Devlet Bahçeli'den 'Terörsüz Türkiye' çağrısı: Üzerinize düşen yük büyük
Ankara'da gençlere seslenen ve Terörsüz Türkiye'den bahseden Devlet Bahçeli, "Böyle bir zamanda ülkücü bir genç olmak ve ülkücü kalmak hiç kolay değildir. Dosdoğru kalan her bir gencimizi tebrik ediyorum." dedi.
MHP Lideri Devlet Bahçeli, mesaisine Ankara'da başladı.
Türk Gençliği Büyük Kurultayı'na katılan ve görkemli bir şekilde karşılanan Bahçeli, ardından da kürsüde önemli mesajlar verdi.
Sözlerine, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutlayarak başladı.
Bahçeli akabinde de sözü Terörsüz Türkiye sürecine getirdi ve küslüklerin sona ermesi gerektiğini söyledi.
Bahçeli, uzun süre alkışlanan konuşmasında şu ifadelere yer verdi;
"BÖYLE BİR ÇAĞDA GENÇ OLMAK KOLAY DEĞİL"
Böylesine sert bir çağda ayakta kalmanın yolu yalnızca güçlü olmaktan değil, kader birliğiyle kenetlenmiş, kanaatlerinde kaynaşmış, kardeşlikle kök salmış bir millet olmaktan geçmektedir.
Bakınız, kuzeyimizde savaşın gölgesi, güneyimizde kan ve gözyaşı, doğumuzda güç mücadelesi, batımızda savunma telaşı, siber âlemde ise sinsice yürütülen operasyonlar kol gezmektedir.
İnsanlık bir taraftan teknolojiyle geleceğe uzanırken, diğer taraftan merhametten, adaletten, vicdandan ve hakkaniyetten uzaklaşmanın sancısını yaşamaktadır.
Böyle bir zamanda delikanlı çağında bir genç olmak kolay değildir.

"BÖYLE BİR ZAMANDA ÜLKÜCÜ OLMAK KOLAY DEĞİL"
Böyle bir zamanda ülkücü bir genç olmak ve ülkücü kalmak ise hiç kolay değildir.
Dosdoğru yürüyen, dimdik duran her bir ülkücü gencimizi yürekten tebrik ediyorum.
Karşımızda bütün heybetiyle duran ülkücü Türk gençliği, çağın rüzgârına kapılan yaprak değil, fırtınalara yön veren kaynaktır.
Ülkücü gençlik, başıboş öfkenin, ölçüsüz heyecanın, köksüz arayışların değil, disiplinin, edebin, ferasetin ve sadakatin adıdır.
"ÜZERİNİZE DÜŞEN YÜK HER ZAMANKİNDEN BÜYÜK"
Bugün Terörsüz Türkiye hedefi için aldığımız büyük sorumluluğun yükü omuzlarımızda bulunurken, sizlere düşen vazife her zamankinden daha büyüktür.
Bu yük siyasi bir hedef değildir. Anaların gözyaşını dindirmenin, evlatlarımızın geleceğini güvenceye almanın, kardeşliği bu topraklarda yeniden tahkim etmenin ve Türk milletinin bin yıllık birliğini ebediyete taşımanın Kızıl Elması’dır.

"TÜRK GENÇLİĞİYLE İFTİHAR EDİYORUM"
“Karşımda gördüğüm bu muhteşem manzaradan, bu salonu baştan başa kuşatan coşkudan, heyecandan ve ülkü sevdasından büyük bir kıvanç duyuyorum.
Yüce milletimizin yarınlarına, Türk İslam davasının genç nefeslerine, istikbalimizin şafak vaktine şahitlik etmekten dolayı bahtiyarım.
Al bayrağın altında şahsiyetini inşa eden, Bozkurtlu mavi sancağın gölgesinde gençlik düşlerini büyüten, Kızıl Elma’nın ışığında istikbalimize yürüyen Türk gençliğiyle iftihar ediyorum.”
"ÜLKÜCÜ HAREKETİN NASIL DİMDİK AYAKTA KALDIĞINI İLAN EDİYORUZ"
“Yüreğimde Ergenekon’un demirden dağları eriten kudretini, fikriyatında Malazgirt’in Anadolu’yu vatan kılan kararlılığını, istikametinde İstanbul’un çağ açıp çağ kapatan fetih ufkunu, adımlarında Samsun’un istiklal meşalesini taşıyan Türk gençliğini bu anlamlı günde burada görmek tarifsiz bir onur benim için.
19 Mayıs 1919’da Samsun ufkunda doğan Hürriyet Güneşi’nin 107 yıl sonra Türk gençliğinin gözlerinde nasıl parladığını hep birlikte idrak ediyoruz bugün.
Türkiye Cumhuriyeti’ne biçim veren ülkücü hareketin nasıl dimdik ayakta kaldığını işte bu muazzam tablo eşliğinde buradan ilan ediyoruz.”

