Kemal Kılıçdaroğlu'nun Sakarya mitingi konuşması
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Sakarya'da halka hitap etti.
1994 yılından beri sağ partilerden seçilen belediye başkanları tarafından yönetilen Sakarya'da, Kılıçdaroğlu bugün bir gafa daha imza attı.
Kılıçdaroğlu , bugün Adapazarı Kent Meydanı'nda miting yaptı. Mitingte Sakaryalılar'dan yerel seçimler için oy isteyen Kılıçdaroğlu, zaten otopark olan bir alana yapmak istedikleri otopark projesini açıkladı.

OTOPARK OLAN YERE OTOPARK PROJESİ
Mitingin son anlarında Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ecevit Keleş'i yanına çağıran Kılıçdaroğlu, "Büyükşehir adayımız Ecevit Keleş, bu meydanın altına otopark yapacağım diyor" dedi. Ancak bu sözlere miting alanındakiler şaşırdı. Çünkü Kılıçdaroğlu'nun otopark yapılacak dediği Kent Meydanı zaten otopark olarak hizmet veriyordu.

Kemal Kılıçdaroğlu Adapazarlılar'ı güldürdü
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Eğer, bu ülkede temiz siyasetin yolunu açacak, gerçek anlamda demokrasiyi kuracak, ayrılığı, gayrılığı değil, beraber özgürcü yaşamayı savunacaksak adresimiz belli; halkın partisi Cumhuriyet Halk Partisi. Bu meydan, inşallah, ayın 30'unda yeni bir tarih yazacak, buna inanıyorum" dedi.
Kılıçdaroğlu, partisince Sakarya Kent Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, TBMM Genel Kurulu'nun 19 Mart Çarşamba günü olağanüstü toplanacağını hatırlatarak, iktidarın fezlekeleri kapatmak için çok uğraştığını ancak kapatamadığını ileri sürdü.
SIZDIRILAN FEZLEKELER
Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın 8 seferde 52 milyon dolar rüşvet aldığını öne süren Kılıçdaroğlu, "Adapazarı'nın vicdanına, işçisine, çiftçisine, emeklisine sesleniyorum; nasıl olur da bir ekonomi bakanı 28 seferde 52 milyon dolar götürür? Hesabını sormamız gerekiyor mu, soralım mı? Eski İçişleri Bakanı Muammer Güler de 10 seferde 10 milyon dolar götürmüş. Eğer bir bakanın oğlunun evinde 1 trilyon lira para çıkıyorsa onun hesabı sorulmayacak mı? Sormazsak biz günah işlemiş oluruz" diye konuştu.

