Kocaeli'de 18 mezar açtıran depremzede, 4 yıl sonra oğlunun cenazesine ulaştı
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde enkazdan sağ çıkarılan oğlundan bir daha haber alamayan Emine Cebeci, 4 yıl boyunca Türkiye’yi karış karış aradı. Hukuki mücadelesiyle 18 mezarın açılmasını sağlayan Cebeci, oğlunun cenazesine ulaştı.
Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde 17 Ağustos 1999 gecesi yaşanan Marmara Depremi, binlerce insanın hayatını değiştirdi. Ancak bazı aileler için deprem, sarsıntının sona ermesiyle bitmedi. Emine Cebeci de o gecenin ardından yıllarca süren bir arayışın içine girdi.
Deprem sırasında oğlu Serkan ile aynı binanın enkazı altında kalan Cebeci, 16 saat sonra ağır yaralı olarak kurtarıldı. Oğlu ise kendisinden 3 saat önce, 13 saatlik çalışmanın ardından enkazdan sağ çıkarıldı. Gölcük Askeri Hastanesi’ne götürülen Serkan’dan daha sonra haber alınamadı.
Bir yıl boyunca hastanelerde tedavi gören, ayağından 14 kez ameliyat geçiren Cebeci, kendi yaşam mücadelesinin yanı sıra oğlunu bulabilmek için de harekete geçti. Tam 4 yıl boyunca Türkiye’nin dört bir yanında iz sürdü. Bu süreçte hastaneleri, morgları, emniyet birimlerini ve kayıp ilanlarını takip etti.
Cebeci’nin mücadelesi, sonunda 18 mezarın açılmasına kadar uzandı. Başlangıçta amacının yalnızca kendi oğlunu bulmak olmadığını belirten anne, “Başka kayıplar da bulunur” düşüncesiyle başlattığı hukuk mücadelesinin sonucunda kendi evladının cenazesine ulaştı.

“1999 BİZİM İÇİN MİLATTAN ÖNCE VE SONRA GİBİ OLDU”
Deprem gecesini anlatırken 1999’un hayatında bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Emine Cebeci, o tarihten önceki yaşamıyla sonrasının birbirinden tamamen farklı olduğunu söyledi.
Cebeci, oğlunun o dönem astsubaylığı kazandığını ve ertesi gün askeriyeye götürmek üzere belgelerini hazırladığını belirterek o geceyi şöyle anlattı:
“1999’dan önce bir hayatımız vardı, 1999’dan sonra başka bir hayata döndük. O gece oğlumla beraber evdeydik. Çok sıcak bir ağustos ayıydı. Oğlum astsubaylığı kazanmıştı. ‘Gece erken yatayım, yarın sabah raporlarımı götüreceğim’ dedi. Televizyon izliyordum. Bir anda büyük bir gümbürtü koptu. Öyle büyük bir sarsıntıydı ki deprem olduğunu düşünemedim.”
Cebeci, oğlunun korkmaması için yanına gitmek istediğini ancak yalnızca birkaç adım atabildiğini ve binanın çok kısa sürede çöktüğünü ifade etti.
ENKAZIN ALTINDA OĞLUYLA SABAHI BEKLEDİ
Deprem sırasında birinci katta yaşadıklarını, üzerlerinde ise 5 kat bulunduğunu anlatan Cebeci, binanın sarsıntının etkisiyle adeta dönerek yıkıldığını söyledi.
Kendisinin yüzüstü düştüğünü, bacaklarının ve kolunun kolon altında kaldığını belirten Cebeci, bir süre oğlundan ses alamadığını anlattı.
Saatler sonra Serkan’ın sesini duyduğunu aktaran Cebeci, oğlunun ayağının ezildiğini söylediğini belirtti. Anne-oğul, kurtarılmayı beklerken enkazın altında birbirlerine moral vermeye çalıştı.
Ancak sabaha karşı Serkan’ın sözleri, yaşanan durumun ne kadar ağır olduğunu ortaya koydu. Cebeci, oğlunun “Kurtaramayacaklar bizi, kimse yok” dediğini ve kendisinden helallik istediğini anlattı.
Anne ise o an oğlunun moralini bozmamak için ona sürekli kurtulacaklarını söylediğini ifade etti.

“OĞLUMU ÇIKARDILAR, BENİ BULMASALAR DA OLUR DİYORDUM”
Saatler süren bekleyişin ardından kurtarma ekipleri enkaza ulaştı. Cebeci’nin oğlu Serkan, depremden yaklaşık 13 saat sonra enkazdan sağ çıkarıldı.
Oğlunun kurtarıldığını öğrenen annenin o anki düşüncesi ise yalnızca evladının hayatta olmasıydı.
Cebeci, “Allah’a şükürler olsun. Oğlumu buldular ya, beni bulmasalar da olur” diye düşündüğünü ifade etti.
Serkan’ın yanında ailelerinin köpeğinin de enkazdan çıkarıldığını belirten Cebeci, oğlunun kendisini bırakmak istemediğini, “Annem aşağıda yaşıyor, annemi çıkarın” diyerek kurtarma çalışmalarının kendisi için sürdürülmesini istediğini anlattı.
Ancak arkadaşlarının ısrarıyla hastaneye götürülen Serkan’dan, bu sevkin ardından bir daha haber alınamadı.
KENDİSİ BİR YIL TEDAVİ GÖRDÜ, OĞLUNU ARAMAYI BIRAKMADI
Serkan’ın hastaneye götürülmesinden yaklaşık 3 saat sonra Emine Cebeci de enkazdan çıkarıldı. Ağır yaralı olarak kurtarılan Cebeci, uzun süre hastanelerde tedavi gördü.
Bir yıl boyunca hastanelerde kalan ve ayağından 14 kez ameliyat edilen Cebeci, sağlık sorunlarıyla mücadele ederken aklındaki tek sorunun oğlunun nerede olduğu olduğunu söyledi.
Tedavisinin ardından Gölcük’e dönen anne, oğlunu bulmak için kapsamlı bir arama başlattı. Deprem bölgesinde kayıp kişilerin fotoğraflarının duvarlara asıldığını gören Cebeci, askeri yetkililerden kimsesiz olarak defnedilen 18 kişi bulunduğunu öğrendi.
Fotoğraflara baktığında oğlunu teşhis edemeyen Cebeci, yine de bu mezarların incelenmesi gerektiğini düşündü.
“18 MEZARIN AÇILMASINI İSTEDİM”
Cebeci, deprem sonrasında kayıp kişilerin akıbetinin belirlenmesi için hukuki mücadele başlattı. Amacının yalnızca kendi oğlunun cenazesine ulaşmak olmadığını, diğer kayıp ailelerinin de çocuklarına ulaşabilmesi için mezarların incelenmesini istediğini söyledi.
Ancak bu süreç hiç kolay olmadı.
Mahkeme sürecinin yaklaşık 4 yıl sürdüğünü anlatan Cebeci, mezarların açılabilmesi için verdiği hukuk mücadelesinin defalarca engellerle karşılaştığını ifade etti.
Sonunda talebi kabul edildi ve 18 mezar açıldı.
4 YILLIK ARAYIŞIN SONUNDA ACI GERÇEKLE KARŞILAŞTI
Yıllarca oğlunun hayatta olduğuna inanarak onu arayan Cebeci’nin mücadelesi, 18 mezardan birinin açılmasıyla sonuçlandı.
Aradığı evladının cenazesi, deprem sonrasında kimsesiz olarak defnedilen kişiler arasında bulundu.
Cebeci, oğlunu sağ olarak hastaneye gönderdiği için onun öldüğünü hiçbir zaman düşünmediğini belirterek, yıllar boyunca Türkiye’nin dört bir yanında oğlunun izini sürdüğünü söyledi.
“Çocuğumu sağ olarak göndermiştim, ben de onu her yerde sağ olarak arıyordum. Öldüğünü aklına bile getirmiyorsun” sözleri, yaşadığı travmanın boyutunu gözler önüne serdi.

“YILLARCA SOKAK SOKAK DOLAŞTIM”
Oğlunun kaybolduğu dört yıl boyunca hiçbir ihtimali göz ardı etmediğini belirten Cebeci, kayıp ilanlarından televizyon programlarına kadar ulaşabileceği her yolu denediğini anlattı.
Oğlunun bir kaza nedeniyle hafızasını kaybetmiş olabileceğini, bir sağlık kuruluşunda bulunabileceğini düşündüğünü ifade eden anne, Bakırköy’deki hastaneler ve ruh sağlığı kuruluşları da dahil olmak üzere pek çok yeri araştırdığını söyledi.
Cebeci, oğlunun fotoğraflarını yurt dışına dahi gönderdiğini belirterek, bir yerlerden haber gelebileceği umudunu hiç kaybetmediğini dile getirdi:
"Ben 4 yıl kapımı kapatmadım. Çocuğumdan bir haber gelir, bir ses duyarım diye düşündüm. Yıllarca sokak sokak dolaştım. Her arabanın içine baktım. Acaba benim çocuğum bir yerlerde şuurunu yitirdi de geziyor mu diye düşündüm."
27 YIL GEÇTİ, ACISI İLK GÜNKÜ GİBİ
17 Ağustos 1999’un üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen Emine Cebeci’nin yaşadığı acı ve oğlunu aradığı yıllar, hafızasındaki yerini koruyor.
Depremde kendi hayatını yeniden kurmaya çalışırken evladının akıbetini öğrenmek için yıllarca mücadele eden Cebeci, sonunda oğlunun cenazesine ulaşsa da yaşadığı dört yıllık belirsizliğin izlerini üzerinden atamadı.
Onun hikayesi, Marmara Depremi’nin yalnızca yıkılan binalardan ve kaybedilen canlardan ibaret olmadığını; bazı aileler için deprem gecesinin ardından yıllarca süren belirsizlik, arayış ve acının başladığını bir kez daha ortaya koyuyor.
