Ertuğrul Özkök'ten Mümtaz'er Türköne'ye sert yazı
Özkök, Şehir tiyatroları üzerine yazdığı yazı sonrası Mümtaz'er Türköne'ye sert tepki gösterdi.
Başbakan Erdoğan Şehir Tiyatroları'nın özelleştirilmesini teklif edeceklerini açıkladı. Şehir Tiyatroları yönetmeliğiyle ilgili tiyatro sanatçılarına da sert cevap verdi. Erdoğan 'Soruyorum siz kimsiniz? Sanat sizin tekelinizde mi?' dedi. Başbakan'ın bu sözleri üzerine başlayan tartışma sürüyor. Tiyatrocular eylemde.. Tartışmaya Mümtaz'er Türköne de katılmıştı. Türköne, "Artık bu elitler kusura bakmasın" başlıklı yazısında "Bugüne kadar "mürteci", "yobaz" diye aşağıladığınız, zulmettiğiniz halk sizi artık sırtında taşımayacak." demişti.
Ertuğrul Özkök bugün Mümtaz'er Türköne'ye "Devlet için kurşun atan da şereflidir, yiyen de şereflidir" sözlerini hatırlattı ve çok sert bir yazı kaleme aldı. "Kurşun ata ata bir türlü bitmeyince" başlıklı yazısında "Ha, bu arada "sanatçının" yeni sıfatı da tenzili rütbe ile "aristokrasinin eğlendiricisi" haline indirilmiş, ne fark eder. "Soytarısı" demediğine dua edin. Helal olsun sana mümtaz arkadaş. Memleketi mermi manyağı yaptın..." dedi.
İşte Özkök'ün o yazısı:
DEVLET İÇİN SANATA SAYDIRIYOR
Aşağıdaki sözlerin müellifi, eski milliyetçi, yeni muhafazakâr bir arkadaş. Hani şu; "Devlet için kurşun atan da şereflidir, yiyen de şereflidir" diyerek, Susurluk ve faili meçhul menkıbesini yazan arkadaş. Devlet adına atılacak cephanesi henüz bitmemiş olmalı ki; şimdi de devlet adına sanata saydırma şerefinin nazariyesini yapıyor.
LAFLARI GÖRÜYOR MUSUNUZ
Devlet artık sanattan elini çekiyor ya? Bakın o bunu nasıl görüyor: "Türkiye'nin elitleri değişiyor. Elbette sanat anlayışı da değişecek. Yeni elitler yeni bir renk demek. Zaman alacak ama kendi estetiğini oluşturacak. Gelenekten, tarihte, tecrübeden ve iliklerimize işlemiş estetik alışkanlıklarımızdan güç alacaklar. Eski elitlere hizmet ederek icra-i sanat eyleyen sanatçılar kusura bakmasın. Artık toplumda bir karşılıkları kalmadı. Tarih, aristokrasinin mezarlığıdır. Aristokratlar tarih sahnesinden çekilirken yanlarında kendilerini eğlendiren sanatçılarını da götürürler." Lafları görüyor musunuz?
MARKSİSTLER DE BUNA İNANMIŞTI
Kimin hangi sanatı tüketeceğine bu arkadaş karar verecek. Yani "Memlekete
sanatçı lazımsa, onu da biz yaratırız" tavrı. Gençliğimizde, yani 20'nci yüzyılda genç Marksistler şuna inanmıştı: Yükselen burjuvazi, aristokrasiyi tarihe gömecektir. Gömdü zannediyorduk ama gömememiş olmalı ki, şimdi daha sıkı mezar kazıcıları devreye giriyor. Liberal burjuvazi gömemedi, vardiya muhafazakâr burjuvazide. Üstelik gömmeye doyamıyor da... Aristokratları gömerken, onları "eğlendirenleri" de Mısır firavunlarının karıları gibi, canlı canlı yanlarına gömmeye ant içmiş...
SOYTARI DEMEDİĞİNE DUA EDİN
Bir insan devlet adına kurşun atmayagörsün; duramaz. Eski devlet için kurşun atmak şerefliydi; şimdi yeni devlet var, onun için kurşun atmak da hem kutsal bir vazifedir hem de farzdır. Atışa devam... Ha, bu arada "sanatçının" yeni sıfatı da tenzili rütbe ile "aristokrasinin eğlendiricisi" haline indirilmiş, ne fark eder. "Soytarısı" demediğine dua edin.
MERMİ MANYAĞI YAPTIN
Helal olsun sana mümtaz arkadaş. Memleketi mermi manyağı yaptın... Şerefli avcı, şimdi aristokrasi ve soytarı avında. Beş atış 25 kuruş. Bu defa, aristokrat ve soytarı kellesi getirene ödül de var. Eski Türkiye'den, 3 aristokrat soytarı kellesi getirene, yeni Türkiye'den muhafazakâr bir sanat eseri bedava...