysak, birlik olduysak, sırt sırta, omuz omuza verdiysek, ne zaman birbirimize kenetlendiysek başarıdan başarıya, zaferden zafere koştuk. 955 yıl önce Malazgirt Destanı'nı unutmayın, böyle yazdık
Çanakkale'de, Milli Mücadele'de, 15 Temmuz'da zorlukları böyle aştık. Bağımsızlığımıza kasteden tüm alçakları böyle bozguna uğrattık. Ama ne zaman ki tefrikaya kapıldık, birbirimizden uzaklaştık, işte o zaman çok ciddi tehlikeler yaşadık.
"GÜÇLÜ OLMAKTAN, BAŞKA HİÇBİR SEÇENEĞİMİZ YOKTUR"
Şurayı özellikle vurgulamak istiyorum. Biz coğrafi olarak dikensiz bir gül bahçesinde yaşamıyoruz.
Dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgesinde tam bin yıldır şerefimizle, onurumuzla yaşamaya çalışıyoruz. Bu coğrafyada bizim güçlü olmaktan, bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur.

"TÜM ÇABAMIZ MÜESSİR VE MÜREFFEH BİR TÜRKİYE'Yİ İNŞA ETMEK İÇİNDİR"
Sadece kendi hak ve hukukumuzu korumak için değil, yüzünü ülkemize çevirmiş milyonlarca kardeşimiz için de biz güçlü olmak zorundayız.
Savunmadan diplomasiye, eğitimden ulaştırmaya, ekonomiden sağlığa tüm çabamız müessir ve müreffeh bir Türkiye'yi inşa etmek içindir.
Bu uğurda elimizle birlikte gövdemizi de taşın altına koymuş durumdayız.
"BİR YOLA BAŞ KOYDUĞUMUZ ZAMAN ATIMIZIN KUYRUĞUNA BAĞLARIZ"
Bakın sevgili kardeşlerim, millet olarak bizim çok eski bir geleneğimiz var. Bir sefere çıktığımız zaman, bir yola baş koyduğumuz, bir işe giriştiğimiz zaman atımızın kuyruğunu bağlarız.
Bunu, ne olursa olsun geri dönmeyeceğimizi, sonuna kadar gideceğimizi anlatmak için yaparız. İşte biz de Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmek için atımızın kuyruğunu bağladık.
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE BÖLGE HEDEFLERİMİZİ ATIMIZIN KUYRUĞUNA BAĞLADIK"
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere atımızın kuyruğunu bağladık.
İçinde bulunduğumuz coğrafyayı yeniden barış ve esenlik yurdu yapmak için atımızın kuyruğunu bağladık.
Terör gibi ebedi kardeşliğimize vurulan hançerleri söküp atmak için atımızın kuyruğunu bağladık.
955. YILDA 'ZAFER POZU'
Konuşması sırasında coşkuyla alkışlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sözlerinden sonra protokol sahneye çıktı.
Malazgirt Zaferi'nin 955. yılında 'zafer pozu' verildi.

"BÖLGEMİZDE TARİH YENİDEN YAZILIYOR"
Dost, düşman herkes şunu bilsin ve anlasın. Bölgemizde tarih yeniden yazılıyor. Türkiye, vicdanlı, ilkeli ve barışçıl politikalarıyla tarihe yön veriyor.
Bunun önünü artık hiç kimse kesemez. Tarihlerle, tuzaklarla Türkiye'nin ve Türk milletinin kutlu yürüyüşünü durduracaklarını zannedenler hayal kırıklığına uğramaya mahkumdur.
Biz ne doğru bildiğimiz yoldan saparız ne de birilerinin tahrikleriyle farklı yollara gireriz. Bugüne kadar olduğu gibi yolumuzdan dönmeyecek, azimle, sabırla ve elbette kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz. Mevla yolumuzu açık etsin diyorum.

