Dünya Bankası: Türkiye güçlü KOBİ tabanına sahip
Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Lopez, KOBİ'lerin büyükşehirlerden daha küçük yerleşimlere kadar Türkiye'nin her yerinde faaliyet gösterdiğini belirterek bunların, üretimin ve hizmetlerin devamlılığı açısından kritik rol oynadığını söyledi.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından 6 Nisan 2017'de alınan kararla KOBİ'lerin küresel ekonomiye ve sürdürülebilir kalkınmaya katkılarını vurgulamak amacıyla ilk kez 27 Haziran 2017'de kutlanmaya başlanan "Mikro, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Günü", her yıl düzenli olarak aynı tarihte kutlanıyor.
Bu yıl da "İnovasyon ve Sürdürülebilir Sanayi Gelişimi Yoluyla KOBİ'lerin Güçlendirilmesi" ana temasıyla kutlanacak özel gün kapsamında BM'nin New York'ta bulunan Genel Merkezi'nde 6 Temmuz'da düzenlenecek etkinlikte, KOBİ'lerin ekonomik büyüme ve sürdürülebilir kalkınmadaki kritik rolü ele alınacak.
DÜNYA GENELİNDE İŞLETMELERİN YÜZDE 90'I KOBİ
BM verilerine göre, KOBİ'ler, dünya genelindeki işletmelerin yüzde 90'ını, istihdamın yaklaşık yüzde 70'ini oluştururken küresel ekonomide gayri safi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 50'sine karşılık geliyor.
Mikro, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Günü kapsamında, Türkiye'deki KOBİ'lerin ekonomideki önemi, sağlanan destekler ve finansmanlara ilişkin Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, değerlendirmelerde bulundu.

"KOBİLER TÜRKİYE EKONOMİSİNİN BEL KEMİĞİ"
Lopez, KOBİ'lerin Türkiye ekonomisinin belkemiğini oluşturduğunu vurgulayarak "Türkiye’de 3,9 milyondan fazla işletme KOBİ niteliğinde ve bu işletmeler toplam istihdamın yaklaşık yüzde 70’ini sağlıyor. Dolayısıyla Türkiye’de istihdamdan bahsettiğimizde, büyük ölçüde KOBİ’lerden bahsediyoruz." dedi.
KOBİ'lerin büyükşehirlerden daha küçük yerleşimlere kadar Türkiye'nin her yerinde faaliyet gösterdiğini belirten Lopez, üretimin ve hizmetlerin devamlılığı açısından kritik rol oynadığına dikkati çekti.
Lopez, KOBİ politikasının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir öncelik olduğunu dile getirerek "KOBİ’lerin desteklenmesi birden fazla alanda eş zamanlı adım atılmasını gerektiriyor. Dünya Bankası Grubu’nun güçlü yönlerinden biri, kamu ve özel sektör araçlarını birlikte kullanabilmesi." diye konuştu
Dünya Bankası'nın kamu politikaları, kurumlar, garanti mekanizmaları ve kriz müdahalesi alanlarında çalışırken Uluslararası Finans Kurumu'nun (IFC) özel sektör yatırımlarını, finansal kurumları ve sermaye piyasalarını desteklediğini ifade eden Lopez, söz konusu çalışma yaklaşımının Türkiye gibi büyük ve dinamik bir ekonomide özellikle önem taşıdığını kaydetti.
"KOBİ’LERİN EKONOMİ VE İSTİHDAM İÇİNDEKİ AĞIRLIĞI ÇOK YÜKSEK"
Lopez, Türkiye'deki KOBİ'lerin ekonomideki önemine işaret ederek "Finansmana erişimde yaşanan zorluklar Türkiye’ye özgü değil. Dünya genelinde KOBİ’ler işletmelerin çok büyük bir bölümünü oluşturuyor. Dünya Bankası Grubu verileri, gelişmekte olan ekonomilerde KOBİ finansman açığının trilyonlarca dolar seviyesinde olduğunu gösteriyor. Kamu politikaları, garanti mekanizmaları, güçlü veri altyapısı, finansal kapsayıcılık ve kriz dönemlerinde hızlı destek mekanizmaları büyük önem taşıyor." ifadelerini kullandı.
Dünya Bankası'nın kamu kurumları aracılığıyla KOBİ'lere sağladığı desteklerle ilgili açıklamalarda bulunan Lopez, bankanın KOBİ’lerin daha dayanıklı, verimli ve kapsayıcı şekilde büyümesine yardımcı olmak için kamu kurumları ve uygulayıcı kuruluşlarla çalıştığını söyledi.
