Hıdırellez ve Nevruz aynı mı, neden ayrı kutlanıyor? İşte aralarındaki fark
Baharın gelişini simgeleyen Hıdırellez için hazırlıklar başladı. Her yıl 5-6 Mayıs’ta kutlanan Hıldırellez ve Nevruz, sık sık birbirine karıştırılsa da kökenleri ve kutlanma biçimleri açısından önemli farklılıklar barındırıyor.
Doğa yeniden canlanıyor, dilekler gül ağaçlarına bağlanmak için hazırlanıyor.
Hızır ve İlyas peygamberlerin yeryüzünde buluştuğu gün olarak kabul edilen Hıdırellez için geri sayım başladı.
Pek çok vatandaş bu kadim geleneği, baharın ilk günü olan Nevruz ile karıştırıyor.
Peki Hıdırellez ile Nevruz’un farkı ne?

NEVRUZ VE HIDIRELLEZ FARKLARI
Nevruz, takvimler 21 Mart’ı gösterdiğinde, yani astronomik olarak ilkbaharın başladığı ekinoks gününde kutlanır. O gün doğanın resmen uyanışıdır. Hıdırellez ise halk takvimine göre yazın başlangıcı kabul edilir ve 5-6 Mayıs tarihlerinde kutlanır. Yani Nevruz baharı karşılarken, Hıdırellez yazı müjdeler.
Hıdırellez'i Nevruz'dan ayıran en belirgin özellik, içinde barındırdığı "umut" ve "dilek" ritüelleridir. Hıdırellez gecesi vatandaşlar kağıtlara ev, araba veya sağlık gibi hayallerini çizerek gül ağacının dibine bırakır ya da ateş üzerinden atlayarak arınmayı dilerler. Nevruz Bayramı'nda ise odağımız dileklerden ziyade, "Yeni Gün"ü selamlamak ve toplumsal bir şenlik havasında doğanın uyanışını kutlamaktır; Nevruz'da kişisel dilek dileme geleneği bulunmaz.
Hıdırellez kutlamalarında ateş yakılması ve gül ağacı başındaki bekleyiş en önemli simgelerdir. İnsanlar gerçekleşmesini istedikleri dualarla bu geceyi geçirirken, Nevruz daha çok bir bayram havasında, birliğin ve beraberliğin simgesi olarak yaşanır.

HIDIRELLEZ RİTÜELLERİ
Hıdırellez’in en meşhur geleneği gül ağacı ritüelidir. 5 Mayıs akşamı güneş batarken dilekler bir kağıda yazılır veya şekli çizilir (ev, araba, bebek, anahtar vb.). Bu kağıtlar bir gül ağacının dalına asılır ya da dibine gömülür. 6 Mayıs sabahı erkenden bu kağıtlar alınıp suya (akarsu veya deniz) bırakılır. Dileklerin su gibi akıp gitmesi ve gerçekleşmesi umulur.
Hızır (a.s) dokunduğu yere bolluk getirdiğine inanıldığı için: 5 Mayıs gecesi cüzdanlar, çantalar ve mutfaktaki bakliyat kavanozlarının ağzı açık bırakılır. Eskiler, bereketin eve girmesi için o gece kapı ve pencereleri de aralık bırakırlardır.
Nevruz’da olduğu gibi Hıdırellez’de de ateş yakılır. Ateşin üzerinden üç kez atlamanın; hastalıklardan arındıracağına, nazarı yok edeceğine ve o yılın sağlıklı geçmesini sağlayacağına inanılır.
5 Mayıs akşamı bir kase sütün içine hiç maya katmadan, sadece bir kaşıkla karıştırılarak bırakılır. Eğer sabah o süt yoğurt olmuşsa, o evde Hızır’ın eli olduğuna ve o yılın mucizelerle dolu geçeceğine inanılır.
6 Mayıs sabahı güneş doğmadan kalkılır; kırlardaki otların üzerindeki çiğ damlaları toplanarak yüze ve ellere sürülür. Bunun cildi güzelleştirdiğine ve şifa verdiğine inanılır. Ayrıca bu çiğ damlalarıyla yoğurt mayalayanlar da vardır.
Evlenmek isteyen genç kızlar veya erkekler, 5 Mayıs gecesi çok tuzlu bir çörek yiyip su içmeden uyurlar. Rüyalarında kendilerine su veren kişinin evlenecekleri kişi (kısmetleri) olduğuna inanılır.
Vücudunda ağrısı olanlar, Hızır’ın geçtiği yollardaki (yeşil alanlardaki) ağaçlara sırtlarını sürterek ağrılarından kurtulmayı dilerler.