Hem mağara hem dere hem geçit: İki şehri birbirine bağlıyor

Eskişehir’in Sarıcakaya ilçesinde, yerin tam 100 metre altında doğanın milyonlarca yılda ilmek ilmek işlediği gizli bir geçit yatıyor. İçinden dere geçen ve iki ucu açık olan 462 metrelik Düdensuyu Mağarası keşfedilmeyi bekliyor.

Haber Merkezi Haber Merkezi
Hem mağara hem dere hem geçit: İki şehri birbirine bağlıyor
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Eskişehir’in Sarıcakaya ilçesinde, bin 150 metre rakımlı sarp bir coğrafyanın kalbinde yer alan Beyyayla Düden Mağarası, hem doğanın milyonlarca yıllık mühendisliğini hem de Osmanlı’nın kuruluş dönemine uzanan tarihi izleri bir arada sunuyor.

İki ucu açık yapısıyla adeta yerin altında devasa bir tünel oluşturan bu 462 metrelik karstik mucize, içinden gürül gürül akan deresi ve mistik atmosferiyle görenleri büyülüyor.

Bölgenin en gizemli hazinelerinden biri olarak kabul edilen mağara, yerin 100 metre altındaki derinliklerinde sakladığı sırlarla keşfedilmeyi bekliyor.

YERİN 100 METRE ALTINDA DOĞAL TÜNEL

Sarıcakaya ilçe merkezine yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta, 1.150 metre rakımda bulunan mağara, coğrafi literatürde "yer-köprü" tipi bir karstik oluşum olarak tanımlanıyor.

Resmi adı Düdensuyu Mağarası olan bu devasa yapı, yaklaşık 100 metre yüksekliğindeki bir kireçtaşı kütlesinin içinden geçiyor.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtlarına göre 462 metre uzunluğunda olan mağara, bir ucundan girilip diğer ucundan çıkılabilen nadir oluşumlardan biri.

İÇİNDEN NEHİR GEÇİYOR

Mağarayı benzerlerinden ayıran en çarpıcı özellik, içinden kesintisiz şekilde akan Düdensuyu Deresi.

Mağaranın güneydoğu ağzından giren sular, 462 metrelik koridoru boydan boya geçerek kuzeybatı ağzından dışarı çıkıyor.

Mağaranın derinliklerinde ilerleyen ziyaretçileri, dev sarkıtlar, dikitler, sütunlar ve büyüleyici perde damlataşları karşılıyor.

BAHARDA KAYIK, YAZIN YÜRÜYÜŞ

Mağaranın içindeki suyun debisi, mevsimlere göre ziyaretin şeklini de değiştiriyor. Bahar aylarında yükselen su seviyesi nedeniyle mağarayı boydan boya geçmek için kayık kullanmak zorunlu hale gelirken, yaz sonunda suların çekilmesiyle birlikte koridoru yürüyerek geçmek mümkün oluyor.

Uzmanlar, hem su dengesi hem de hava koşulları açısından Mayıs sonu, Haziran ve Eylül aylarını en ideal ziyaret dönemi olarak öneriyor.

OSMANLI’NIN KURULUŞ İZLERİ BU COĞRAFYADA

Beyyayla Düden Mağarası’nın bulunduğu bölge, sadece doğasıyla değil, tarihi mirasıyla da dikkat çekiyor.

Mağaranın yer aldığı coğrafya, Osmanlı’nın kuruluş döneminde Osman Bey’in en yakın silah arkadaşı ve akıncı teşkilatının kurucusu Köse Mihal’in (Abdullah Mihal Gazi) tımar bölgesi sınırları içerisinde bulunuyor.

Bölgedeki Mihalgazi ve Mihalıççık gibi yerleşim yerlerinin isimleri de bu köklü tarihten geliyor.

Bölgenin belleği Roma dönemine kadar uzanıyor. Bugün Sarıcakaya olarak bildiğimiz ilçenin Roma dönemindeki adı Linde iken, Cumhuriyet öncesi Türk döneminde Burnaklar olarak anılıyordu.

1957 yılında bugünkü ismini alan ilçe, 1958’de resmen ilçe statüsüne kavuşarak bu antik ve tarihi mirası günümüze taşıdı.

MAĞARANIN ÇIKIŞ NOKTASI NERESİ?

Mağarayla ilgili en çok merak edilen konulardan biri de çıkış noktasının nereye vardığı. Yerel anlatılarda mağaraya "Eskişehir’den girilip Bolu’dan çıkıldığı" sıkça dile getirilse de akademik çalışmalar farklı bir noktaya işaret ediyor.

Hacettepe Üniversitesi’nde yapılan çalışmalar, mağaranın Eskişehir-Bilecik hattında bir sınır teşkil ettiğini ve kuzeybatı ağzının büyük olasılıkla Bilecik-Yenipazar sınırına açıldığını gösteriyor.

HAZIRLIKSIZ GİTMEYİN

9 Temmuz 2019 tarihinde "B grubu tabiat varlığı" olarak tescillenen mağara, doğal yapısını korumaya devam ediyor. Henüz içerisinde ışıklandırma veya yürüyüş yolu gibi turistik bir altyapı bulunmadığı için ziyaretçilerin hazırlıklı gitmesi şart. Mağaraya ulaşmak isteyenlerin son 1,5 kilometrelik toprak yolu yürümesi ve yanlarında mutlaka güçlü bir el feneri bulundurması gerekiyor.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi