Hatay'da 15 yıl önce kaybolan Melike'den iz yok

15 yıl önce kaybolan 14 yaşındaki Melike Toyguncu'nun annesi Fatma Toyguncu, faili meçhul dosyalar için kurulduğu açıklanan birimin kendilerine umut olduğunu söyledi.

İHA İHA
Hatay'da 15 yıl önce kaybolan Melike'den iz yok

Ankara'nın Sincan ilçesinde 18 Ocak 2011 tarihinde henüz 14 yaşındayken ablasına YGS formu almak için evden çıkan Melike, bir daha geri dönmedi. 

Melike Toyguncu'nun ailesinin 15 yıllık bekleyişi ise sürüyor.

Yapılan incelemelerin ardından Melike'nin kaybolmasıyla ilgili oldukları değerlendirilen dört sanık hakkında dava açıldı.

2015 yılında karara bağlanan dava, Yargıtay tarafından bozuldu ve 2018 yılında yeniden görülmeye başlandı.

SANIKLAR ÇEŞİTLİ SUÇLARDAN YARGILANDI

Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada sanıklar, "kasten öldürme", "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma", "uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanma", "çocukları fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak" ve "çocuğun nitelikli cinsel istismarı" suçlamalarıyla yargılandı.

Sanıklardan 9 yıldır cezaevinde bulunan 2'sine, geçen yıl yapılan karar duruşmasında 6 yıl 3 ay hapis ve 4 bin TL para cezası verildi.

Yargılama sürecinde tutuklu kaldıkları süre cezalarına sayıldığı için Melike'yi evinde sakladığı öne sürülen sanık C.Y. 4 ay önce tahliye edilirken, kaçırdığı iddia edilen M.A. ise cezaevinde bulunuyor.

Diğer iki sanık ise delil yetersizliği nedeniyle serbest bırakıldı.

"BİZ ÇOK ACI ÇEKTİK"

Kızının kaybolduğu günü anlatırken gözyaşlarına hakim olmakta zorlanan anne Fatma Toyguncu, Melike'nin kaybolduğunda henüz 14 yaşına yeni girdiğini belirterek, "Melike'm 14 yaşına yeni girmişti. 2011 yılının 18 Ocak tarihinde ablasına YGS formu almaya gitti. Ekmeği, formu almış. O gün bugündür ne yavrum beni gördü, ne ben yavrumu gördüm. Dört kişi tarafından benim yavrum alıkonuldu.

Bir binanın bodrum katına kapatıldı. Aylarca işkencelere maruz kaldı. Yasaklı madde kullanan kişilerin arasında kaldı. Orada çok kötülükler yaşandı.

Ev 6 ay sonra bulundu. O evde yavrumun saç telleri, tokası, tişörtü bulundu. DNA'ları bizimdi. Ben o gün bugündür 15 yıldır yavrumun arkasındayım. Hiçbir zaman mücadelemi bırakmadım." diye konuştu.

Yargılama sürecinde bazı sanıkların tahliye edilmesine tepki gösteren anne Toyguncu, kızının akıbeti bilinmeden verilen kararların kendisini daha da yaraladığını söyledi.

Toyguncu, "Günü geldi mahkemeler kuruldu. Sanıklardan ikisi cezaevine atıldı. C.Y. adlı kişi 4 ay önce serbest bırakıldı. Daha benim yavrum bulunmadan, yavrumun akıbeti belli olmadan bu insanlar dışarı nasıl çıkarılıyor? Belki M.A. da çıkarılacak dışarı. Benim yavrumun nerede olduğu öğrenilmeden, bulunmadan, benim yavrum bana teslim edilmeden neden çıkarılıyor? Kaç tane daha Melike'nin canı yanacak?

Kaç tane daha Melike yok olacak, ziyan olacak? Ben şimdi bunun peşindeyim. Allah evlat acısını hiçbir anneye tattırmasın. Düşmanıma dahi tattırmasın diyorum. Biz çok acı çektik. Mücadelemizi hiç bırakmadık. Yine de bırakmamaya kararlıyım." dedi.

"ADALET BAKANIMIZ BİR BİRİM KURMUŞ, ÇOK UMUTLANDIM"

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in, bakanlık olarak faili meçhul dosyalarla ilgili bir birim kurulduğunu açıklamasının ardından yeniden umutlandığını söyleyen Fatma Toyguncu, bu adımın yalnızca kendi ailesi için değil, evlatlarının akıbetini öğrenmek isteyen tüm aileler için önemli olduğunu ifade etti.

Toyguncu, "Adalet Bakanımız bir birim kurmuş, çok mutlu oldum. Faili meçhul cinayet kalmayacak, hepsi çözülecek diyor. Çocuğum için 15 yıldır mücadele veriyorum. Çocuğum bulunamadı diye yaşamış mı oluyor? Ne olduysa o evde oldu. Sakladıkları o izbe, hücre evde oldu.

Dört kişinin arasında benim yavrum yok oldu. O evde benim çocuğuma ait eşyalar bulundu. Ne kadar delil olacaktı? Hep çelişkili ifadeler verildi. Biri diğerinin üzerine attı. Benim yavrum bulunmayacak bir çocuk değildi. Neden bulunmadı? Neden hem evladıma hem bize 15 yıl bu acı yaşatıldı?" şeklinde konuştu.

"GEREKEN CEZALAR VERİLSİN"

Kızının dosyasının yeniden ele alınmasını isteyen Toyguncu, yetkililere çağrıda bulunarak, Melike'nin başına ne geldiğinin açıklığa kavuşturulmasını talep etti. Toyguncu, "Ben artık devletimden, Adalet Bakanımızdan, İçişleri Bakanımızdan, yetkililerden olayımızın çözülmesini istiyorum. Melike'miz gibi kızlarımızı hep takip ediyorum. Yavrularımız yok olup, solup gitmesin. Gereken cezalar verilsin." dedi.

Kızının adını duyduğunda dahi nefesinin kesildiğini söyleyen Toyguncu, başka kayıp dosyalarında yaşanan gelişmelerde kendi evladından haber almış gibi sevindiğini ancak Melike için aynı mutluluğu yaşayamadığını dile getirdi.

Toyguncu, "Melike deyince benim artık kalbim duruyor. Melike deyince benim nefesim kesiliyor. Bir olay çözüldüğü zaman Melike'm bulunmuş gibi seviniyorum.

Ben sevinemedim, bu mutluluğu yaşayamadım. Ne ölüsünü bulabildim ne dirisini bulabildim. Kendi imkanlarımla çok savaştım. Artık benim yavrum, çocuğum bulunsun." ifadelerini kullandı. 

"GÜN GELDİ BİR KEMİĞE RAZI OLDUM"

15 yıldır kızının bir fotoğrafına bakarak yaşadığını belirten Toyguncu, artık yalnızca Melike'nin akıbetini öğrenmek istediğini söyledi. Acılı anne Toyguncu, "Sadece resimlerine baktım yıllarca, resimleriyle avundum. Benim yavrum bulunsun. Ben artık rica ediyorum, yalvarıyorum bir anne olarak. Bu acı çok zor. Bu kadar delilin içinde kaçıranı, götüreni, saklayanı belli olup da bulunamaması çok zor. Adalete güvenmek istiyorum. Bu adalet bir tek bana lazım değil, adalet herkese lazım" dedi.

Kızının hayatta olup olmadığını bilmeden yaşamanın iki ayrı acı arasında kalmak olduğunu dile getiren Toyguncu, şöyle devam etti:

"Benim yavrum bulunsun. Gün geldi, bir kemiğine razı oldum, bir parça kemiğine razı oldum. Yaşıyorsa yaşıyor, ölüyse ölü. Bu ne kadar zor, iki acının ortasında. Dile kolay, 15 senedir yavrumla ben ayrıyım. Sarılamadım, öpemedim, koklayamadım bu dünyada.

Bir kere göreyim, bir kere sarılayım yavruma. Akıbetini öğreneyim. Benim yavrumun bulunamamış olması, yavrumun hayatta olduğunu göstermez. Bu cinayete kurban gitmemiş olduğunu göstermez.

Benim yavrumu nereye gömdülerse, ne yaptılarsa konuşsunlar. Benim Melike'min hakları yok muydu? O bu vatanın evladı değil miydi?"

"BİR MEZAR BİLE İNSANA UMUTTUR"

Faili meçhul dosyalar için kurulan birimin kendisi gibi bekleyiş içinde olan ailelere umut olduğunu vurgulayan anne Toyguncu, "Bu birimin kurulması hepimize, bütün faili meçhul cinayetlere ışık oldu. İnşallah benim gibi bekleyişte olan bir sürü anne var. Hepsini takip ediyorum. Allah onların da acılarını dindirsin. Kimse kendi başına kayıp olmaz. Onun arkasında mutlaka bir kaybeden vardır.

Çocuklarımız ziyan olmasın. Çocuklarımızı yok eden kirli eller elini kolunu sallayarak gezmesin. Gereken cezayı alsın. Kayıplar bulunsun." ifadelerini kullandı.

Gülistan Doku dosyasındaki gelişmeleri de yakından takip ettiğini söyleyen Toyguncu, "Gülistan Doku açığa çıkarıldı, ona da çok sevindim. Allah annesine, babasına büyük sabırlar versin, dayanma gücü versin. Hep bu ailelerle biz zaten aynı durumdayız. Çok sevindim, çok mutlu oldum. Kendi evladım bulunmuş kadar sevindim." dedi.

Kızının kaybından sonra bayramların ve Anneler Günü'nün kendisi için acıya dönüştüğünü söyleyen Toyguncu, "Benim yavrum çocuktu daha, 13 yaşı yeni bitmişti. Son doğum gününü yaptım. Bayram geliyor, benim evime bayram mı giriyor, girmedi. Hiçbir bayramı ben daha yaşayamadım. Anneler Günü geliyor, ben her Anneler Günü kahroluyorum. İki evladım daha var, hep onlardan kaçtım. Keşke anne olmasaydım, annelik çok zormuş." diye konuştu.

Kızının nerede, ne halde olduğunu bilmeden yaşadığını belirten anne, "O bensiz nasıl yaşadı? Bir anneyi evladından ayırdılar. Nerede, ne halde, ne durumda? Madde bağımlısı mı oldu? Öldürüp yok ettiler belki. Benim yavrum bulunsun, yalvarıyorum. Benim dosyam artık çözülsün. Ben bunu istiyorum. Bir anne olarak yalvarıyorum. Benim gibi anneler haykırmasın, dosyaları çözülsün, evlatlarına kavuşsun, umutları olsun." dedi.

Kızının ölü ya da diri bulunmasını isteyen Toyguncu, artık karanlıkta beklemek istemediğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir mezar bile insana bir umuttur. Gider başında ağlarsın. Ama böyle kör bir karanlık. Hayatta mı, öldü mü, yaşıyor mu? İki ateşin ortasında. Denizlerin suyunu benim üstüme boşaltsalar, bu ateş sönmüyor. İlk günkü gibi acı. Devletim duysun, acımı dindirsin. Yok muydu bu olayı çözecek, benim yavrumun akıbetini ortaya çıkaracak, sonuçlandıracak kimse? Belki olmadı, ihmaller oldu, her şey yaşandı.

Çok koştum, sonuç alamadım. Ama artık istiyorum ki bugünden sonra bir şey olsun. Yaşadığım bütün acılarımı geride bırakayım. Kızımın hayaliyle yaşadım, artık yavrumu ölü ya da diri bağrıma basayım, mezarında toprağına sarılayım."

Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)