Mehmet Özhaseki'den İstanbul depremi açıklaması: 7 büyüklüğündeki afette 600 bin daire yıkılır

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, İstanbul'daki konutların 4'te 1'inin riskli olduğunu ve olası bir 7 şiddetindeki depremde 600 bin civarında yapının yıkılacağını söyledi.

Haber Merkezi Haber Merkezi
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Türkiye, deprem bölgesinde yer alıyor.

6 ay önce yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerini acısı hala taze.

Yıkılan binlerce bina, 50 bini aşkın vatandaşa mezar oldu.

Ardından yurt genelinde deprem senaryoları öncesi tedbirler alınmaya başladı.

Büyük İstanbul depremi de gündemdeki yerini koruyor.

Megaknet kentsel dönüşümle güçlendiriliyor

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da bu kapsamda kentsel dönüşüm çalışmalarıyla Megakent'i güçlendiriyor.

Bakan Mehmet Özhaseki de konuk olduğu A Haber’de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Burada Murat Akgün’ün sorularını yanıtlayan Özhaseki, olası İstanbul depremindeki senaryoları anlattı.

"Yıkılabilecek olan yapı 600 bin civarında"

Özhaseki, şu ifadeleri kullandı:

“İstanbul beka meselesidir. 5 milyon 800 bin gibi bağımsız birim var gibi görünüyor. Bunu 1,5 milyonu riskli. Felaket olduğunda ilk etapta yıkılabilecek olan yapı 600 bin civarında. 7 ve üzerinde şiddetinde deprem olduğunda 600 bin daire yerle yeksan olur.

Her sokakta 2 binanın yıkıldığını düşünün, ulaşım olduğu gibi durur. Altyapı da çöker, doğal gaz verilmez olur. İstanbul böyle olursa kocaman hapishaneye döner.”

"Meclisin açılıp bütçe görüşmelerini beklemeye çok da niyetimiz yok"

Mehmet Özhaseki, olası deprem için İstanbul'a özel bir yasa yapmaya çalıştıklarını da ifade ederek, "Eğer bunu erken bitirirsek, Meclisin açılıp bütçe görüşmelerini beklemeye çok da niyetimiz yok, aciliyete binaen 1-2 ay içerisinde Meclisi olağanüstü toplantıya çağırıp, İstanbul'un kentsel dönüşümü, depreme hazırlığıyla ilgili yeni yasaları getirip, görüşmeye açmayı düşünüyorum." dedi.

"Yerinde Dönüşüm'e 146 bin 376 kişi başvurdu"

Özhaseki'nin açıklamalarının tamamı şu şekilde:

“Yerinde Dönüşüm'e 146 bin 376 başvuru oldu. 125 bin kişi konut yapmak için müracaat etmiş. 21 bin kişi ticari dükkan yapmak için müracaat etmiş. Bunu kolaylaştırıcı o kadar çok tedbir aldık ki. Müteahhitle anlaşacak vatandaşlara sözleşmeler veriyoruz. Özel çalışma yaptıramayacak vatandaşlara TİP projeler veriyoruz. Yapı denetim masrafından da muaf tuttuk. Kendisi yerinde dönüştürmek istediğinde harç, pul onları da almıyoruz. Vatandaş evini yapmak isteyecek, sözleşmeyi yapacak, biz ona 500 bin lira hibe, 500 bin lirayı da kredi olarak düşünüyoruz. 2 sene ödemesiz, 10 yıl sıfır faizli. Yap-satçı arkadaşlar var, 9-10 bin liraya metrekaresini mal ediyorlar. Rezerv alanlara yapılanlar daha pahalıya mal oluyor. Oraya yol lazım, elektrik, su, doğal gaz, kanalizasyon hatları çekmek lazım. Okul, cami, sağlık ocağı lazım.”

"Fay hatları yeşil alan olacak"

“Binaların büyük çoğunluğu 1970-80'li yıllarda o günkü teknik ve şartlara göre yapılmış. Birçoğu 7 şiddetindeki depreme uygun tasarlanmamış. Az bir kısmı da dere yatağı ya da sıvılaşma olan yerlere yapılmış. Fay hatlarının geçtiği yerlere yapı yapılamayacak. Dere yataklarının olduğu yerlerde de bina yapılmayacak. Sıvılaşma olan yerlerde de yapı yasağı var. Bunların dışındaki her yere yapı yapılabilir. Fay hatları yeşil alan olarak kalacak. Mevzuattan taviz vermeyeceğiz.

Vatandaş kendi evini yapmak istediğinde önünü açacağız, denetleyeceğiz, herhangi bir şekilde sıkıntı olmayacak. Müteahhit yarıda bırakıp giderse TOKİ marifetiyle biz yapacağız. Şehirlerin merkezleri meydanları, tarihe iz vuran, insanların aklında kalan siluetlere dönüşüyor. Şehir merkezlerini biz yapmaya karar verdik.

