''Gerçek değil ama olacakmış gibi yaşamak'' akımı sınır zorluyor
İstenilen hayatı sadece inanarak kurabileceğini savunan bu yaklaşım, motivasyon ile gerçeklik arasındaki çizgiyi silikleştiriyor.
Henüz sahip olmadığın bir hayatın içindeymiş gibi davranmak… Son dönemde öne çıkan bu yaklaşım, insanların istedikleri iş, ilişki ya da yaşam biçimini zihninde gerçek kabul etmesini öneriyor. Kısa sürede geniş kitlelere ulaşan bu düşünce biçimi, ilk bakışta özgüven artıran bir yöntem gibi görünse de, beraberinde önemli bir tartışmayı da getiriyor.

GERÇEKLİĞİ YENİDEN KURMAYI ÖNERİYOR
Bu yaklaşımın merkezinde, kişinin mevcut durumunu değil, olmak istediği hali esas alması var. Sadece olumlu düşünmekle sınırlı kalmayan bu bakış açısı, henüz gerçekleşmemiş bir durumu zihinde gerçek kabul etmeyi içeriyor. Bu da kişiyi daha cesur davranmaya yöneltebiliyor. Ancak aynı zamanda, gerçek koşulların geri planda kalmasına neden olabiliyor.
BU YAKLAŞIMIN KARŞILIK BULMASININ NEDENİ
Sürekli çaba gerektiren ama sonucu geciken hayatlar, hızlı sonuç hissi veren bu tür yaklaşımlara daha açık hale geliyor. Bu düşünce biçimi, “zaten olacak” hissi yaratarak kişiye kısa süreli bir rahatlama ve kontrol duygusu veriyor. Özellikle yoğun stres altında olan bireyler için bu, kolay erişilebilir bir kaçış alanına dönüşebiliyor.

KISA VADEDE GÜÇLÜ BİR ETKİ YARATIYOR
Bu yaklaşımı benimseyen kişiler, kendilerini daha özgüvenli ve kararlı hissettiklerini ifade ediyor. Zihinde kurulan bu senaryo, davranışlara da yansıyabiliyor. Daha rahat iletişim kurmak, daha cesur adımlar atmak ya da kendini daha güçlü hissetmek bu sürecin kısa vadeli etkileri arasında yer alıyor. Bu da kişinin, henüz sahip olmadığı bir hayatın içinde hareket ediyormuş gibi davranmasına neden olabiliyor.
GERÇEKLE UYUŞMADIĞINDA TABLO DEĞİŞİYOR
Sorun, zihinde kurulan senaryonun gerçek hayatta karşılık bulmamasıyla başlıyor. Beklentinin sürekli yüksek tutulması, gerçekleşmeyen durumlarda hayal kırıklığını derinleştirebiliyor. Bu da zamanla yetersizlik hissine ve içsel bir baskıya dönüşebiliyor.

SINIR AŞILDIĞINDA GERÇEKLİK GERİDE KALIYOR
Uzmanlara göre burada belirleyici olan, hayal kurmak ile gerçekliği tamamen göz ardı etmek arasındaki çizgi. Hedef belirlemek ve olumlu düşünmek sağlıklı kabul edilirken, mevcut koşulları yok saymak kişinin ilerlemesini zorlaştırabiliyor. Bu noktada kişi, eyleme geçmek yerine zihinsel bir senaryonun içinde kalabiliyor.
BİR NOKTADAN SONRA AYNI DÖNGÜ TEKRAR EDİYOR
Başlangıçta motive edici görünen bu yaklaşım, uzun vadede tekrar eden bir döngüye dönüşebiliyor. Kişi, gerçekleşmeyen beklentiler karşısında yeniden aynı yönteme sarılabiliyor. Bu da sorunun çözülmesini değil, ertelenmesini beraberinde getirebiliyor.