Cumhurbaşkanı Erdoğan, nüfus artış hızını değerlendirdi: İstenilen seviyeye yaklaşılmadı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, nüfus artış hızında istenilen seviyeye yaklaşılmadığının altını çizerek "Şu anda gelişmeler iyi değil. Biliyorsunuz devamlı söylediğim bir söz var; 'en az üç çocuk' diyorum. Bu tabii güçlü bir ailenin olmazsa olmazı" ifadelerini kullandı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, nüfus artış hızının istenilen seviyeye ulaşmadığını belirtti.
  • "En az üç çocuk" söyleminin güçlü bir aile için olmazsa olmaz olduğunu vurguladı.
  • İstanbul'un İslam sanatı tarihindeki önemine değinerek, geleneksel İslam sanatlarının kritik roller üstlendiğini ifade etti.

Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi'nde, "Hane" İslam Sanatları Sergisi'nin açılış töreni düzenlendi. 

Törene katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, açılışın ardından sanatçı ve katılımcıların sorularını yanıtladı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Albayrak Grubu tarafından düzenlenen serginin İslam sanatlarına, özellikle de hat ve tezhip sanatına gönül verenler için hayırlı olması temennisinde bulundu.

"DEVAMLI SÖYLEDİĞİM BİR SÖZ VAR; 'EN AZ ÜÇ ÇOCUK'"

Konuşmasında, nüfus artış hızına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu sözleri sarf etti:

Her şeyden önce tabii dedeyim. 9 tane de elhamdülillah torunum var. O da fakir için ayrı bir güzellik. Biliyorsunuz devamlı söylediğim bir söz var; 'en az üç çocuk' diyorum. Bu tabii güçlü bir ailenin olmazsa olmazı. Neslimizi çoğaltmamız lazım. Bu neslin artması lazım.

"BU RABBİMİZİN EMRİ"

Bu tabii bizim arzumuz değil Rabbimizin emri. Sevgili Habibinin bizlere sürekli olarak tavsiyesi. "Diğer toplumlara karşı ümmetimin çokluğuyla iftihar ederim" diyor Peygamberimiz. Öyleyse bunun yerine gelmesi lazım.

"ŞU ANDA EN DOST BİLDİKLERİMİZ BİLE NÜFUSUN ARTIŞINA KARŞI ÇIKIYOR"

Bunun için de biz "aile" derken buradan hareket ederek geçtiğimiz yılı "Aile Yılı" olarak ilan ettik. Ve aile yılı olarak bu adımı atmamızın da esbab-ı mucibesi; özellikle bir halkı Müslüman olan topluluk olarak bunu hiç tereddütsüz, bu nesli ülkemizde çoğaltalım istiyoruz.

(En az 3 çocuk) Yani bunu gördük ama hala biz bir netice almış değiliz. Şu anda gelişmeler iyi değil. En yakınlarımızla sohbet ederken bile bakıyorsunuz onlar da maalesef yani nüfusun artışına karşı çıkıyorlar. Bu da bizi tabii ciddi manada üzüyor. Ve şu anda en dost bildiklerimiz bile nüfusun artışına karşı çıkıyor.

"BİZİM AİLEDE ŞU ANDA GELİŞME İYİ"

İnşallah Tophane-i Amire’deki bu buluşmamız nüfusun artışı noktasında yeni bir adıma vesile olur. Şu an itibariyle elhamdülillah bizim ailede şu anda gelişme iyi. Bundan dolayı da mutluyum. Bu sabah en küçüğüyle iyi bir muhabbetim oldu. En küçüğü şu anda 2 yaşında. Onunla görüşmemi yaptım ve öyle ayrıldım. O da Baykar grubunun bir yavrusu ve hamdolsun o muhabbet bize ayrı bir dinçlik veriyor. Rabbim buradaki bütün kardeşlerime de aynı muhabbeti evlatlarından ve torunlarından almayı nasip etsin. Onlar bizi gerçekten dingin kılıyor.

"YÜKSEK ESTETİK ŞUURUN VÜCUT BULMUŞ HALİ"

Geleneksel İslam sanatlarının inanç ve medeniyetin güzelliklerini yansıtması bakımından kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

Minyatürden ebruya, kalem işinden çiniye, hüsnü hattan tezhipe geleneksel İslam sanatları hem inancımızın hem medeniyetimizin derinliklerini, güzelliklerini göstermesi bakımından çok çok önemlidir. Bunlar Müslümanların sahip oldukları yüksek estetik şuurun somutlaşmış eser haline gelmiş, görünür olmuş, vücut bulmuş şekilleridir. Biraz önce eserlerimizi tek tek gördüm, inceledim. Hakikaten her biri çok titiz bir emeğin, seçkin bir üslubun ve göz nurunun meyvesi olarak bu tarihi yapıyı süslüyor.

İstanbul'un İslam sanat tarihindeki merkezi rolüne değinen Erdoğan, şehrin fetihten sonra bu alanda bir dünya merkezi haline geldiğini hatırlatarak, "15. asırdan itibaren Ali bin Yahya Sufi, Şeyh Hamdullah Efendi ve Hafız Osman Efendi gibi büyük ustalar, burada dünyanın en müstesna eserlerini verdi. Bu eserler, gerek İstanbul’umuzda gerekse gönül coğrafyamızda camilerimizi, mescitlerimizi, pek çok mimari şaheserimizi süsledi." diye konuştu.

MERHUM HASAN ÇELEBİ'Yİ YAD ETTİ

Konuşmasında, geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden ve "hattatların reisi" olarak bilinen merhum Hasan Çelebi’yi de yad eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle dedi: 

Ömrünün 60 yılını hat sanatına vakfeden merhum Hasan Çelebi üstadımız da bu abidevi şahsiyetlerden biriydi. İnşa edilen ilk ibadethanemiz olan Kuba Mescidi dahil Türkiye’de ve yurt dışında 75’in üzerinde cami rahmetli Hasan Çelebi hocamızın eserleriyle tezyin edildi. Bir kez daha kabri nur, mekanı cennet olsun diyor, bugüne kadar İslam sanatlarına katkı veren tüm büyüklerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

"BU SANATLARIN YAŞATILMASI, ÇOK AMA ÇOK ÖNEMLİDİR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarının devamında ise şu sözleri sarf etti:

Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum; Hat ve tezhip gibi İslam sanatları emek isteyen, sabır isteyen, devamlılık gerektiren alanlardır. Hasan Çelebi hocamızın tabiriyle bunlar günde 30 saat çalışmayı zaruri kılan sanatlardır. Bu sanatların yaşatılması, özellikle teknoloji ve dijital kültürün geleneksel sanatlarımızı tehdit ettiği bugünlerde çok ama çok önemlidir. Sizler her biriniz bu noktada çok ağır bir yükü omuzluyor, sanatla birlikte kemalat yolculuğumuzu da sürdürüyorsunuz. Sizler sadece bu sanatları icra etmiyor, aynı zamanda bu sanatın neşet ettiği tarihimize, kültürümüze ve medeniyetimize vakıf oluyorsunuz.

"KÜLTÜREL MİRASIMIZ ANCAK YENİ NESİLLERİN EKLERİYLE ZENGİNLEŞİR"

Şurası da unutulmamalıdır; Kadim tarihimizde, özellikle oradan süzülüp gelen kültürel mirasımız ancak yeni nesillerin ekleriyle zenginleşir, kökleşir, yaşar ve süreklilik kazanır. İşte bugün de burada olduğu gibi sayfalara özenle nakşedilen her bir şekil aynı zamanda geçmişle gelecek arasında yeni bir köprü oluşturuyor. Sergimizdeki eserleri bu bakımdan ayrıca değerli ve anlamlı bulduğumu bilmenizi isterim. Geleneksel sanatlarımızı öğrenen, icra eden ve öğreten her bir kardeşimi tebrik ediyor, çalışmalarınızda Cenab-ı Allah’tan muvaffakiyetler diliyorum. Bu düşüncelerle burada sergilenen eserlerin sahiplerini tekrar kutluyor, serginin tertip edilmesinde emeği geçen başta Albayrak Grubu olmak üzere herkese şükranlarımı sunuyorum.

"KÜLTÜR YOLU ETKİNLİKLERİNİ ÇOK ÖNEMLİ GÖRÜYORUZ"

Tophane-i Amire'nin hizmete girmesi bile bizler için çok çok önemli. Yani bu tür eserler eğer hizmete girmemiş olsaydı biz bugün burada böyle bir toplantıyı yapamayacaktık. Ama bu eserin hizmete girmiş olması böyle bir toplantıyı burada yapmamıza da vesile oldu. Buradan kimler geldi kimler geçti ve buranın tabii tarihi de bizim için çok çok önemli. Onun için de yani biz Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak da yani bu kültür yolu etkinliklerini bu noktada da çok çok önemli görüyoruz.

Ve ben şu anda bu eserin girdisi ve çıktısıyla burada yapılan bütün etkinliklerin ülkemizin geleceğine yönelik önemli adımları oluşturduğunu görüyorum. Ve bu eserler asla ihmal edilmemeli. Bunun hesabını veremeyiz. Yani bugün bizim bir Süleymaniye'miz, bir Sultanahmet'imiz varsa bunlar hala yaşıyorsa, bunlara eğer biz gereken önemi vermezsek kısa bir süre sonra buraların da maalesef yok olmaya yüz tuttuğunu görürüz.

"BU ESERLERİMİZİ GELECEĞE TAŞIMAK İÇİN HER TÜRLÜ YATIRIMI YAPMAMIZ GEREKİR"

Ama şu anda görüyoruz ki elhamdülillah 23 yıllık iktidarımız döneminde bu eserlerimizde yaptığımız bütün restorasyonlar, renovasyonlar bütün bunlar gerek yurt dışından gelenler gerek ülkemiz insanları için buraları ayakta tutmamızın neticesidir. Ve şu an itibarıyla da başta Sultanahmet olmak üzere Süleymaniye olmak üzere buralardaki sahiplenme hamdolsun gelecek nesillere bir mirastır. Fatih öyledir, Eyüp Sultan öyledir, yeni eser olarak bir Çamlıca öyledir. Ve bütün bunlarla birlikte bu eserlerimizi bizim çok diri geleceğe taşımak için de her türlü yatırımı yapmamız gerekir diye düşünüyorum.

İnşallah bizlere hediye edilen bütün eserleri Kasımpaşa'da şimdi fakirin adına kurduğumuz bir müzemiz var. Bu müzemizi yıl sonuna kadar, yani bu yılı bitirdik de artık önümüzdeki yıl sonunu bulmayız inşallah, orada eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığı vardı. Bu Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’nı bizler ele aldık, orayı tamamen restorasyonunu bitiriyoruz. Ve orası da adeta harabeydi ve o harabe eseri Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’nı gerçekten şimdi muhteşem bir eser olarak ele aldık. Orayı düzenledik ve bitirmek üzereyiz. Orada bütün bu eserleri fakire ne hediye ettilerse ister hat olsun, ister kitaplar olsun, ister diğer türlü her türlü eser olsun bunların hepsini orada inşallah sergileyeceğiz. Ve orayı da bütün halkımıza açmak suretiyle oradan hepsinin istifade etmesini sağlayacağız.

"ÜLKEMİZE VE DÜNYAYA KAZANDIRMIŞ OLDUĞUMUZ İKİ TANE ÖNEMLİ ESER OLACAK"

Ben özellikle hat eserlerine düşkünüm ve bununla ilgili de çalışmalarımız falan oldu, oluyor. En önemlisi de şu anda tabii Mehmet Özçay üstadım da burada, kendisinden hep bir şeyi istirham ettim; özellikle bir Cumhurbaşkanlığım döneminde Kur'an-ı Kerim yazılması arzum, talebim vardı. Sağ olsun bu eseri de yazdılar ve bizi mutlu ettiler. Ve inşallah bu da bizim dönemimizin Cumhurbaşkanlığı olarak bir eseri olacak. Ve bununla birlikte de ayrıca bir farklı eseri de yine onun da hamdolsun bitişini gördük. Bunlar da Cumhurbaşkanlığı dönemimizin bir eseri olarak ülkemize ve dünyaya kazandırmış olduğumuz iki tane önemli eser olacak. İnşallah.

Her şeyden önce babalara da annelere de Rabbimizin emri çerçevesi içerisinde, Allah'ın emri Sevgili Habibi'nin sünnetine uygun bir hayatı yaşamalarını tavsiye ederim.