Sardes'te 2 bin 500 yıllık gizem: Asurluların izi devasa surda

Sardes Antik Kenti’nde bulunan 20 metre genişliğindeki devasa sur, yapımında kullanılan pişmiş tuğla ve kerpiç tekniğiyle dikkat çekiyor. Tekniğin dönemin Anadolu’sunda bilinmemesi, surun Asurlu ustaların katkısıyla yapılmış olabileceğini düşündürüyor.

Ensonhaber / İHA
Sardes'te 2 bin 500 yıllık gizem: Asurluların izi devasa surda
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Manisa’nın Salihli ilçesindeki Sardes Antik Kenti, Lidyalılardan günümüze ulaşan eşsiz bir yapıyla geçmişin bilinmeyen bir sayfasına ışık tutuyor. Antik kentin surları arasında bulunan ve günümüzde yaklaşık 12 metre yüksekliğe, 20 metre genişliğe ulaşan devasa duvar, kullanılan inşaat tekniğiyle araştırmacıların ilgisini çekiyor.

Lidya Krallığı’nın güçlü dönemlerinde inşa edildiği değerlendirilen surun, dönemin Anadolu’sundaki diğer yapılardan ayrılan en önemli özelliği ise kerpiçle birlikte pişmiş tuğlaların kullanılması. Arkeolojik bulgular, bu tekniğin o dönemde Anadolu ve Yunanistan’da yaygın olmadığını, daha çok Mezopotamya ve Asur coğrafyasında kullanıldığını gösteriyor.

DEVASA DUVARIN SIRRI ASUR İMPARATORLUĞU’NA UZANIYOR

Sardes’teki surun inşa edildiği dönem, Asur İmparatorluğu’nun tarih sahnesinden çekildiği yıllara denk geliyor. Asur’un İskitler, Medler ve Babillerin saldırılarıyla yıkılmasının ardından imparatorluk topraklarından ayrılan bazı usta ve mühendislerin başka bölgelere göç etmiş olabileceği düşünülüyor.

Kazı ekibi, bu ustalardan bazılarının Sardes’e ulaşarak Lidyalılara gelişmiş sur yapım tekniklerini aktarmış olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.

Sardes Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Nicholas Cahill, özellikle duvarın boyutlarının bu ihtimali önemli hale getirdiğini belirtiyor. Cahill, Lidyalıların da Asurlular gibi güçlü ve geniş bir devlet kurma hedefi taşıdığını ifade ederek, Asur coğrafyasındaki büyük savunma yapılarıyla Sardes’teki sur arasında dikkat çekici benzerlikler bulunduğuna işaret ediyor.

ANADOLU’DA EŞİNE RASTLANMADI

Yaklaşık 20 metre genişliğindeki duvarın ölçüleri, yapının neden “devasa” olarak nitelendirildiğini ortaya koyuyor. Günümüze yaklaşık 12 metrelik bölümü ulaşan duvarın ilk yapıldığında daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.

Prof. Cahill, Sardes’teki yapının Anadolu’daki diğer antik kentlerin surlarından belirgin biçimde ayrıldığını belirterek, “20 metre duvar genişliğinin başka bir örneği yok” değerlendirmesinde bulunuyor.

Gordion gibi önemli antik kentlerdeki savunma yapılarının genişliklerinin Sardes’teki sura kıyasla çok daha sınırlı olduğu belirtilirken, Sardes duvarının ölçeği dönemin mimari anlayışı açısından dikkat çekici bir örnek olarak öne çıkıyor.

PİŞMİŞ TUĞLALAR ASUR BAĞLANTISINI GÜÇLENDİRİYOR

Sardes’teki araştırmalarda ortaya çıkarılan pişmiş tuğlalar, yapının geçmişine ilişkin en önemli ipuçlarından biri olarak değerlendiriliyor.

Prof. Cahill, MÖ 7. yüzyılın sonları ile 6. yüzyılın ortaları arasındaki dönemde Anadolu ve Yunanistan’da bu tür pişmiş tuğla kullanımının görülmediğini, benzer teknolojinin Asur ve Mezopotamya coğrafyasında kullanıldığını belirtiyor.

Bu nedenle Sardes surunda bulunan pişmiş tuğlalar ve kerpiçlerin, Asurlu ustaların bölgeye gelmiş olabileceği yönündeki görüşü desteklediği ifade ediliyor.

PERSLERİN GELİŞİYLE DUVAR YIKILDI

Lidya Krallığı’nın MÖ 547’de Persler tarafından yıkılması sırasında surun da büyük ölçüde tahrip olduğu düşünülüyor. Duvarın üst bölümünün yıkılmasıyla kerpiç ve tuğla parçalarının yapının üzerine yayıldığı, bu yıkıntı tabakasının ise duvarın bazı bölümlerinin günümüze kadar korunmasına katkı sağladığı belirtiliyor.

Araştırmacılara göre, yapı tamamen açıkta kalsaydı yağmur ve diğer hava koşullarının etkisiyle kerpiç bölümler zaman içerisinde eriyerek yok olabilirdi.

2 BİN 500 YILLIK DUVAR KORUMA ALTINA ALINIYOR

Yaklaşık 2 bin 500 yıllık tarihi yapının gelecek kuşaklara aktarılması için özel bir koruma yöntemi uygulanıyor. Çalışmalar kapsamında duvarın mevcut durumu ayrıntılı biçimde belgelenirken, özgün kerpiç ve tuğlaların renk, yapı ve ölçüleri inceleniyor.

Elde edilen veriler doğrultusunda orijinal malzemeye mümkün olduğunca benzeyen yeni kerpiç ve tuğlalar üretiliyor. Bu malzemeler, tarihi duvarın önünde koruyucu bir yüzey oluşturmak amacıyla kullanılıyor.

Orijinal yapı ile yeni koruma katmanı arasında ince bir ayırıcı tabaka bırakılması sayesinde, gelecekte araştırmacıların tarihi duvara yeniden ulaşabilmesi hedefleniyor.

“ORİJİNAL DUVARI DA KORUNMUŞ ŞEKİLDE GÖREBİLECEĞİZ”

Prof. Nicholas Cahill, uygulanan yöntemin temel amacının tarihi duvarı hem ziyaretçilere göstermek hem de doğal koşulların yıpratıcı etkilerinden korumak olduğunu belirtiyor.

Cahill, orijinal duvarın üzerine birebir benzeri üretilen yeni kerpiçlerle koruyucu bir kaplama oluşturduklarını ifade ederek, ileride bu katmanın kaldırılması halinde özgün yapının korunmuş şekilde incelenebileceğini söylüyor.

Sardes’teki devasa sur, bir yandan Lidyalıların ulaştığı mimari seviyeyi ortaya koyarken diğer yandan Asur İmparatorluğu’nun yıkılışının ardından yaşanan kültürel ve teknolojik etkileşime ilişkin önemli bir arkeolojik ipucu olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)