EGEMEN BAĞIŞ HAKKINDAKİ İDDİALAR
Eski Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın ise 3 seferde 1,5 milyon dolar rüşvet aldığını iddia eden Kılıçdaroğlu, "Günahını almayalım, bu az para götürmüş. Araştırdık, bu nasıl götürmüş, niye buna bu kadar az vermişler? Rıza Zarrab'ın telefon kaydı fezlekelerde var. Bağış'a diyor, '500, 500 çikolata kutusunun içinde götürün.' Çikolata kutusu olursa bu kadar olur tabi. Geçen gün genç birisi 'Başçalan'ın mitingine katılayım' demiş. Gitmiş, mitinge katılmış, şöyle bir yoklamış. Cüzdan gitmiş fakat korkudan 'hırsız var' diyemiyor, dese dayak yiyecek. Türkiye'nin geldiği hal, maalesef bu" ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu'nun Egemen Bağış hakkındaki iddiaları
VATANDAŞIN 2B SORUNU
Vatandaşın 2-B sorununun bulunduğunu, bu konuda kanun teklifini TBMM'ye verdiklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, ormanlık alandaki 2B arazilerinin hiçbir bedel alınmadan orman köylüsüne verilmesini istediklerini, bunun mücadelesini verdiklerini, vermeye de devam edeceklerini söyledi.
Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Eskişehir mitinginde kendisini eleştirdiğini anımsatarak, "Ağza alınmayacak bir sürü laf ediyor, etsin, canı sağolsun. Benim hiç umrumda değil ama bakın ne söylemiş; 'Sen, benim evlatlarıma helal lokma yedirmediğim halde haramdan bahsedecek kalitede değilsin.' Allah söyletiyor, ne diyelim, Allah, büyüktür diyorum. 'Evlatlarıma helal lokma yedirmedim, sen nasıl haramdan bahsedersin' diyor. Nasıl bahsetmeyim ben?" diye konuştu.
"TEMİZ SİYASET İÇİN İZİN İSTİYORUM"
"Birbirimizi eleştirebiliriz ama hoşgörülü davranacağız" diyen Kılıçdaroğlu, "Bize oy versin, vermesin, her yurttaşımızı kucaklayacağız. Diyoruz ki 'Bir vatandaşımız sokakta gezdiği zaman tanımadığı biriyle de karşılaşsa güleryüzle ona 'merhaba' diyebilmeli. En büyük arzumuz, bu olmalı. Anneler, huzur içinde çocuklarını okula gönderebilmeli, onların sorunlarını el birliğiyle çözmeliyiz. Hiç kimseyi etnik kimliğinden ötürü ötekileştirmeyeceğiz" şeklinde konuştu.
Kılıçdaroğlu, Türkiye'yi adım adım gezdiğini, her yurttaşıyla kucaklaştığını anlatarak, temiz siyaset için izin istediğini söyledi.
"Onlar halka hesap vermek istemiyorlar, ben halka hesap vermeyi namuslu görev kabul ediyorum" diyen Kılıçdaroğlu, hükümetin vatandaşı "bizden, onlardan" diye böldüğünü ileri sürerek, oy vermiş vermemiş her yurttaşın kendisi için değerli olduğunu kaydetti.
"DEMOKRASİDEN ÖDÜN VERMEYECEĞİZ"
Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Eğer, bu ülkede temiz siyasetin yolunu açacak, gerçek anlamda demokrasiyi kuracak, ayrılığı, gayrılığı değil, beraber özgürce yaşamayı savunacaksak adresimiz belli; halkın partisi Cumhuriyet Halk Partisi. Bu meydan, inşallah, ayın 30'unda yeni bir tarih yazacak, buna inanıyorum. 30 Mart'ta hep birlikte sandığa gideceğiz. Onlar gitmemek için her türlü provokatörlüğü yapabilir. İki gün önce uyardım, 'herkes, provokatörlere karşı duyarlı olsun' dedim. Gecenin daha başlangıcında bütün elektrikleri söküp silahla bir çocuğu öldürüyorlarsa hepimizin dikkatli olması lazım. Biz, hiçbir zaman demokrasi, insan sevgisi ve özgürlüğümüzden ödün vermeyeceğiz. Türkiye'nin bağımsızlığı ve güzelliği için beraberce, omuz omuza, kol kola yürüyeceğiz."
"OY KULLANIRKEN ELİNİZİ VİCDANINIZA KOYUN"
Yalnızca hükümeti eleştirdiklerini ve AK Parti'ye oy veren vatandaşların, bu eleştiriyi üstüne almaması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
"Onların kararlarına ve kullandıkları oylara her zaman saygı duydum. Gider, oyunu istediği partiye verir. Biz, iktidar mücadelesi yaparız, devlet olmak istemeyiz. Herkesi baskı altına almak istemeyiz. Bizim isteğimiz, demokrasi şöleni içinde seçimleri yapalım, temiz siyaset yapalım ama halka hesap veren siyaset olsun, bunu isteriz. O nedenle Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy veren sevgili yurttaşlarıma sesleniyorum, ayın 30'unda sizler de sandığa gideceksiniz ama oyu kullanırken elinizi vicdanınıza koyun. Kul hakkı yiyene oy vermeyin, harama ortak olmayın, helalden yana oy kullanın. Helale oy verin, ben bunu istiyorum.
"SENDE HİÇ VİZDAN YOK MU?"
Size sözüm var, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, bir iş adamı bizi eleştirirse ertesi gün onun kapısına iki vergi müfettişi göndermeyeceğiz. Tam aksine onun derdini dinleyeceğiz çünkü biz, eleştiriye ve demokrasiye saygı duyan bir anlayıştayız. Bir vatandaş bizi eleştirebilir, sanayici, iş adamı eleştirebilir. Halkın haber alma kanallarını açacağız. Hayatımda şu ana kadar, hiçbir zaman televizyon kanalına telefon edip, 'bu yazıyı oradan kaldırın, bunun işine son verin' demedim ve demeyeceğim. Kimsenin ekmeğiyle oynamak istemeyiz, bize onu öğrettiler. Yapmadım bunu hayatımın hiçbir döneminde ama o telefon ediyor, 'onun işine son verin' diye. Peki, onun ailesi yok mu, çoluğu çocuğu yok mu? Sende hiç vicdan yok mu?"