TOKİ Türkiye'de herkesin gururu olan bir kuruluş. Yıllık 60 bin konut kabiliyeti var. O taraflarda tamamını TOKİ yapsın demek hayalcilik olur. TOKİ'nin 600 çalışanı var, 920 şantiyesi var. Her şantiyede 3000-5000 konut yapılıyor. Vatandaş kendisi o bölgede bulunan yerel müteahhitlerle yola çıktığında hem o şehrin ekonomisine katkısı olacak hem de kendi başına devam edecek.”

"Yanımıza kolumuza giren belediye bulmakta zorlanıyoruz"

“Bir sene içinde şehirlerin çevresi çok değişecektir. Çadırlarda 55 bin kişi var. Konteyner kentlerde 465 bin insan var. 320 bin aileye de kira yardımı yapılıyor. 1,9 milyon kişi dışarıdayken siz burada rahatça nasıl oturursunuz? Depremzedelerin evlerini teslim edip, Allah sizden razı olsun deyinceye kadar oradan ayrılmayacağız. Bakanlar Kurulu'nda her seferinde birinci gündem maddesi deprem. Ne yaptık, neredeyiz, eksiğimiz nedir... Uzun uzun tartışıyoruz. Yıkım masrafı yüz milyonları geçiyor. Bunların altından kalkabilmek kolay değil. Ufak tefek de olsa vergilere yükleniliyor. Bizim bizden başka dostumuz olmadığını bilelim. Deprem bölgesine gelen yabancılar, böyle bir felaketin dörtte biri bizde olsaydı altından kalkamazdık dediler.
Belediyeler de depremzede. Yanımıza kolumuza giren belediye bulmakta zorlanıyoruz. Fabrikalarda çalışanlar ya yakınını ya çocuğunu kaybetmiş, bırakmış gitmiş. Kiraların yükselmesinin sebebi de bu. Bir anda elde bulunan kiralık evler bu insanlar tarafından kiraya tutulmuştur.”

"Yeni yasalar çıkarmak için zorluyoruz"

“Türkiye Deprem riski taşıyan 5 ülkeden birisi. Deprem riski taşıyan 10 büyükşehir varsa biri de İstanbul. Bunu bilerek hareket etmeniz gerekiyor. 6 ve üzeri yıkıcı deprem sayısı 60 civarında. Bu topraklarda 1,5 yılda bir yıkıcı deprem olmuş. Maddi hasar söylememize gerek yok, müthiş rakamları buluyor. Kadim şehirlerimiz var, eski yapılar var ve 60-70'li yıllardan itibaren büyükşehirlere göçlerle birlikte varoşlar oluşmuş. Briket yığıp sabah içine girdikleri evler var, bu evlerin risk taşıdığını düşünüyoruz. Kentsel dönüşüm yasaları çıktı. 2000'li yıllardan itibaren gecekonduların önlerini kesmek için millete 250 metrekarelik parseller vermiştim. Yeni yasalar çıkarmak için zorluyoruz. Vatandaşın gönlüne bırakınca bin bir türlü zorlukla karşılaşıyorsunuz.”

"Millet bahçelerinde bol ağaç var"

“Dünyayı kirleten ülkeler hangileri, Hindistan, Çin, ABD, AB ülkeleri geliyor. Türkiye'nin dünyayı kirletme oranı yüzde 1'in altında. Biz Paris Anlaşması neticesinde o kadar çok sanayicilere zorlaştırıcı tedbirler getirdik ki. Bacası, suyu dahil 7/24 takip ediyoruz. Geminin biri denizi kirletti 156 milyon lira ceza yazıldı. Geminin değeri 75 milyon lira. Sıfır atık projesi ilk bakanlık olarak çalışmaya başladığımızda sıfır atık olur mu dediler. Her şeyi ayrıştırıyorsunuz. Organik atıkları da kompost aletinden geçirerek gübre oluyor. Dünyayı kirletmemek gibi görevimiz var. Bu alemi hoyratça kullanmamız, kirletmememiz gerekiyor. Millet bahçeleri yapıyoruz. 70 milyon metrekareyi geçti.

Sanayicilerin kendi ürettikleri emtiayı AB ülkelerine satabilmeleri için bir sertifika var, bunu almak zorundalar. Çevreci olduklarını kanıtlamazlarsa AB'ye mal satamayacaklar. Sertifikayı bizler vereceğiz.

Millet bahçelerinde çayırlı alanları az tutmaya çalışıyoruz. Çayır dediğimiz nesne Türkiye'ye uygun değil. Türkiye gibi su fakiri olan ülkede çim ekimini durdurmak gerekiyor. Millet bahçelerinde bol ağaç var. Sosyal tesisler var. Buna çok dikkat ediyoruz. Sulamada o bölgede bulunan yeraltı sularını vermeye çalışıyoruz. Konutların bulunduğu yerde yağan yağmuru toplayıp bunu bahçelere vermek istiyoruz.”