Savaşın gayrimenkul piyasalarına etkisi: Dubai'nin durumu

Savaşın gayrimenkul piyasalarına etkisi: Dubai'nin durumu

Orta Doğu’daki savaşın Dubai'nin gayrimenkul piyasalarını nasıl etkileyeceği merak konusu. Dubai, dünyanın birçok büyük ülkesinden yatırım çeken bir destinasyon olma özelliğini koruyor. Ancak son yaşanan olaylar, kısa vadede bekle-gör stratejisi uygulanmasına neden olabilir.

İsrail'in ABD desteği ile İran'a saldırması ve ardından İran'ın verdiği karşılıklar, Orta Doğu'da kargaşaya neden oldu.

Orta Doğu’da yaşanan son gelişmeler ve İran’ın bölge ülkelerine yönelik gerçekleştirdiği yoğun hava saldırıları, küresel yatırımcıların odağını yeniden Dubai’nin jeopolitik risklerine çevirdi.

KISA VADEDE BEKLE-GÖR

Dubai gayrimenkul piyasasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan gayrimenkul sektörü temsilcilerinden Hakan Bucak, sürecin kısa vadede bir “bekle-gör” dönemini beraberinde getireceğini belirtti.

Dubai; Hindistan, Çin, ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, Rusya, İran ve Türkiye başta olmak üzere dünyanın birçok büyük ülkesinden bireysel ve kurumsal yatırım çeken bir destinasyon konumunda.

DUBAİ "GLOBAL HUB" KONUMUNDA

Bireysel gayrimenkul yatırımlarının yaklaşık 100 milyar dolar seviyesine ulaştığı şehir, iş dünyasından sanata kadar geniş bir küresel yatırımcı kitlesine ev sahipliği yapıyor.

Son yıllarda Dubai yalnızca bir emlak pazarı değil; iş yapmak, varlık konumlandırmak ve uluslararası bir ağ kurmak isteyenler için bir “global hub” olarak öne çıkıyor.

Hakan Bucak, Dubai’nin bugüne kadar oluşturduğu yatırım çekim gücünü ve mevcut riskleri şu sözlerle değerlendirdi:

Dubai bugün dünyanın en büyük sermaye akışlarından birini yöneten merkezlerden biri haline geldi. Teknolojik sistemlerin güvenli ve hızlı işlemesi, yatırım süreçlerinin kolaylığı, yatırımcı dostu düzenlemeler ve siyasi istikrar algısı bu yükselişi mümkün kıldı.

Ancak Dubai’nin en önemli jeopolitik risklerinden biri her zaman Hürmüz Boğazı’na komşuluğu oldu. Olası bir İran krizinde Hürmüz’de yaşanacak bir karışıklığın Dubai’yi etkileyip etkilemeyeceği uzun süredir tartışılıyordu. Bu risk çoğu zaman teorik kabul edilse de bugün daha somut bir sınavla karşı karşıyayız.

“GAYRİMENKUL PİYASALARI MATEMATİKLE DEĞİL, GÜVENLE BÜYÜR”

Önümüzdeki sürecin 6-12 aylık bir “bekle-gör” dönemi olacağını belirten Bucak, Dubai markasının temelinin güven olduğunu vurguladı:

Bu süreçte Birleşik Arap Emirlikleri yönetiminin, zedelenen güvenlik algısını nasıl yöneteceği belirleyici olacak. Çünkü Dubai’yi öne çıkaran asıl unsur lüks, vergi avantajı veya yüksek getiri oranları değil; güvenliktir.

Sermaye güvenliği, yaşam ve yatırım güvenliği, siyasi istikrar ve hukuki öngörülebilirlik Dubai’nin temelidir. Gayrimenkul piyasaları matematikle değil, güvenle büyür.

"YAPISAL KIRILMANIN KALICI OLUP OLMADIĞI ÖNEMLİ"

Kısa vadede işlem hacminde yavaşlama ve fiyatlarda psikolojik düzeltme ihtimaline işaret eden Hakan Bucak, yapısal kırılma olup olmayacağının devlet refleksine bağlı olduğunu ifade ederek değerlendirmesini şöyle tamamladı:

“Kısa vadede işlem hacminde yavaşlama görülebilir, yabancı yatırımcı bir süre beklemeyi tercih edebilir ve fiyatlarda psikolojik bir düzeltme yaşanabilir. Ancak asıl soru bunun kalıcı bir yapısal kırılmaya dönüşüp dönüşmeyeceğidir. BAE’nin finansal rezerv gücü, kriz yönetim kapasitesi ve küresel diplomatik ağı küçümsenmemeli.

Bu dönem panik dönemi değil; risklerin yeniden fiyatlandığı bir dönem. Eğer güvenlik algısı kalıcı zarar görmezse, oluşabilecek fiyat düzeltmeleri uzun vadeli yatırımcı için fırsat doğurabilir. Önümüzdeki 6 ila 12 ay, yaşananların geçici bir psikolojik dalga mı yoksa güven algısında kalıcı bir kırılma mı olduğunu gösterecek.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi