Evlerinin bir odasını kiraya vererek başladılar! Şimdi üç kuşaktır pansiyoncular

Bugün yaz aylarında binlerce tatilciyi ağırlayan Avşa Adası’nın turizm hikayesi, büyük otellerin ya da modern tatil köylerinin kurulmasıyla başlamadı. Bu hikaye, ada halkının evlerinin kapılarını yavaş yavaş yazlıkçılara açmasıyla şekillendi.

Aslı Didari Aslı Didari
Evlerinin bir odasını kiraya vererek başladılar! Şimdi üç kuşaktır pansiyoncular
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Balıkesir'e bağlı Avşa’da pansiyonculuğun temelleri, adanın İstanbul’dan gelen yazlıkçılar ve tatilciler tarafından keşfedilmesiyle atıldı. Zamanla ada halkı evlerini, sofralarını ve samimi misafirperverliklerini ziyaretçilere açtı. Bu sıcak karşılamanın yanı sıra gelişen turizm hareketi, evlerin pansiyona dönüşmesini sağladı. Böylece Avşa’da bugün adanın turizm kültürünün önemli bir parçası haline gelen pansiyonculuk geleneği doğdu.

İstanbul’dan deniz yoluyla Avşa’ya gelen tatilciler, ilk yıllarda otel yerine ada sakinlerinin evlerinde konaklıyordu. Evlerdeki boş odalar yaz aylarında ziyaretçilere kiralanıyor, böylece hem gelen misafirler uygun fiyatla kalacak bir yer buluyor hem de ada halkı için yeni bir gelir kapısı oluşuyordu.

AVŞA’DA PANSİYONCULUK, BUGÜNKÜ NESLE DEDELERİNDEN MİRAS

1950’lerden itibaren Avşa’nın İstanbul’a yakınlığı ve deniz ulaşımının gelişmesiyle adaya gelen tatilci sayısı arttı.

İlk gelenler uzun süreli olarak aynı evleri tercih ettikleri için tatilcilerle ev sahipleri arasında dostluk ilişkisi gelişti.

Bu, zamanla düzenli bir pansiyonculuk kültürüne dönüştü.

PANSİYONCULUĞUN ALTIN ÇAĞLARI 1970'LERDE YAŞANDI

Özellikle 1970 ve 1980'lerde Avşa’nın turizm kimliği hızla gelişti. Üzüm bağlarının bulunduğu alanların bir bölümünün konaklama ve plaj işletmelerine dönüşmesiyle ada, bağcılık ağırlıklı ekonomiden giderek “yazlık tatil ve pansiyon adası” kimliğine geçti.

Adalı halk geçim kaynağı olan üzüm bağlarını yavaş yavaş terk ederek pansiyonculuğa geçti.

Bu yıllardan itibaren Avşa’da turizmin hareketlenmesiyle birlikte konaklama ihtiyacı da arttı. Ev pansiyonculuğunun yanında otel ve motel yatırımları görülmeye başlandı.

Sonrasında gelen misafirlere yönelik eğlence ve yemek hizmeti için işletmeler devreye girdi.

Gece saat 24.00'te ışıkların söndüğü, içme suyu için çeşmelere akın edildiği ada, ihtiyaçlar doğrultusunda gelişti.

BİR ODASINI KİRALAYANLAR ADANIN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ

Bir zamanlar birkaç odalı evlerde başlayan bu mütevazı girişim, yıllar içinde Avşa’yı Marmara Denizi’nin en bilinen tatil merkezlerinden biri haline getiren turizm ekonomisinin temel taşlarından biri oldu.

AİLE İŞLETMELERİ TERCİH EDİLİYOR

Ancak bugün bile Avşa’nın sokaklarında rastlanan çok sayıdaki aile işletmesinin köklerinde, yıllar önce evinin bir odasını tatilciye açan o ada sakinlerinin hikayesi bulunuyor.

ÖNCE EVİN BİR ODASI, SONRA TAMAMI PANSİYON OLDU

Giderek daha fazla tanınmaya başlayan Avşa’da tatilci sayısı arttıkça, evlerde birkaç odayla başlayan bu gelenek giderek yaygınlaştı.

ADANIN GEÇİM KAYNAĞI 

Bir odanın kiraya verilmesiyle başlayan küçük girişimler, zamanla Avşa’nın en önemli geçim kaynaklarından biri olacak pansiyonculuk kültürünü ortaya çıkardı.

TATİLCİLER, MÜŞTERİ DEĞİL MİSAFİRDİ

O yıllarda Avşa’da yaz aylarında evlerin bir bölümü tatilcilere ayrılıyor, ada sakinleri ise misafirlerini kendi evlerinin bir parçası gibi ağırlıyordu.

İlk karşılaşmada sarılmalar, hal hatır sormalar, akşamları kapı önünde yapılan sohbetler, çocukların arkadaş olması, hediyeleşmeler, dönemin pansiyonculuğunun yalnızca bir konaklama hizmeti olmadığını gösteriyordu.

GELENLER HEP AYNI EVDE KALMAYA DEVAM ETTİ

Tatilciler birkaç günlüğüne geldikleri adadan çoğu zaman yeni dostluklarla ayrılıyor, sonraki yaz aynı evin kapısını yeniden çalıyordu.

ADAYI, ADALILARDAN DİNLEYELİM

Nilgün Çankırı Yıldırım, Ensonhaber’e yaptığı açıklamada, Çankırı Motel’de pansiyonculuk geleneğinin dedeleriyle başladığını belirterek, “Daha sonra anne ve babamız devraldı. Şimdi ise biz bu geleneği sürdürüyoruz.” diyerek Avşa'da pansiyonculuğun dünü ve bugününü anlattı.

"ADAYA GELEN MİSAFİRLERE ODA KİRALANMASI PANSİYONCULUĞA ATILAN İLK ADIM OLDU"

SORU 1: Avşa'da pansiyonculuk ne zaman ve hangi vesileyle başladı?

"Pansiyonculuğun tarihine değinecek olursak; eskiden insanların kaldıkları evlerinin bir yatak odasını da gelen misafirlere vermesiyle başladı. İlk zamanlarda hatta Avşa Adası'nda bu verilen evlerde insanlar çekinerek, 'Ayıp mı ediyoruz para alarak? Tanrı misafiri insanlar' diye düşünülerek verilmeye başlanmış. Benim ailem, büyüklerim anlatırken hep öyle anlatırdı.

SORU 2: Aileniz bu işe ne zaman ve nasıl başladı?

ÜÇ KUŞAKTIR PANSİYONCULUK YAPIYORUZ

"Daha sonra insanlar çoğalınca, talep artınca herkes evinde hazırlıklar yapmaya başlamış. Yaz gelince gelenlerin rahat kalması için yardımcı olsun diye 1-2 odasını düzenlemiş. Bu benim babaannemin, dedemin zamanında başlamış. Biz 3. kuşak olarak devam ediyoruz."

"21 GÜNLÜK TATİL SÜRELERİ 2 GÜNE DÜŞTÜ"

SORU 3: Adada tatil şekli geçmişte nasıldı, şimdi nasıl?

"Zamanla adaya tatil yapmak için hep aynı kişiler gelmeye başlamış ve tanışıklıklar, dostluklar oluşmuş. Herkesin misafiri belliydi. Ben çocukken 'şunlar şunun misafiri, bunlar bunun misafiri' diye bilinirdi. Tabii adada nüfus da az, herkes birbirini tanırdı. Ve tatiller kısa olmazdı; en az 10-15 ya da 21 günlük süreçlerde kalınırdı. Dolayısıyla çocuklukta hepimiz çok güzel arkadaşlar edindik. Yazlık arkadaşı gibi hep aynı kişilerle oynama fırsatımız oldu.

Tabii daha sonra zamanın getirdiği yenilikler, yeni yapılan apartlar, pansiyonlar... Önce ortak kullanımlı; yani banyo, tuvalet ortak, odalar ayrı pansiyonlar oluştu. Daha sonra apartlara geçildi.

Modern hayatla birlikte insanın ihtiyaçlarının da değişmesiyle daha farklı sisteme dönüşmeye başladı. Bugün için 2-3 günlük kalma sürelerinden aylık veya sezonluk kalma sürelerine kadar insanların gelip gittiği tatil beldesi olmaya başladı."

"OKULLAR KAPANDIĞINDA ADADA SEZON BAŞLAR"

SORU 4: Sezon ne zaman başlıyor?

"Adamız yerli turizm hizmetindedir. Dolayısıyla okullar kapanınca başlar, okullar açılırken de hemen hemen bitmeye yakın olur. Ondan sonra işte emekliler gelir, gençler gelip gider, bu şekilde olur. Ama okulların kapandığı tarihten sonra daha çok emekliler gelir. Eğlence hayatı biraz olsun azalmaya başladığından gençlerin talebi de azalmış olur."

"İÇİNDE İNSAN OLAN HER İŞ HEM KEYİFLİ HEM DE ZORDUR"

SORU 5: Yaptığınız işin keyifli ve zor yanları neler?

"İnsanın olduğu her yerde kolaylıklar da zorluklar da beraberinde var. İnsan ilişkilerini seven, insanla beraber olmaktan mutlu olan insanlar için bu biçilmiş kaftan bir iş. İnsanlarla iletişimi çok sevdiğim için ben dolayısıyla işimi seviyorum.

Ama her daim güler yüzlü, tatlı dilli olmanız gerekiyor. Problem çözücü olmanız, iş bitirici olmanız gerekiyor. Zorluklarına gelince, işte insanın olduğu her yerde zorluk var. Hep herkesi memnun etmek mümkün olmayabiliyor bazen. Veya  sizin iyi niyetle söylediğinizi yanlış anlayan insanlar da çıkabiliyor. İnsanız, günümüz günümüzü tutmayabilir; karşı taraf için de bizler için de geçerli. İşimizin getirdiği, deniz kenarının getirdiği birtakım zorluklar var ama biz hep olumlu yönlerine bakıyoruz."

"ADADA PROFESYONEL TURİZMCİLİK BİZİM KUŞAKLA BİRLİKTE BAŞLADI"

SORU 6: Adada profesyonel turizmcilik ne zaman başladı?

"Ben şu anki işletmeleri anne babamdan devraldım. Tabii ki dedem ve babaannemin zamanında da daha çok zeytincilik, bağcılık, şarapçılık, sirke gibi işler varmış. Bu işler biraz daha azmış ama yok değil, varmış. Ondan sonraki anne babamın olduğu kuşakta daha çok turizm olmaya başlamış. Ama esas turizm bizim kuşakta başladı."

"YERLİ İŞLETMELER ÖZEN GÖSTERDİĞİ İÇİN GÜVEN VERİYOR"

SORU 7: Müşteriler, günümüzde yerli işletmeleri mi yabancı işletmeleri mi tercih ediyor?

"Bence yerlilerin işlettikleri daha mutlu ediyor. Çünkü yerli işletmeci, hem malını hem de adını korumak istiyor. İyi hizmet verebilmek için daha özenli davranıyor. Diğer kiracılar ise özellikle dışarıdan gelip sezonluk kiralayanların amacı, o yılki kirasını çıkartmak. Mesela biz müşteriyi alırken belirlediğimiz hedef kitleye yönelik çalışırız. Yani hep aynı tarz müşteri alırız; aile müşterisi alırız. Ama diğerleri hep karışık müşteriye koyarlar; çünkü birinci amaçları pansiyonu doldurmaktır. O zaman da memnuniyet tabii ki düşebiliyor.

Bizim mal sahipleri ve yerliler olarak, dikkat ettiğimiz birtakım kriterler var. İçerideki huzurun korunmasına, daha rahat ve sakin bir ortamın sürdürülmesine ve memnuniyetin sağlanmasına özellikle özen gösteriyoruz. Kiracılar için maalesef aynı şeyi söyleyemiyorum.

YERLİLER PANSİYONLARINA YATIRIM YAPIYOR

Mesela bu yıl su kesintisi olayı var. Yerlilerin işlettiği pansiyonlarda yerli kendi malına yatırım yaptığını düşündüğü için hemen depolar, kuyular ne gerekiyorsa tedbir alabilmek adına harekete geçti. Ama diğer işletme bir sezonluk veya iki sezonluk kiracı olduğu ve öyle bir masrafı göze alamadığı için idare etmeye çalıştı."