NATO Zirvesi hayranlığı: Bulgar yazarın mehter paylaşımı gündem oldu

Karşılama törenlerinden ağırlanma şekillerine kadar liderleri hayran bırakan NATO'nun Ankara Zirvesi, Bulgar yazar Sophia Proneikos'un da gündemine oturdu. Sosyal medyada yaptığı paylaşım, dikkat çekerken, mehteran takımının tarihi önemini yorumladı.

Ensonhaber Ensonhaber
NATO Zirvesi hayranlığı: Bulgar yazarın mehter paylaşımı gündem oldu
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

36. NATO Liderler Zirvesi, Türkiye'nin ev sahipliğinde; 32 ülkenin katılımıyla gerçekleşti.

Liderler ile eşleri ve ülkelerin diğer üst düzey yetkilileri; Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ağırlandı.

LİDERLERİ, MEHTERAN TAKIMI KARŞILADI

Liderler Beştepe'deki Külliye'ye giriş yaptıkları sırada, karşılamaları mehteran takımı eşliğinde gerçekleşti.

Akşam yemeğinde, Türk kültürünün özel lezzetleri sunuldu.

Yemek menüsü liderlerden tam not aldı.

Öte yandan önemli anlaşmalara imza atıldı, liderler ikili görüşmeler gerçekleştirdi; ortak basın toplantıları düzenlendi.

LİDERLER MEMNUNİYETLERİNİ VURGULADI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, liderleri tek tek karşıladı, ardından aile fotoğrafı çekildi.

Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, ABD Başkanı Donald Trump, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez de dahil olmak üzere birçok lider çeşitli oturumlarda önemli mesajlar verdi.

Zirvede Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve ağırlanma şekillerinden memnuniyetlerini ve zirvenin başarısını dile getiren liderler, hayranlıklarının da altını çizdi.

BULGAR YAZARIN, ANKARA ZİRVESİ YORUMU GÜNDEM OLDU

Dünya Ankara'daki zirveyi konuşurken, buna bir yorum da Bulgar yazar Sophia Proneikos'tan geldi.

Sophia Proneikos'un NATO Zirvesi'ndeki Mehter ve tarih, karşılama töreni üzerine yaptığı sosyal medya paylaşımı gündem oldu.

Liderlerin savunma harcamalarındaki ilerlemeden bahseden yazar, sonuç bildirgesinin önemine de değindi.

Resmi karşılama törenini anlatan Proneikos, Zirve'nin en büyüleyici tarafının daha tokalaşmaların gerçekleştirildiği karşılamada yaşandığını anlattı.

"UKRAYNA'YA ASKERİ DESTEK TAAHHÜDÜ VURGUSUYLA BİR DEKLARASYON YAYINLANDI"

Bulgar yazar, şu sözleri kaleme aldı:

7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi, ittifakın Lahey’deki (2025) önceki toplantısının ardından savunma harcamaları, endüstriyel kapasite artışı ve Ukrayna’ya desteğin uygulanmasını odak aldı.

Zirve, Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ev sahipliğinde gerçekleşti.

Liderler, savunma harcamalarında önemli ilerlemeler (Avrupa ve Kanada'dan 2025'te 139 milyar dolar ek yatırım, yeni 50 milyar dolarlık tedarik anlaşmaları), Ukrayna'ya 2026 ve 2027 için toplam 140 milyar euro civarında askeri destek taahhüdü ve kolektif savunma (Madde 5) vurgusuyla sonuçlanan bir deklarasyon yayınladı.

"MODERN İTTİFAK, KÜLTÜREL GURUR MESAJIYLA BULUŞTURULMUŞ"

Zirvenin en dikkat çeken anlarından biri, diplomatik müzakerelerden önce gelen resmi karşılama töreniydi. NATO liderleri, dünyanın en eski askeri bandolarından biri olan Mehter eşliğinde ve Türk tarihi devlet geleneğini simgeleyen üniformalı askerler (16 Büyük Türk Devleti’ni temsil eden 'Alp' figürleri) önünde karşılandı.

Bu tören, modern ittifakın tarihi süreklilik ve kültürel gurur mesajıyla buluştuğu simgesel bir protokol olarak öne çıktı.

"ANKARA'DAKİ ZİRVENİN EN BÜYÜLEYİCİ SAHNESİ İLK EL SIKIŞMADAN ÖNCE YAŞANDI"

Tarihin beni şaşırtmaktan asla vazgeçmeyen bir alışkanlığı var. Neredeyse hiç kaybolmuyor. Kendini o kadar zarif bir şekilde sunmayı öğreniyor ki, modern insanlar ona törensel protokol demeye başlıyor. İşte tam da bu yüzden Ankara'daki NATO Zirvesi'nin en büyüleyici sahnesi müzakere masasında değil, daha ilk el sıkışmadan önce yaşandı.

Yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, dünyanın en eski askeri bandosu olan 'Mehter'in sesiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne karşılanırken, önlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi üniformalar giymiş askerler duruyordu.

"MEHTER SIRADAN BİR ASKERİ BANDO DEĞİL, BİR SİLAHTI"

Ne olağanüstü bir tarihsel süreklilik duygusu: 1949'da savaş sonrası dünyanın sembolü olarak kurulan bir askeri ittifak, kökleri on üçüncü yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir cumhurbaşkanlığı sarayına girdi.

Mehter asla sıradan bir askeri bando değildi, bir silahtı. Osmanlı orduları Belgrad, İstanbul, Rodos, Mohaç veya Viyana'ya doğru ilerlerken duyulan ilk şey, devasa 'kös' timpanilerinin gürlemesi, ardından 'zurna'ların keskin sesi, sonra da pirinç trompetler ve çınlayan zillerdi; çünkü müzik sadece orduya eşlik etmekle kalmıyor, ordunun kendisinin bir parçası oluyordu.

"BAZEN BİR MEDENİYETİ FETHETMEK İÇİN RİTİM YETERLİDİR"

Amacı askerleri eğlendirmek değil, savaş başlamadan çok önce düşmanı, kendilerine doğru ilerleyen bir imparatorluğun varlığına ikna etmekti.

Avrupa'nın Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaşmalarından sonra Batı ordularının Osmanlı davullarını, zillerini ve daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven'ın müziğine bile girecek olan 'Türk tarzını' yavaş yavaş benimsemesi tesadüf değildir; çünkü bazen tarih bir medeniyeti kılıçla fethetmez. Bir ritim yeterlidir.

"TÖRENİ ÇOK ETKİLEYİCİ BULDUM"

İşte tam da bu yüzden bu töreni çok etkileyici buldum; kimsenin Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden canlandırmaya çalışmasından değil, Türkiye'nin büyük medeniyetlerin her zaman anladığı bir şeyi anlamasından dolayı, geçmiş bir yük değil, bir dildir ve bu dili konuşmayı bilen milletler tarihlerini asla sadece konuşmalarla anlatmazlar, çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeterlidir.