İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Türkiye-Balkanlar Medya Forumu'na katıldı.
Burada hem dünya hem de yurt içindeki gelişmelere ilişkin önemli değerlendirmeler yapan Altun, terörsüz Türkiye sürecini de değerlendirdi.
"Ülkemiz için ortaya koyduğumuz terörsüz Türkiye için gayretleri de kararlılıkla sürdürüyoruz." diyen Fahrettin Altun, şöyle devam etti;
"KRTİK EŞİĞİ GERİDE BIRAKTIK"
Terör sorununu kalıcı olarak çözme iradesini güçlü şekilde ortaya koyuyor, terörsüz Türkiye'yi de adım adım inşa ediyoruz. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin çağrısı ve Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesiyle, elbette aziz milletimizin desteğiyle başlayan bu süreçte en kritik eşiği geride bıraktık. Terör örgütü kendisini feshettiğini açıkladı.
"TERÖR SORUNUNDA ON BİNLERCE İNSANIMIZI KAYBETTİK"
Bildiğiniz üzere, bugüne kadar terör sorununda on binlerce insanımızı kaybettik. Ben bu vesileyle şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimizi hürmetle, saygıyla selamlıyorum.
"TÜRKİYE'Yİ TERÖR ÖRGÜTÜ ÜZERİNDEN DİZAYN ETMEK İSTEDİLER"
Elbette maddi- manevi kayıplar yaşadık. Türkiye bu uzun süreçte terör örgütü üzerinden dizayn edilmek istendi, çevrelenmek istendi, istikrarsızlaştırmak istendi. Böylelikle de emperyalistlerce diz çöktürülmek istendi.
Yıllar yılı diplomasi başta olmak üzere kabiliyetlerimizi uluslararası alanda terör sorununu anlatarak geçirdik.
İçeride ise birlik ve beraberliğimize kasteden, toplumsal huzursuzluktan beslenen kötücül güruhların provokasyonlarıyla mücadele ettik. Hamdolsun sonuç aldık.
"ÖZEN, SABIR VE SORUMLULUKLA HAREKET ETMELİYİZ"
Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettikleri gibi, terörsüz Türkiye sürecinde şimdiye kadarkinden daha yüksek dikkat, özen, sabır ve sorumlulukla hareket etmemiz gerektiğinin bilincindeyiz.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞINA DAİR
Çatışma alanlarının genişlediği, bölgesel gerilimlerin küresel ölçekte derin kırılmalara yol açtığı kaotik bir dönemden geçildiğine işaret eden Altun, İsrail hükümetinin 7 Ekim 2023'ten beri Filistinlilere yönelik katliamlarını acımasızca sürdürürken Lübnan'a, Suriye'ye ve Yemen'e de saldırılar düzenlediğini söyledi.
Rusya-Ukrayna savaşının 2022'den bu yana devam ettiğini anımsatan Altun, hafta sonu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in gece yarısı yaptığı açıklamayla barış için kritik bir kapının aralandığını kaydetti.
Altun, Putin'in ön koşulsuz doğrudan görüşmelerin İstanbul'da yeniden başlatılmasını önerdiğini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan bu konuda destek istediğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın pazar günü Putin'le bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek "Türkiye’nin kalıcı çözüme ulaşmayı sağlayacak müzakerelere ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu" ifade ettiğini hatırlatan Altun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dün akşam da Kabine Toplantısının hemen ardından Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile barış müzakereleri konusunda bir görüşme yaptığını bildirdi.
"Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü arabuluculuğunda Türkiye olarak savaşın sona ermesi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz, göstermeye devam edeceğiz" diyen Altun, son dönemde patlak veren Pakistan-Hindistan hattındaki gerilimin savaş riskini gündeme getirdiğine de değindi.
Taraflarca alınan ateşkes kararının memnuniyet verici olmakla birlikte nükleer silaha sahip iki ülke arasındaki çatışmaların küresel alanda büyük bir kaygı oluşturduğuna dikkati çeken Altun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu süreçte aldığı diplomatik inisiyatifin de herkesçe görüldüğüne işaret etti.
"BALKANLAR'IN İSTİKRARI ÖNCELİKLİ KONULAR ARASINDA OLMALI"
Ticaret savaşına girişen ABD ile Çin'in durumunun da karşı karşıya kalınan kaotik küresel ortamı daha da derinleştiren bir durum olduğunu vurgulayan Altun, Karadeniz'den Akdeniz'e, Pasifik'ten Hint Okyanusu'na kadar dünyayı saran suların ısındığını belirtti.
İletişim Başkanı Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:
Gerilimlerin büyüdüğü, belirsizliklerin dünyayı içine alacak şekilde genişlediği bu ortamda Balkanlar'ın istikrarı, huzuru ve refahı bizim için elbette öncelikli meseleler arasındadır. Bölge, dünya barışı için öncelikli meseleler arasındadır. Balkanlar'daki ekonomik kırılganlık, yoğun göç, istihdam, alt ve üstyapı sorunlarına yönelik çözüm odaklı yaklaşımlar ve işbirlikleriyle bölgenin güvenliği ve istikrarına verilecek her türlü katkı çok kıymetlidir.
Balkan coğrafyası, 'arada kalmış topraklar' mantalitesiyle küresel güç merkezlerinin nüfuz alanı, askeri-siyasi ittifaklar arasında bir geçiş ve mücadele sahası olmamalıdır, bu şekilde görülmemelidir. Çatışma ve krizleri körükleyen değil tansiyonu düşüren, uzlaşıya olanak sağlayan bir ülke olarak Türkiye, küresel adalet için çalışmaktadır.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Dünya Beşten Büyüktür' ve 'Daha Adil Bir Dünya Mümkün' çağrıları bu adalet arayışının bir yansımasıdır. Bu ifade, 8 milyar insanın hukukunu gözeten bir ifadedir.
"TÜRKİYE HER ZAMAN BALKAN ÜLKELERİNİN YANINDADIR"
Tüm zorlukları aşarak gerçekleştirdiği büyük atılımlarla Türkiye'nin istikrarlaştırıcı bir güç, küresel bir aktör olarak insani bir perspektifle uluslararası alanda varlık gösterdiğine dikkati çeken Altun, 2000'lerin başından bu yana Balkanlar'la ilişkilerin "istikrarı ve barışı" merkezine alan proaktif, diplomatik ve kültürel araçlarla çok boyutlu şekilde güçlenerek devam ettiğini belirtti.
Altun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Bugün de Balkanlar'ın bir rekabet alanı değil, işbirliği ve kalkınma sahası olması gerektiği inancıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz" ifadelerini hatırlatarak, bu kapsamda bölgedeki çok sayıda ülke ile "Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi" mekanizmaları tesis ettiklerini söyledi.
Bölgesel işbirliğinin en önemli platformlarından olan Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci'nde Türkiye'nin aktif rol oynadığına dikkati çeken Altun, Balkanlar'da barış ve istikrarı kalıcı hale getirmek amacıyla Türkiye-Bosna-Hersek-Sırbistan ve Türkiye-Bosna-Hersek-Hırvatistan üçlü istişare mekanizmaları kurulduğunu kaydetti.
Pek çok Balkan ülkesiyle serbest ticaret anlaşmalarının yürürlüğe konulduğunu, vizesiz seyahat rejimlerinin uygulandığını anlatan Altun, böylece hem ilişkilerin kurumsallaşmasının temin edildiğini hem de ekonomik entegrasyonun ve halklar arasındaki etkileşimin artırıldığını ifade etti.
Düzenli diplomatik temaslar neticesinde ekonomi, güvenlik, sosyal ve kültürel alanlarla ilgili çok sayıda anlaşmanın imzalanmasına zemin hazırlandığını aktaran Altun, nisan ayında gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu'na katılan Balkanlar ve bölgeye komşu ülkelerin devlet başkanları, bakanları ile önemli görüşmeler yapıldığını vurguladı.
"Türkiye, her zaman ve zeminde Balkan ülkelerinin yanındadır" diyen Altun, bu çerçevede Türkiye'nin geçen yıl, NATO Kosova Barış Gücünün (KFOR) bir yıl süreyle komutanlığını yürüttüğünü anımsattı.

TÜRKİYE'NİN BALKANLAR'DA YÜRÜTTÜĞÜ ÇALIŞMALAR
Fahrettin Altun, Türkiye'nin, Bulgaristan ve Romanya'nın da içinde bulunduğu Karadeniz Mayın Karşı Tedbir Görev Grubu'na aktif katılımıyla deniz güvenliğinin sağlanmasına katkıda bulunduğunu, sağlıktan eğitime, teknolojiden altyapının geliştirilmesine kadar sosyal refahı artıracak destekler sağlandığını dile getirdi.
Afetler ve Kovid-19 salgını gibi kriz zamanlarında da Türkiye'nin bölgeye ilk ulaşan ülkeler arasında olduğunu anımsatan Altun, TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Vakıflar Genel Müdürlüğü, YTB, Türkiye Maarif Vakfı, Türkiye Diyanet Vakfının, Balkanlar'a sosyal ve kültürel destek sağlamak için faaliyetlerini sürdürdüğünü bildirdi.