KOBİLER İÇİN TÜRKİYE'YE DESTEK
Lopez, bu kapsamdaki çalışmalara ilişkin şunları kaydetti:
"Bunu kriz dönemlerinde hızlı finansman sağlayarak uzun vadeli kredi programları tasarlayarak ve finansal sistemin KOBİ’lere daha iyi hizmet verebilmesi için kurumsal kapasiteyi güçlendirerek yapıyoruz. Örneğin, 2020-2023 döneminde Dünya Bankası destekli projeler Türkiye’de 87 binden fazla mikro, küçük ve orta ölçekli işletmeye finansman sağladı ve yaklaşık 115 bin işin yaratılmasına veya korunmasına katkıda bulundu. Yeni işe alımların yüzde 77’si 30 yaş altı kişilerden, yüzde 61’i ise kadınlardan oluştu. Bu destek, işletmelerin salgın ve depremler gibi büyük afetler sonrasında faaliyetlerini sürdürmesine yardımcı oldu."
"DÜNYA BANKASI’NIN DEPREM SONRASI MKOBİ PROJESİ YAKLAŞIK 40 BİN İŞLETMEYE FİNANSMAN SAĞLADI"
Lopez, depremden etkilenen bölgelerde KOBİ'lere verilen desteklerin önemine vurgu yaparak buralardaki işletmelerin yalnızca fiziksel hasarla değil, piyasa bağlantılarında, iş gücüne erişimde, tedarik zincirlerinde ve nakit akışında yaşanan kesintilerle de karşı karşıya kaldığını söyledi.
Amaçlarının yalnızca kısa vadeli destek sağlamak olmadığına işaret eden Lopez, "Amacımız, işletmelerin toparlanmasına, çalışanlarını korumasına ve yerel ekonomik canlanmaya katkı sunmasına yardımcı olmaktı. 2023 depremlerinin ardından onaylanan 450 milyon dolarlık deprem sonrası MKOBİ destek projesi bunun iyi bir örneği. Dünya Bankası’nın deprem sonrası MKOBİ projesi yaklaşık 40 bin mikro, küçük ve orta ölçekli işletmeye finansman sağladı." değerlendirmesini yaptı.
"TÜRKİYE GÜÇLÜ BİR KOBİ TABANINA SAHİP"
Lopez, Türkiye'deki KOBİ'ler için yaptığı açıklamada, "Türkiye güçlü bir KOBİ tabanına sahip. Bu tabanı daha verimli, dayanıklı ve kapsayıcı hale getirmek sürdürülebilir büyüme açısından kritik olacak." diye konuştu.

"IFC’NİN ÖZEL BANKALARLA ÇALIŞMASININ NEDENİ KOBİ’LERE DAHA UYGUN, DAHA HEDEFLİ FİNANSAL ÜRÜNLERİN GELİŞTİRİLMESİNİ DESTEKLEMEK"
IFC Türkiye, Kazakistan ve Özbekistan Direktörü Lisa Kaestner da yaptığı değerlendirmede özel sektör perspektifinden bakıldığında KOBİ’lerin ekonominin en geniş tabanını oluşturduğunu, tedarik zincirleri, yerel piyasalar, ihracat ve dijital dönüşüm açısından büyük önem taşıdıklarını söyledi.
Bir KOBİ büyüdüğünde, bunun faydasının yalnızca o işletmeyle sınırlı kalmadığını ifade eden Kaestner, söz konusu faydanın tedarikçilere, çalışanlara, müşterilere ve yerel topluluklara da yansıdığına dikkati çekti.
Kaestner, KOBİ’ler için doğru finansman araçlarının istihdam ve verimlilikle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayarak IFC’nin Türkiye’deki yaklaşımının buna dayandığını ve KOBİ’lerin yatırım yapabilmeleri, büyüyebilmeleri, daha fazla istihdam oluşturabilmeleri için finansmana erişimlerini desteklemek olduğunu kaydetti.
BANKALARA DÜŞEN GÖREVLER
Türkiye'deki KOBİ finansmanında gelecek dönemde önceliklerinin, daha fazla özel sermayeyi harekete geçirmek ve finansmanın KOBİ’lere ulaştığı kanalları çeşitlendirmek olduğunu aktaran Kaestner, bu kapsamda bankalar aracılığıyla uzun vadeli finansmanın genişletilmesi, leasing ve faktoring şirketleri gibi banka dışı finansal kuruluşların rolünün güçlendirilmesi, ticaret ve tedarik zinciri finansmanı sağlanması ve sermaye piyasası araçlarının daha etkin kullanılmasının yer aldığını belirtti.
Kaestner, kadın istihdamının gündemlerinin merkezinde bulunduğunu ifade ederek "Kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 37 iken erkeklerde bu oran yüzde 73 seviyesinde. Bu farkın kapanması, GSYH’de yüzde 25’in üzerinde potansiyel bir artış sağlayabilir. Doğru finansman araçlarıyla bu potansiyel daha fazla yatırıma, daha fazla üretime ve daha fazla istihdama dönüşebilir." değerlendirmesini yaptı.