GENÇLERE "EVLATLARIM" DİYE SESLENDİ
“Evlatlarım, 19 Mayıs 1919 Türk milletinin tarih sahnesinde yeniden doğrulduğu, kaderine vurulmak istenen esaret zincirini parçaladığı, emperyalizmin kurduğu vesayet oyunlarını elinin tersiyle ittiği kutlu bir başlangıçtır.
Mondros’un ağır hükümleri milletimizin sırtına hançer gibi saplanmış, Anadolu’nun dört bir yanı işgal heveslilerinin kirli hesaplarıyla sarmalanmıştı.
Vatan toprağı işgalcilerin postallarıyla çiğnenirken, ihanetin ağları İstanbul’dan Musul’a, Erzurum’dan Selanik’e kadar uzanmış, mandacıların himaye hevesleri, ayrılıkçı cemiyetlerin teslimiyet hesaplarıyla çepeçevre kuşatılmıştı.
İstanbul’un semalarına işgalin ağır gölgesi çökmüş, ordunun imkânları mütareke şartlarıyla budanmış, vatan sevdalılarının sabrı taşmıştı.
Vatan ve hürriyet şairimiz Namık Kemal milletin sızısına şöyle ses veriyordu.
“Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini. Yok mudur kurtaracak bahtı kara mâderini.” İşte Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’da attığı ilk adım, bu suale verilmiş en büyük cevaptır.
O ilk adım Havza’da ulusal şuura, Amasya’da kurtuluş fermanına, Erzurum’da millî birliğe, Sivas’ta “Ya istiklal ya ölüm.” diyen kararla Ankara’da devletleşen ve devleşen millî iradeye dönüşmüştür.
Böylece Namık Kemal’in feryadı cevabını bulmuş, Mustafa Kemal Atatürk da bu cevabı tarihe şu mısralarla mühürlemiştir. “Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini.
Bulunur kurtaracak bahtı kara mâderini.” İşte bu mısralar, Samsun’a çıkan kıvılcımın Anadolu’da nasıl bir ihtilal yangınına dönüşeceğinin habercisi olmuştur.”
"BU YÜRÜYÜŞTE YORGUNLUĞA YER YOK"
“Değerli dava arkadaşlarım, sevgili evlatlarım, Gazi Mustafa Kemal Paşa Samsun’da millî mücadelenin fitilini ateşlerken, önünde belirsizlik, karşısında işgale soyunan düşman, arkasında hıyanetin muhbirleri, boynunda idam fermanı vardı. Fakat onun ruhunda korkuya yer yoktu.
Bandırma Vapuru Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla nasıl bilendiyse, millî mücadelenin iradesi de yokluklar içinden, ihanetlerin arasından, istilanın gölgesinden sıyrılarak kuvveden fiile çıkmıştır.
O iradenin mimarı olan Gazi Mustafa Kemal Paşa da imkânsızlığı mazeret saymamış, Anadolu’nun sessizliğinde yaklaşan kıyamın ayak seslerini sinesinde duymuştur.
Sükûtu sedaya, acizliği azamete, dağınıklığı dirliğe, kederi kıyama çeviren ise Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Türk milletine duyduğu sevgi ve inanç olmuştur. Resmî bir vazifenin sağladığı imkânı millî bir dirilişin kilometre taşına çeviren bu büyük irade, Samsun’da Türk milletinin talihini ve tarihini sil baştan inşa etmiştir.
Bugün bu inşa üzerine yürüdüğümüzü çok iyi bilmenizi isterim. Bu yürüyüşte yorgunluğa yer yoktur. Bu yürüyüşte yılgınlığa yer yoktur.
Bu yürüyüşte tereddütlere, teslimiyete, tükenişe ve tefrikaya yer yoktur. 19 Mayıs, mahzun kalmış milletimizin miracıdır. 19 Mayıs, esarete terk edilmek istenen mukadderatın Türk eliyle yeniden yazılmasıdır.
19 Mayıs, karanlığa terk edilmek istenen bir coğrafyada fecrin ilk ışıklarıdır. Çünkü 19 Mayıs, Samsun’da Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın attığı o ilk adımla 107 yıl önce başlayan ve ilelebet sürecek istikbal seferinin adıdır. Bugün sizlere düşen vazife de bu seferin en ön saflarında birer nefer olmaktır.”

"BAŞARILARINIZLA BU MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEKSİNİZ"
“Fikir ve dava adamı Galip Erdem, “Hürriyet savaşını kazanmak ne kadar mühimse, hürriyete layık olmak da en az o kadar mühimdir.” diyordu.
Kendi çağınızın diliyle, ilmek ilmek işlediğiniz emeğinizle, helali gözettiğiniz kazancınızla, imanla beslediğiniz aklınızla, alın terinizle suladığınız başarılarınızla bu büyük mücadeleyi sürdüreceksiniz.
Nitekim Mustafa Kemal Atatürk, “Şayet bir gün çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin. Kurtarıcı kendiniz olun.” öğüdüyle seslenmiştir.”