Fatih Karahan: Fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası sürecek
TCMB Başkanı Fatih Karahan, dezenflasyon sürecindeki kazanımların korunması için ihtiyatlı duruşun sürdürüleceğini belirtirken, ana eğilimin yıllık enflasyonun altında seyrettiğine dikkat çekti. Karahan, para piyasası fonlarından çıkan paranın ise büyük ölçüde mevduata yöneldiğini söyledi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, dezenflasyon konusundaki kazanımların devamını sağlamak için ihtiyatlı olmaya devam edeceklerini belirterek, fiyat istikrarı sağlanana kadar gerekli sıkı para politikası duruşunu kararlılıkla sürdüreceklerini söyledi.
Karahan, Bacacı Yatırım Holding tarafından İstanbul Finans Merkezi'ndeki (İFM) Ziraat Kuleleri Oditoryumu'nda düzenlenen "Yatırımın Yeni Odağı: Geleceğe Değer Üretmek Zirvesi"nde konuştu.
SIKI PARA POLİTİKASI SÜRECEK
Fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme ve sağlıklı bir yatırım ortamına zemin hazırlayan önemli bir ön koşul olduğunu vurgulayan Karahan, son dönem verilerinin sıkı para politikasının etkisiyle enflasyon görünümünün iyileştiğine işaret ettiğini söyledi.
Jeopolitik gelişmelerin yukarı yönlü riskleri canlı tuttuğunu belirten Karahan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu nedenle dezenflasyon konusundaki kazanımlarımızın devamını sağlamak için ihtiyatlı olmaya devam edeceğiz. Bu doğrultuda, fiyat istikrarı sağlanana kadar gerekli sıkı para politikası duruşunu kararlılıkla sürdüreceğimizi vurgulamak isterim."

KÜRESEL GELİŞMELER ENFLASYON ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURDU
Şubatta başlayan savaşın başta enerji olmak üzere emtia fiyatlarında artışa, taşımacılık maliyetlerinde yükselişe ve tedarik zincirlerinde aksamalara neden olduğunu belirten Karahan, küresel büyüme zayıflarken küresel enflasyonda artış yaşandığını söyledi.
Jeopolitik gelişmelere bağlı artan belirsizliklerin enflasyon görünümü üzerindeki risklerini sınırlamak amacıyla mart başında sıkı para politikasını destekleyici tedbirler aldıklarını anımsatan Karahan, bu kapsamda hayata geçirilen uygulamalar hakkında bilgi verdi.
Sıkı para politikası duruşu sayesinde iç talepteki yavaşlamanın belirginleştiğini ifade eden Karahan, bunun para politikasının doğrudan etkilediği kalemlerde enflasyondaki yavaşlamaya da yansıdığını dile getirdi.
Karahan, savaşın etkilerinin belirginleştiği mart-haziran döneminde enflasyonun ana eğiliminde yükseliş görüldüğünü, temmuzdan itibaren ise yeniden gerileme yaşandığını bildirdi.
FİYAT İSTİKRARI YATIRIMLAR İÇİN ÖNEMLİ BİR ZEMİN OLUŞTURUYOR
Şokların etkisi hafifledikçe sıkı para politikası duruşunun katkısıyla dezenflasyon sürecinin yeniden ivme kazanacağını belirten Karahan, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının önümüzdeki dönemde önemini koruyacağını söyledi.
Karahan, fiyat istikrarının uzun vadeli yatırım kararları için önemli bir zemin oluşturduğunu vurgulayarak, dezenflasyonun kısa vadeli maliyetleri olsa da enflasyonun kalıcı olarak düşmesinin yatırımlar için daha elverişli bir ortam oluşturduğunu ifade etti.
Yüksek enflasyon dönemlerinde yatırım büyümesinin sınırlı kaldığını belirten Karahan, enflasyonun gerilediği 2004-2019 döneminde yıllık ortalama yatırım büyümesinin yüzde 7,8'e yükseldiğini söyledi.
Karahan, "Sıkı para politikasıyla dezenflasyonun sürdüğü 2025 yılında ise yatırımların yeniden daha güçlü arttığını görüyoruz. Elbette yatırım büyümesindeki dönemsel farklarda pek çok unsur rol oynuyor. Bununla birlikte bu deneyim bize, fiyat istikrarının uzun vadeli yatırım kararları için önemli bir zemin oluşturduğunu gösteriyor." dedi.

FİYAT İSTİKRARI ÜRETİM VE VERİMLİLİĞİ DESTEKLİYOR
Fiyat istikrarını sağlamanın önemli kazanımlarından birinin verimlilikte görülecek artış olduğunu dile getiren Karahan, artan öngörülebilirliğin firmaların üretim süreçlerini geliştirmeye yönelik yatırımlarını planlamalarını kolaylaştırdığını söyledi.
Enflasyonun yüksek seyrettiği 2022-2024 döneminde verimlilik göstergelerinde azalış görüldüğünü belirten Karahan, bu dönemde çalışan başına üretimin tarım dışı sektörlerde yıllık ortalama binde 4 gerilediğini aktardı.
Karahan, sıkı para politikasıyla birlikte enflasyonun gerilediği 2025 yılında ise sanayi başta olmak üzere tarım dışı sektörlerde verimlilik artışında belirgin bir toparlanma görüldüğünü ifade etti.
Artan verimliliğin reel sektörün sürdürülebilir büyüme potansiyelini desteklediğini belirten Karahan, fiyat istikrarının belirsizlikleri azaltarak yatırım ve üretim için daha elverişli bir ortam oluşturduğunu kaydetti.
YILLIK ENFLASYON YÜZDE 29,7'YE GERİLEDİ
Karahan, yıllık enflasyonun eylülde yüzde 29,7 seviyesine gerilediğini hatırlatarak, yakın dönem enflasyon gelişmelerinin dezenflasyonda önemli mesafe alındığını gösterdiğini söyledi.
2024 Mayıs'ta yüzde 75,5'e yükselen enflasyonun uygulanan sıkı para politikasının etkisiyle önemli ölçüde gerilediğini belirten Karahan, jeopolitik gelişmelerin başta enerji olmak üzere arz yönlü baskılar nedeniyle dezenflasyon sürecini yavaşlattığını ifade etti.
Karahan, yıllık enflasyonun nisandaki yüzde 32,4 seviyesinden 2,6 puan gerileyerek eylülde yüzde 29,7'ye indiğini bildirdi.

ANA ENFLASYON EĞİLİMİNDE YENİDEN GERİLEME GÖRÜLDÜ
ana enflasyon eğilimi yeniden geriledi
Enflasyonun ana eğiliminin yavaşladığını vurgulayan Karahan, savaşın etkilerinin belirginleştiği mart-haziran döneminde üç aylık ortalamaların ana eğilimde yükselişe işaret ettiğini, temmuzdan itibaren ise yeniden gerileme görüldüğünü söyledi.
Yıllıklandırılmış olarak bakıldığında savaş döneminde yüzde 30'lar seviyesine yükselen ana eğilimin eylülde yüzde 23,7 seviyesine gerilediğini belirten Karahan, bu seviyenin mevcut yıllık enflasyonun yaklaşık 6 puan altında olduğunu ifade etti.
Karahan, "Ana eğilimin yıllık enflasyonun altında seyretmesi, arz yönlü baskılar sönümlenirse dezenflasyonun önümüzdeki dönemde hızlanarak devam edeceğine işaret ediyor. Bu gelişmeyi, sıkı para politikası duruşumuzun talep ve fiyatlama davranışları üzerindeki etkilerinin bir yansıması olarak değerlendiriyoruz." dedi.