Altun, Saraybosna, Üsküp ve Tiran'daki üniversitelerin, bölge ülkeleri ile Türkiye arasındaki akademik işbirliğini derinleştirdiğini belirterek, yerel yönetimlerin bölgede yürüttüğü çalışmalarla yerel yönetimlerin kapasitelerine ve bölgenin kalkınmasına yönelik desteklerine hız kesmeden devam ettiğini kaydetti.
Türk kökenli sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları ve şirketlerin bölgedeki yatırımlarının, Balkanlar'ın sosyoekonomik refahına katkı sunduğunu dile getiren Altun, Türkiye'nin insani, vicdani, adalet zemininde yürüttüğü politika ve çalışmaların Balkan halkları tarafından da büyük teveccüh gördüğünü aktardı.
Altun, bölgede yapılan kamuoyu yoklamalarında en sevilen liderler arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ilk sırada gelmesinin bu güvenin ve sevginin ifadesi olduğunu, bu sevginin karşılıklı olduğunu söyledi.
"2 BİN 200'ÜN ÜZERİNDE YALAN HABER İFŞA EDİLDİ"
Türkiye'nin dezenformasyona maruz kalan ülkeler bakımından en üst sıralarda olduğunu dile getiren Altun, Balkanlar'da da Türkiye'ye yönelik dezenformatif içerikler ve kara propaganda faaliyetlerinin hatırı sayılır boyutta olduğunu vurguladı.
Altun, "Zaman zaman bu kirli algı operasyonlarının aynı odaklarca üretildiğini gözlemliyoruz. Gerek küresel güç merkezlerinin bölgedeki çıkar hesapları doğrultusunda yaptığı yayınlar gerekse bu odakların aparatına dönüşen FETÖ'nün Türkiye karşıtı gündeme yakıt taşıması, iftira ve yalan kampanyalarını yoğunlaştırıyor. Yüzyıllardır birbirini tanıyan halklar olarak bu türden yıkıcı kampanyalara karşı dikkatli olmalıyız." değerlendirmesinde bulundu.
İletişim Başkanlığının 7 gün 24 saat yalan ve algı operasyonlarına karşı teyakkuz halinde çalışmalarını yürüttüğünü, bugüne kadar yalnızca Türkiye'de değil, bölgede ve dünyada 2 bin 200'ün üzerinde yalan haberin ifşa edildiğini belirten Altun, bu bağlamda dezenformasyonla mücadelenin kurumsallaşmasını ve bu alanda tecrübe paylaşımını son derece önemli gördüklerini aktardı.
Altun, medyanın ayrıştırıcı, ötekileştirici dilden arınma noktasında daha fazla hassasiyet göstermesi gerektiğine dikkati çekerek, özellikle kırılgan dönemlerde ve coğrafyalarda, hakikat toprağında yeşeren bir uzlaşıya, bir anlayışa ve birlikteliğe vesile olmanın, yalnızca habercilik sorumluluğu değil aynı zamanda insani bir görev olduğunu ifade etti.
"GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAN MEDYA MENSUPLARIYLA BİR ARAYA GELMEK ÖNEMLİ"
Bosna Hersek'in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç'in "Nehir üzerinde köprüleri yeniden inşa etmek için, ilk önce insanların kalbinde onları yeniden yeşertmeliyiz" sözlerini anımsatan Altun, Türkiye İletişim Modeli çerçevesinde iletişimin kalbi bağlar kuran bir süreç olarak telakki edildiğini, bugün gerçekleştirilen forumun da bunun açık bir göstergesi olduğunu dile getirdi.
Gönül coğrafyasından medya mensupları ile bir araya gelmenin, dünyanın ahvalini değerlendirmenin, medya alanındaki fırsat ve sınamalara birlikte bakmanın çok kıymetli olduğunu ifade eden Altun, Saraybosna'da, Tiran'da, Atina'da ve Sofya'da olmak üzere 4 Balkan başkentinde "Stratcom Public Forum: Daha Adil Bir Dünya Mümkün" başlıklı uluslararası paneller düzenlediklerini hatırlattı.
İletişim alanındaki işbirliğini derinleştirme bakımından önemsenen iki mutabakat zaptını geçen yıl Arnavutluk ve Sırbistan ile imzaladıklarını belirten Altun, ortak medya projeleri, eğitimler ve dezenformasyonla mücadele konularında koordinasyon mekanizmalarına imkan sağlayan bu protokolleri Balkan coğrafyasında genişletmek istediklerini kaydetti.