"BİZANS'IN KİLİDİNİKIRIP ANADOLU'NUN KAPISINI AÇTIĞIMIZ MALAZGİRT'TEYİZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında ayrıca şu sözleri kullandı:
"Aziz milletim, sevgili Muşlu kardeşlerim, Milliyetçi Hareket Partisi'nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, siyasi partilerimizin saygıdeğer genel başkanları, Türkiye Yüzyılı'nın teminatı sevgili gençler, kıymetli hanım kardeşlerim, hepinizi en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.
Dün Anadolu'nun giriş kapısı, ata şehrimiz Ahlat'taki etkinlik alanını ziyaret ederek gençlerimizle kucaklaştık.
Ardından Kabine Toplantımızı Cumhurbaşkanlığı Ahlat Külliyemizde üçüncü kez gerçekleştirdik. Şimdi de Bizans'ın paslı kilidini iman anahtarıyla kırıp Anadolu'nun cümle kapısını açtığımız Malazgirt'te sizlerle beraberiz.
"ŞEHİT VE GAZİLERİMİZİ KEMALİ EDEPLE YAD EDİYORUM"
Konuşmamın başında Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümü mübarek olsun diyorum. Malazgirt'te hem dehasının hem de bileğinin kuvvetiyle bize bu aziz vatanın kapılarını açan Sultan Alparslan'ı, onun kutlu ve yiğit ordusunu, şehit ve gazilerimizin tamamını bugün bir kez daha kemali edeple yad ediyorum.
Bu meydanı tıka basa dolduran, buradan dünyaya çok güçlü bir birlik ve beraberlik mesajı veren siz kardeşlerime tek tek şükranlarımı sunuyorum.
Beyaz başörtüleriyle, beyaz leçekleriyle burayı adeta bir papatya bahçesine çeviren hanım kardeşlerime teşekkür ediyorum.
"ŞU MUHTEŞEM KARDEŞLİK TABLOSU İÇİN SİZLERİ TEBRİK EDİYORUM"
Gelecekteki zaferlerimizin, istikbalde yazacağımız destanların müstakbel neferleri olarak gördüğüm genç kardeşlerime özellikle teşekkür ediyorum.
Tarihinize, ruh köklerinize, ecdadın mukaddes emanetine sahip çıktığınız için, Alparslan'ın ve gaza erlerinin o mübarek ruhlarını bugün bir kez daha şahit ettiğiniz için, şu muhteşem kardeşlik tablosu için sizleri yürekten tebrik ediyorum.
Rabbim sizleri korusun. Rabbim bu aziz millete, bu büyük devlete en güzel, en hayırlı hizmetleri yapmayı siz gençlerimize nasip eylesin.
Bugün aynı zamanda Anadolu'nun harim-i ismetine uzanan kirli elleri topraklarımızdan söküp atmak üzere başlattığımız büyük taarruzun 104. sene-i devriyesini idrak ediyoruz.
Ben de sizlerle gurur duyuyorum. Sağ olun. Bu vesileyle Milli Mücadele'de bağımsızlığımız için bedel ödeyen şehit ve gazilerimize de Allah'tan rahmet niyaz ediyorum.
Şunu bilhassa ifade etmek isterim sevgili gençler. Biz Malazgirt'te ebedi yurt kıldığımız bu cennet vatanı tam 850 sene sonra işgalcilere karşı canımız pahasına savunmuş, bu uğurda can alıp can vermiş, istiklaline aşık bir milletiz.
Devletimizin bekası, milletimizin varlığı, bayrağımızın göklerde gururla dalgalanması için anadan, yardan, serden geçmiş kahraman bir milletiz. Gerektiğinde her şeyden sarfınazar ederiz.
Ama söz konusu vatanımız olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz. İnşallah bundan sonra da başımız dik, alnımız ak bir şekilde, bükülmez bir bilekle, çelikten bir yürekle kıyamete kadar burada var olmaya, bu topraklarda özgürce yaşamaya devam edeceğiz.
"GALİP GELİRSEK NE ALA, AKSİ TAKDİRDE ŞEHİR OLARAK CENNETE GİDECEĞİZ"
Kıymetli kardeşlerim, Malazgirt'in önemi, kendisinin başlı başına bir tarih olmasından kaynaklanır. Bayrak şairimiz merhum Arif Nihat Asya, burada yazılan o muhteşem destanı işte bu sözlerle ifade etmişti.
Bakınız, bundan tam 955 sene önce, 26 Ağustos 1071'de Sultan Alparslan ordusuyla birlikte cuma namazını eda etti. Ardından askerleriyle birlikte Cenab-ı Allah'a dualar etti.
Dua bitince o yiğit sultan ordusuna dönüp şunları söyledi. Daha ne zamana kadar biz azınlıkta, düşman çoğunlukta olduğu halde böyle bekleyeceğiz.
Ben, bizzat Müslümanların minberlerde bizim için dualar ettikleri vakitte düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek ne ala. Aksi takdirde şehit olarak cennete gideceğiz.
"SAVAŞIN SONUNDA TARİHE GEÇEN GÖRKEMLİ BİR DESTAN YAZDI"
Şu anda karşınızda ne emreden bir sultan ne de emir alan bir asker vardır. Bugün ben de sizlerden biriyim. Sizinle beraber kılıç sallayacağım. Benimle gelmek isteyenler gelsin. İstemeyenler geri dönsün. Sözlerini bitirince, ölürsem kefenim olsun diyerek giydiği beyaz elbisesi sırtında, okunu ve yayını aldı, atının kuyruğunu bağladı. Düşmana yaklaştığında atından inip yüzünü toprağa sürerek yine Rabb'ine dualar etti, niyazda bulundu. Sonra atına tekrar binerek kendisi önde, gazanferler yanında düşmanın üzerine ok gibi atıldı. Savaşın sonunda ordusuyla beraber Malazgirt'te tarihe geçen görkemli bir destan yazdı.

"O KİLİDİ SULTAN ALPARSLAN VE ORDUSU AÇTI"
Kardeşlerim, Sultan Alparslan muhteşem zaferiyle sadece Anadolu'nun kapılarını milletimize açmadı.
Selahaddin Eyyubi ile Kudüs'e, Sultan Fatih ile İstanbul'a, Osmanlı Cihan Devleti ile üç kıtaya giden yolları da açtı. Mevlana ile Yunus Emre ile Hacı Bektaş-ı Veli ile İdris-i Bitlisi ve Ahmed-i Hani ile gönüllere giden yolları da açtı.
Anadolu'dan Balkanlara, Hicaz'dan Kuzey Afrika'ya, Adriyatik'ten Ata yurdumuza giden yolları da açtı. Kilitliyoruz ya, işte o kilidi Sultan Alparslan ve ordusu açtı.
Merhum Fazıl Hüsnü Dağlarca bunu şöyle anlatıyor. Bağladı atının kuyruğunu, yaptı bir topuz. Ölümü ölüme doladı Alparslan.
"ALPARSLAN VE YİĞİTLERİNİN AZİZ RUHLARI ŞAD OLSUN"
Sürdük atlarımızı üstüne, üç yüz binin atıldık sağlı sollu. Damar damar yarıldı gökyüzü allığından, varırken Tanrı'sına bir şehit Gökçe yollu.
Her gören taş kesildi ulu görkemimizden. Atlar dört başlı, işte yiğitler sekiz kollu. Alparslan ve yiğitlerinin aziz ruhları şad olsun.
Medeniyet coğrafyamızı ihya eden ecdadın ruhu şad olsun. Bir yıldır şehitler tepesini boş bırakmayan cümle şühedanın ruhları şad olsun.