ENERJİ FİYATLARI DEZENFLASYONDAKİ İVME KAYBINDA ETKİLİ OLDU
Bu yıl enflasyonun seyrinde enerji fiyatlarının öne çıktığını belirten Karahan, eylül itibarıyla enerji grubu dışındaki tüm gruplarda yıllık enflasyonun geçen yıla kıyasla gerilediğini söyledi.
Hizmet grubunda yıllık enflasyonun 7 puan azalarak yüzde 37,7'ye gerilediğini belirten Karahan, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda da yıllık enflasyonun yüzde 36,1'den yüzde 27,6'ya indiğini aktardı.
Karahan, temel mal enflasyonunun da yüzde 19,9'dan yüzde 15,9'a gerilediğini ifade ederek, enerji grubunda yıllık fiyat artışının yüzde 46,1 ile geçen yılın yaklaşık 11 puan üzerinde gerçekleştiğini söyledi.
"Bu yıl dezenflasyon sürecindeki ivme kaybının esas olarak jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları üzerindeki etkisinden kaynaklandığını değerlendiriyoruz." diyen Karahan, aylık kira artışlarının da son aylarda belirgin şekilde yavaşladığını kaydetti.
ENFLASYON BEKLENTİLERİ İHTİYATLI DURUŞU GEREKTİRİYOR
Gelecek dönemde enflasyonun seyrinde başta enerji fiyatları olmak üzere arz yönlü gelişmeler, talep koşulları ve beklentilerin öne çıkacağını belirten Karahan, iç talepte zayıf seyrin devam ettiğini söyledi.
Karahan, altın hariç bakıldığında temmuz itibarıyla üçüncü çeyrekte perakende satışların büyümesinin yavaşladığını, kart harcamalarındaki çeyreklik artışın sınırlı kalmasının da talepteki yavaşlamayı teyit ettiğini ifade etti.
Enflasyon beklentilerinde yıl başında öngörülen iyileşmenin sağlanamamasının dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ettiğini belirten Karahan, bunun ihtiyatlı duruşun sürdürülmesini gerekli kıldığını vurguladı.
FONLARDAN ÇIKAN PARA BÜYÜK ORANDA MEVDUATA YÖNELDİ
Karahan, yurt içi yerleşiklerin TL tercihinin güçlü kalmaya devam ettiğini belirterek, sıkı para politikası duruşu ve destekleyici makroihtiyati araç setinin TL mevduat tercihinin korunmasında etkili olduğunu söyledi.
Özellikle ikinci çeyrekten itibaren TL mevduata girişlerin hızlanmasıyla TL mevduatın payının yüzde 61'in üzerine yükseldiğini belirten Karahan, "Son dönemde para piyasası ve benzeri fonlardan çıkışlar oldu. Ancak fonlardaki çıkışlar büyük oranda mevduata yöneldi." dedi.
Karahan, yatırım fonları dahil veya hariç tutulduğunda TL payının yüzde 61 seviyesinde kalmaya devam ettiğini kaydetti.
REZERVLERDE SAVAŞ SONRASI TOPARLANMA GÖRÜLDÜ
Cari açığın ikinci çeyrekte olumsuz dış koşullara rağmen gerilediğini belirten Karahan, jeopolitik risklerin devam etmesi nedeniyle enerji fiyatlarının yüksek seyrini sürdürdüğünü ve bunun dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğunu söyledi.
Bu yıl cari açığın milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngördüklerini belirten Karahan, rezervlerde savaş sonrası görülen gerilemenin bir kısmının telafi edildiğini bildirdi.
Karahan, "27 Şubat'ta 210 milyar dolar olan brüt rezervler, savaşın etkisiyle 26 Haziran'da 149 milyar dolara gerilese de 25 Eylül itibarıyla 171 milyar dolar seviyesine yükseldi. 27 Şubat sonrası rezervlerdeki gerilemenin 23 milyar dolarlık kısmı altın fiyatlarındaki düşüşten kaynaklandı. Swap hariç net rezervler ise 25 Eylül itibarıyla 40 milyar dolar seviyesinde bulunuyor." diye konuştu.