Hattuşa'da 3 bin 800 yıllık ticaret ve depolama merkezi gün yüzüne çıkıyor

Çorum’un Boğazkale ilçesindeki Hattuşa Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda, Hititlerden önceki Asur Ticaret Kolonileri Çağı’na ait 16 büyük küp ortaya çıkarıldı.

Ensonhaber / AA
Hattuşa'da 3 bin 800 yıllık ticaret ve depolama merkezi gün yüzüne çıkıyor
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Anadolu’nun binlerce yıllık tarihine ışık tutan Hattuşa Antik Kenti, yeni bir arkeolojik keşifle geçmişin ticari yaşamına dair önemli ipuçları sunuyor.

Çorum’un Boğazkale ilçesinde bulunan ve yaklaşık 8 bin yıllık geçmişiyle farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan Hattuşa’da bu yıl yürütülen kazılarda, Hititlerden yaklaşık 300 yıl öncesine tarihlenen bir yapı kompleksi ortaya çıkarıldı.

Kral Sarayı ile Büyük Tapınak arasında bulunan Büyükkale Kuzeybatı Yamacı’ndaki kazılarda, Asur Ticaret Kolonileri Çağı’na ait olduğu değerlendirilen 16 büyük depolama küpü bulundu.

Yamaca teraslama yöntemiyle yerleştirilen küplerin, dönemin tarımsal ürünlerinin ve erzaklarının muhafaza edildiği bir ticaret ve depolama merkezinin parçası olduğu düşünülüyor.

HATTUŞA’NIN HİTİTLERDEN ÖNCEKİ DÖNEMİNE IŞIK TUTUYOR

UNESCO Dünya Kültür Mirası ve Dünya Belleği listelerinde yer alan Hattuşa, geçmişte Hatti ve Hitit medeniyetlerinin önemli merkezlerinden biri olarak öne çıktı.

Yaklaşık 7 kilometrelik surlarla çevrili antik kentte 1906'dan bu yana sürdürülen kazılarda, Kalkolitik Çağ'dan Roma ve Bizans dönemlerine kadar uzanan çok sayıda kültür tabakası ortaya çıkarılıyor.

Alman Arkeoloji Enstitüsünce Prof. Dr. Andreas Schachner başkanlığında 2006'dan bu yana devam eden çalışmalar kapsamında bu yıl ise antik kentin daha erken dönemlerine ilişkin önemli buluntulara ulaşıldı.

Kazı ekibinin Büyükkale Kuzeybatı Yamacı'nda yürüttüğü çalışmalarda bulunan yapının, milattan önce 1800-1750 yıllarına tarihlendiği değerlendiriliyor.

16 BÜYÜK KÜP YAMAÇTA ORTAYA ÇIKARILDI

Kazı alanındaki en dikkat çekici buluntular arasında, yamaca yerleştirilmiş 16 büyük küp bulunuyor.

Dik arazinin kullanılabilmesi amacıyla teraslama yapıldığı ve depolama yapısının bu teraslar üzerine kurulduğu belirlendi.

Kazı başkanı Prof. Dr. Andreas Schachner, bulunan yapının Asur Ticaret Kolonileri Çağı'na, yani Hitit öncesi döneme ait olduğunu belirtti.

O dönemde Hattuşa'nın "Hattuş" adıyla anıldığını anlatan Schachner, Aşağı Şehir'de Asurlu tüccarların kolonisi bulunduğunu ve yeni keşfin de dönemin ekonomik yaşamına ilişkin önemli bilgiler sunduğunu ifade etti.

Schachner, büyük küplerde tarımsal üretimden elde edilen ürünlerin ve çeşitli erzakların depolanmış olabileceğini söyledi.

“TİCARİ MERKEZE VE DEPOLAMA MERKEZİNE DENK GELMİŞİZ”

Kazı çalışmalarının, bölgenin yalnızca yerleşim alanı olmadığını, aynı zamanda ekonomik faaliyetlerin yürütüldüğü bir merkez olduğunu düşündürdüğünü belirten Schachner, “Sanki o dönemin Hattuş kentinin ticari merkezine ve depolama merkezine denk gelmişiz” değerlendirmesinde bulundu.

Schachner, bölgede daha önce yapılan kazılarda da benzer özellikler taşıyan bir yapının tespit edildiğini belirterek, yeni buluntuların geçmişteki ticari faaliyetlerin anlaşılması açısından önem taşıdığını kaydetti.

DOĞAL AFETLER YAPININ İZLERİNİ SİLMİŞ

Kazı alanındaki yapının geçmişte meydana gelen büyük bir heyelan nedeniyle önemli ölçüde tahrip olduğu belirlendi.

Heyelan, yapının yanı sıra depolama amacıyla kullanılan büyük küplerin de zarar görmesine neden oldu. Küplerin üst bölümlerinin büyük ölçüde ortadan kalkması nedeniyle yapının ve depolama kapasitesinin tamamı henüz belirlenemedi.

Schachner, yapının batıya doğru devam ettiğini düşündüren bulgulara ulaştıklarını ve bu bölümde de kazı çalışmalarına başladıklarını söyledi.

Kazı ekibi, tabakaları kontrollü şekilde kaldırarak yapının sınırlarını ve gerçek büyüklüğünü ortaya çıkarmaya çalışıyor.

“İNSANLARIN DOĞAYLA MÜCADELESİNİ GÖREBİLİYORUZ”

Bölgede farklı dönemlerde meydana gelen heyelanların yerleşim izlerini tahrip ettiğini belirten Schachner, buna rağmen insanların aynı alanı yeniden kullanmaya devam ettiğine dikkati çekti.

Hititlerin, heyelanla zarar gören eski yapıların üzerine yeni binalar inşa ettiğini anlatan Schachner, daha sonraki yapıların da doğal afetlerden etkilendiğini ifade etti.

Schachner, yamacın tarih boyunca insanların doğanın gücüyle mücadelesine tanıklık ettiğini belirterek, “Bu yamaçta insanların çağlar boyunca doğanın gücüyle nasıl mücadele ettiklerini ve pes etmediklerini görebiliyoruz.” dedi.

KÜPLERİN İÇİNDEN ÜRÜN KALINTISI ÇIKMADI

Heyelan nedeniyle büyük küplerin içerisinde depolanan ürünlere ilişkin doğrudan bir bulguya henüz ulaşılamadı.

Küplerin içerisine zaman içerisinde toprak, kum, çamur ve taş gibi molozların dolduğu belirlendi. Bu nedenle depolanan ürünlerin izlerinin günümüze ulaşmadığı değerlendiriliyor.

Ancak kazı ekibi, küplerin bulunduğu alanın tabanından alınan toprak örnekleri üzerinde ayrıntılı inceleme yapacak.

TOHUM KALINTILARI GEÇMİŞİN ÜRÜNLERİNİ ORTAYA ÇIKARABİLİR

Kazı çalışmalarının ardından alınan toprak örneklerinin yıkanarak içerisindeki organik kalıntıların araştırılacağı belirtildi.

Özellikle tohum veya bitki kalıntılarının tespit edilmesi halinde, yaklaşık 3 bin 800 yıl önce depolama merkezinde hangi tarımsal ürünlerin muhafaza edildiğine ilişkin önemli bilgiler elde edilebilecek.

Schachner, bu analizlerin tamamlanmasının ardından depolama merkezinin işlevine ilişkin daha ayrıntılı değerlendirmeler yapılabileceğini ifade etti.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)