Cumhurbaşkanı Erdoğan BM kürsüsünden söyledi: Karşımızda öldürmeye doymayan soykırımcı zihniyet var
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu'ndaki konuşmasında Gazze'deki tabloya ilişkin, “Bu, Tayyip Erdoğan’ın şahsi meselesi değildir. Bu, insani bir meseledir” diyerek, “Yüreğinde insanlık, merhamet olan insaf ve vicdan sahibi kimse bu tabloya gözlerini kapatamaz” ifadelerini kullandı.
Bugüne kadar dünyanın görmezden geldiği birçok konuyu Genel Kurul kürsüsüne taşıyan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2005'ten bu yana 16'ncı kez katıldığı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun kürsüsünde konuştu.
Erdoğan, konuşmasına yaklaşık 10 yıla yakın BM Genel Sekreterliği görevini tarafsızlıkla yürüten Antonio Guterres'e teşekkür ederek başladı. Cumhurbaşkanı, "10 yıla yakın BM Genel Sekreterlik görevini tarafsızlıkla yürüten kıymetli dostum Sayın Guterres'e çabalarından dolayı tebriklerimizi iletiyorum" ifadelerini kullandı.
"MAHMUD ABBAS YOKSA TÜRKİYE VAR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın üst üste iki yıldır BM Genel Kurulu'nda yer alamamasından duyduğu üzüntüyü dile getirerek, "Öncelikle bir üzüntümü ifade etmek isterim, üye ülkelerin kahir ekseriyetinin resmen tanıdığı Filistin Devleti'nin değerli başkanı Sayın Mahmud Abbas üst üste iki yıldır bu salonda yer alamıyor" dedi.
Filistinlilere yönelik bu durumun vicdanları yaraladığını belirten Erdoğan, Abbas'ın salonda bulunamamasına rağmen Türkiye'nin Filistin halkının sesi olmaya devam edeceğini söyledi.
Erdoğan, "Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık vicdanları yaralamaktadır. Sayın Abbas bizzat burada bulunamasa da bizler tıpkı geçen yıl olduğu gibi özgür ve egemen Filistin devletinin sesi olacağız. Filistin halkının bu mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Filistin devletini henüz tanımamış ülkelere de çağrıda bulunan Erdoğan, "Bu vesileyle bugün bir kez daha Filistin devletini henüz tanımamış tüm ülkeleri, bu kararlarını gözden geçirmeye davet ediyorum" ifadelerini kullandı.

"İNSANLIK HASRETLE BEKLİYOR"
BM'nin kuruluş sürecine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Haziran 1945'te BM Anlaşması imzalanırken üye ülkelerin önemli hedefler ortaya koyduğunu hatırlattı.
Erdoğan, "26 Haziran 1945 tarihinde BM Anlaşması imzalanırken üye ülkeler büyük bir umutla şunları deklare etmişlerdi: 'Biz BM halkları, bir insan ömrü içinde iki kez insanlığa tarif olunmaz acılar getiren savaş felaketinden gelecek kuşakları korumaya, adaletin korunması ve anlaşmadan doğan yükümlülükler saygı gösterilmesi için gerekli koşulları oluşturmaya, iyi komşuluk anlayışı içinde birbirimizle barışık yaşamaya, uluslararası barış ve güvenliği korumak için güçlerimizi birleştirmeye karar verdik' demişlerdir" şeklinde konuştu.
Anlaşmanın imzalanmasının üzerinden 81 yıl geçtiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı, insanlığın hâlâ o dönemde ortaya konulan iradenin hayata geçmesini beklediğini ifade etti.
Erdoğan, "Anlaşmanın üzerinden 81 yıl geçti ama insanlık hâlâ o günkü güçlü iradenin hayat bulacağı günleri hasretle bekliyor. Öyle çok uzağa gitmeye gerek yok, sadece son bir yıldaki tabloya göz atmak kâfidir. Geride bıraktığımız 12 ay 60'ı aşkın çatışma ve savaşla son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti" dedi.

"250 BİN İNSAN HAYATINI KAYBETTİ"
Son bir yıldaki çatışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'den Ukrayna ve Rusya'ya, Myanmar'dan Darfur'a, İran'dan Lübnan'a kadar geniş bir coğrafyada insanların hayatını kaybettiğini söyledi.
Erdoğan, "Gazze'den Ukrayna ve Rusya'ya, Myanmar'dan Darfur'a, İran'dan Lübnan'a 250 bin insan hayatını kaybetti. Yüz binlercesi doğduğu, büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldı, yalnızca Gazze'de son 3 yılda çoğu çocuk ve kadın 74 bin kardeşimiz İsrail'in devlet terörünün kurbanı oldu" ifadelerini kullandı.
Gazze'deki insani duruma da değinen Erdoğan, bölgede insanların yıkıntılar arasında yakınlarını aramaya devam ettiğini belirtti.
Erdoğan, "Gazze hâlâ yıkıntıların altında sevdiklerini arıyor, eşlerinin, çocuklarının, anne babalarının naaşlarını çıkartıyor. İsrail'in saldırılarında ellerini, ayaklarını kaybetmiş masum yavrular, tahtadan yapılan protezlerle hayata tutunmaya çalışıyor" diye konuştu.

"GAZZE DÜNYANIN EN BÜYÜK ÇOCUK KABRİSTANI"
Gazze'deki çocukların durumuna ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Erdoğan, bir baba ve dede olarak yaşananları vicdanı parçalanarak dile getirdiğini söyledi.
Erdoğan, "Evlatlarının ve torunlarının üzerine titreyen bir baba, bir dede olarak bu kürsüden bizim için vicdanımız parçalanarak şunu ifade etmek zorundayım. Gazze bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değil, aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir. Gazze, çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampıdır" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'ın çabaları ve Türkiye'nin de dahil olduğu ateşkes sonrasında Gazze'de can kayıplarının devam ettiğini belirterek, "Başkan Trump'ın gayreti ve bizim de dahil olduğumuz ateşkes sonrasında bile katledilen Gazzelilerin sayısı bin 500'ü aştı" ifadelerini kullandı.
"İSRAİL İŞGALİ DURDURMAYA YANAŞMIYOR"
Filistin Direniş Hareketi'nin Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçişi kabul ettiğini belirten Erdoğan, İsrail hükümetinin işgali durdurmaya yanaşmadığını söyledi.
Erdoğan, "Filistin Direniş Hareketi, Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçişi kabul ettiği halde İsrail hükümeti işgali durdurmaya yanaşmıyor. Batı Şeria'da ise yerleşimci terörünün en ağır dönemi yaşanıyor. Kudüs'te Müslüman ve Hristiyanların kutsal mekânlara erişimi engelleniyor" dedi.

"BU ERDOĞAN'IN ŞAHSİ MESELESİ DEĞİLDİR"
Erdoğan, konuşmasının devamında Filistin meselesini kişisel bir mesele olarak görmediğini, bunun insani ve vicdani bir konu olduğunu vurguladı.
Erdoğan, "Bugün kalbimle kelamım arasına yine perde koymadan bazı gerçekleri burada açık açık ifade edeceğiz, kimse kusura bakmasın, kimse gücenmesin, alınmasın, bu Erdoğan'ın şahsi meselesi değildir, bu insani bir meseledir. Hepimiz için vicdani bir meseledir" diye konuştu.
Filistin'deki tabloya ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Erdoğan, "Karşımızda öldürmeye doyamayan soykırımcı bir zihniyet var, karşımızda son derece vahim bir tablo var. Yüreğinde merhamet, şefkat olan hiç kimse bu tabloya gözlerini kapatamaz" ifadelerini kullandı.

BM ÜLKELERİNE, İSRAİL'E BASKI KURULMASI ÇAĞRISI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazze'nin yeniden inşasına başlanması gerektiğini belirterek, "Filistin devletini boğma girişimleri hüsrana uğrayacaktır" dedi.
Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Gazze ve Filistin başta olmak üzere bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"1 yıl evvel Şarm el-Şeyh'te attığımız imzanın takipçisiyiz, Gazze'nin yeniden inşasına başlamamız gerekiyor" diyen Erdoğan, bu konuda uluslararası topluma İsrail üzerinde baskı kurma çağrısında bulundu.
Erdoğan, "Filistin devletini boğma girişimleri hüsrana uğrayacaktır" ifadesini kullanırken, konuşması alkışlarla kesildi. Erdoğan, "1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip Filistin devletinin vücut bulacağı o güzel günleri inşallah göreceğiz" dedi. Bu sözleri de salonda alkışlarla karşılandı.
SURİYE MESAJI
Suriye'deki gelişmelere de değinen Erdoğan, "14 yıllık zulmün ardından Suriye, Aralık devrimi ile yeni bir yola girdi. Suriye, Bakan Şara ile huzurlu bir ülke olma hedefine doğru ilerlediğini görüyoruz. Bu yolculuklarında kardeş Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
IRAK İLE İŞBİRLİĞİ
Irak'ta devlet otoritesinin oluşturulmasına desteklerinin tam olduğunu belirten Erdoğan, "Kalkınma Yolu Projesi başta olmak üzere bölgemizin refahını artıracak projelerde Irak ile işbirliği içinde çalışıyoruz" dedi.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin de konuşan Erdoğan, savaşın Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğü sağlanarak sona ermesinin samimi arzuları olduğunu söyledi.
Karadeniz'de seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi ve gıda güvenliğinin temini amacıyla taraflarla temaslarını sürdürdüklerini belirten Erdoğan, "Karadeniz'de ticari gemilere yönelik son saldırıların kim tarafından yapılırsa yapılsın, kabul edilemez olduğunu bilhassa vurguluyorum" ifadelerini kullandı.
Erdoğan ayrıca Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisinin korunması gerektiğini belirtti.
KKTC VE DOĞU AKDENİZ ÇAĞRISI
Ege ve Doğu Akdeniz'deki meselelerin iyi komşuluk temelinde ve uluslararası hukuka uygun şekilde çözülmesini arzu ettiklerini ifade eden Erdoğan, BM Genel Kurullarında yaptığı çağrıyı bir kez daha tekrarladı.
Kıbrıs konusunda ise Erdoğan, "Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği statüsü tescil edilmeli ve maruz bırakıldığı izolasyon artık son bulmalıdır. Uluslararası toplumu KKTC'yi tanımaya ve bu devletle siyasi, diplomatik ilişkiler tesis etmeye davet ediyorum" dedi.
"TÜRKİYE İSTİKRAR ADAYI OLMAYI SÜRDÜRÜYOR"
Türkiye'nin savunma sanayisi ve ekonomisine de değinen Erdoğan, "Türkiye, gelişen savunma sanayisiyle, şoklara karşı dirençli ekonomisiyle çatışmaların ortasında adeta bir istikrar adası olmayı sürdürmektedir" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin Avrupa'nın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Erdoğan, ülkenin kıtanın güvenliğinde önemli roller üstlendiğini söyledi.
NATO Ankara Zirvesi'nin ortak güvenliğe ilişkin kararlılığın somut bir nişanesi olduğunu kaydeden Erdoğan, "Türkiye'nin güvenlik mimarisi dışında bırakıldığı bir Avrupa'nın daha güvenli olması mümkün değildir. Biz AB ile geleceğimizi işte bu stratejik vizyonla şekillendiriyoruz. Aynı vizyonu birlikte de bekliyoruz" diye konuştu.

YAPAY ZEKA İÇİN HUKUKİ ÇERÇEVE ÇAĞRISI
Balkanlar'ın Türkiye açısından güçlü tarihî, kültürel ve beşerî bağların bulunduğu bir bölge olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Balkanlar, bizim güçlü tarihî, kültürel ve beşerî bağlarımızın olduğu bir bölgedir. Balkan Barış Platformunda işbirliğimizi derinleştirecek ortak adımlar atıyoruz" dedi.
Güney Kafkasya'ya ilişkin Türkiye'nin yaklaşımının net olduğunu ifade eden Erdoğan, Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barışın tesis edilmesini temenni ettiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sayın Aliyev ile Sayın Paşinyan'ın ortaya koydukları çözüm iradesini takdirle karşılıyor; destekliyoruz. Ermenistan'la yürüttüğümüz normalleşme sürecini de kararlılıkla ilerletiyoruz" ifadelerini kullandı.
TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI VURGUSU
Türk Devletleri Teşkilatı'nın giderek güçlenen bir bölgesel işbirliği modeli haline geldiğini belirten Cumhurbaşkanı, 30 Ekim'de Ankara'da düzenlenecek 13'üncü Liderler Zirvesi'ne dikkati çekti.
Erdoğan, "Şunu da memnuniyetle ifade etmek isterim: Türk Devletleri Teşkilatı, yıldan yıla güçlenen örnek bir bölgesel işbirliği modeli haline gelmiştir. 30 Ekim'de Ankara'da yapılacak 13'üncü Liderler Zirvesi, Teşkilatın önünde inşallah yeni kapılar, yeni ufuklar açacaktır" diye konuştu.
Aralık ayında Libya'da düzenlenecek 4'üncü Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi'nin de Türkiye ile Afrika arasındaki kurumsal ortaklığın sembolü olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aralık ayında Libya'da düzenleyeceğimiz 4'üncü Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi ise 20 yılı aşkın süredir geliştirdiğimiz kurumsal ortaklığımızın sembolüdür" dedi.
"HER TÜRLÜ SORUNUN ÇÖZÜMÜ MÜMKÜNDÜR"
Güney Asya'daki ihtilaflara da değinen Cumhurbaşkanı, Keşmir meselesi dahil tüm anlaşmazlıkların Birleşmiş Milletler Şartı ve ilgili kararlar çerçevesinde diyalog yoluyla ele alınmasının önemine işaret etti.
Erdoğan, "Güney Asya'da Keşmir meselesi dâhil tüm ihtilafların, Birleşmiş Milletler Şartı ve ilgili kararları çerçevesinde, diyalogla ele alınması önemlidir. Yapıcı hareket edildiği takdirde, her türlü sorunun çözümü mümkündür. Aynı durum Afrika kıtasındaki gerilimler için de geçerlidir" ifadelerini kullandı.
Sudan ve Somali'ye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, "Sudan'da ateşkes ve kalıcı barış çabalarına; Somali'de güvenlik, kalkınma ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi gayretlerine desteğimiz tamdır" dedi.

LİBYA VE ASYA-PASİFİK MESAJI
Libya'da istikrar ve sükûnetin korunmasının Türkiye'nin önceliği olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkedeki uzlaşı sürecinin Libyalıların liderliği ve sahipliğinde yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı, "Libya'da istikrar ve sükûnetin korunması önceliğimizdir. Gündemdeki uzlaşı sürecinin, Libyalıların liderliği ve sahipliğinde yürütülmesi zaruridir. Biz de, Türkiye olarak, bu sürecin başarısı için desteğimizi sürdürüyoruz" diye konuştu.
"Yeniden Asya Girişimi" kapsamında Asya-Pasifik'teki ortaklarla ilişkilerin geliştirilmeye devam ettiğini belirten Erdoğan, ASEAN'la ilişkilerin Diyalog Ortaklığı düzeyine yükselmesini bu yaklaşımın somut bir sonucu olarak değerlendirdi.
Erdoğan, "Öte yandan, Yeniden Asya Girişimimizle, Asya-Pasifik'teki ortaklarımızla ilişkilerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. ASEAN'la ilişkilerimizin Diyalog Ortaklığı düzeyine yükselmesini, bu yaklaşımın somut bir neticesi olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı.
Latin Amerika ve Karayip ülkeleriyle ilişkilerin de karşılıklı saygı, ortaklık ve kazan-kazan anlayışıyla geliştirildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı şekilde, Latin Amerika ve Karayip ülkeleriyle ilişkilerimizi karşılıklı saygı, ortaklık ve kazan-kazan anlayışıyla geliştiriyoruz" dedi.
"DÜNYAMIZ CİDDİ TEHDİTLERİN EŞİĞİNDE"
Konuşmasında çevre ve iklim değişikliği konusuna da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada ciddi tehditlerin bulunduğunu söyledi.
Erdoğan, "Hepimiz rızkımızı, yaşam kaynağımızı tabiattan alıyoruz. Ancak dünyamız, çevre ve iklim noktasında ciddi tehditlerin eşiğinde bulunuyor. Hava, su, toprak, bunun yanında birçok canlı iklim değişikliğinden etkileniyor" dedi.
Gelişmekte olan ülkeler ve Pasifik bölgesinin iklim krizini yoğun şekilde yaşadığını belirten Erdoğan, bu ülkelerin ihtiyaç duydukları finansmana erişimde ciddi zorluklarla karşılaştığını ifade etti.

COP31 ANTALYA'DA DÜZENLENECEK
Türkiye'nin bu yıl kasım ayında Antalya'da COP31 Zirvesi'ne ev sahipliği yapacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı, zirvede iklim adaletinin öne çıkarılacağını söyleyerek, "Bu yıl Kasım ayında Antalya'da COP31 Zirvesine ev sahipliği yapacağız. Zirvede özellikle iklim adaletinin öne çıkarılmasını sağlayacağız" ifadelerini kullandı.
Avustralya ile geliştirilen ortaklığa da değinen Erdoğan, COP31'in finansman taahhütlerinin yerine getirildiği, teknoloji transferinin hızlandırıldığı ve verilen sözlerin somut adımlara dönüştüğü bir "Uygulama COP'u" haline getirilmesini hedeflediklerini belirtti.
Erdoğan, "Avustralya'yla geliştirdiğimiz ortaklıkla, COP31'i finansman taahhütlerinin yerine getirildiği, teknoloji transferinin hızlandırıldığı ve verilen sözlerin somut adımlara dönüştüğü bir 'Uygulama COP'u haline getirmeyi hedefliyoruz. Bu fırsattan istifadeyle, sizleri COP31 Liderler Zirvesi'ne davet ediyorum" diye konuştu.
"SIFIR ATIK HAREKETİ KÜRESEL BİR FARKINDALIK SEFERBERLİĞİNE DÖNDÜ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan'ın 2017'de "Dünya Ortak Evimizdir" diyerek başlattığı Sıfır Atık Hareketi'nin küresel bir farkındalık seferberliğine dönüştüğünü söyledi.
Erdoğan, "Eşim Emine Erdoğan'ın 2017'de 'Dünya Ortak Evimizdir' diyerek başlattığı Sıfır Atık Hareketi, o günden bugüne küresel bir farkındalık seferberliğine dönüştü" dedi.
İklim kriziyle mücadelenin birçok yolu bulunduğunu belirten Erdoğan, "Şurası bir gerçek ki; iklim kriziyle mücadelenin kuşkusuz pek çok yolu vardır. Sıfır Atık Hareketi, tüm bu yolların birleştiği en sağlam köprüdür. Sizlerin de desteğiyle bu köprünün daha da güçleneceğine inanıyorum" ifadelerini kullandı.

"HER YIL 2 MİLYAR TONUN ÜZERİNDE GIDA İSRAF EDİLİYOR"
Tüketim hırsıyla israf kültürünün yaygınlaşmasının iklim değişikliği kadar büyük bir başka tehlike olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyadaki gıda israfına dikkat çekti.
Erdoğan, "Burada şu gerçeği de dikkatinize getiriyorum: İklim değişikliği kadar büyük bir başka tehlike, tüketim hırsıyla israf kültürünün yaygınlaşmasıdır. Dünyada her yıl; 5,8 trilyon tabak yemek çöpe gitmekte, yani 2 milyar tonun üzerinde gıda israf edilmektedir" dedi.
Bir tarafta tonlarca yemeğin çöpe atıldığı, diğer tarafta yüz milyonlarca insanın çöpten yemek topladığı bir dünyada adaletten bahsedilemeyeceğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin israfın önlenmesi ve küresel gıda güvenliğinin sağlanması çalışmalarına katkı sunmaya hazır olduğunu söyledi.
Erdoğan, "Türkiye olarak, gerek israfın önlenmesi çalışmalarına, gerekse küresel gıda güvenliğinin sağlanmasına her türlü katkıyı yapmaya hazırız" ifadelerini kullandı.
MEHDİ EKER'E FAO GENEL DİREKTÖRLÜĞÜ ADAYLIĞI
Türkiye'nin bu anlayış doğrultusunda Doktor Mehmet Mehdi Eker'i Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı Genel Direktörlüğü'ne aday gösterdiğini açıklayan Erdoğan, destek çağrısında bulundu.
Erdoğan, "Bu anlayışla, Doktor Mehmet Mehdi Eker'i, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı Genel Direktörlüğü'ne aday gösterdik. Desteklerinizi esirgemeyeceğinize inanıyorum" diye konuştu.

"BATIDA VEBA GİBİ YAYILAN İSLAM DÜŞMANLIĞI"
Dünyanın hızla değiştiğini ve insanlığın yeni sosyal tehditlerle karşı karşıya kaldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam düşmanlığının bunların başında geldiğini söyledi.
Erdoğan, "Şunun da bilinmesinde fayda vardır: Dünyamız hızla değişirken, insanlık da eş zamanlı olarak yeni sosyal tehditlerle yüzleşmeye başlamıştır. Batıda veba gibi yayılan İslam düşmanlığı, bunların en başında geliyor" dedi.
Müslüman kadınlar ve kız çocuklarının son yıllarda daha fazla ayrımcılığa maruz kaldığını belirten Erdoğan, bazı ülkelerde okullarda uygulanan başörtüsü yasaklarına tepki gösterdi.
Erdoğan, "Bilhassa Müslüman kadınlar ve kız çocukları son yıllarda ayrımcılığa daha fazla maruz kalıyor. Kimi ülkelerin okullarda uygulamaya koyduğu başörtüsü yasaklarını, kadınların en temel haklarına yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı.
"YABANCI DÜŞMANLIĞI VE KÜRESEL IRKÇILIKLA MÜCADELE EDİLMELİ"
Artan yabancı karşıtlığı, kültürel ırkçılık ve antisemitizmin mücadele edilmesi gereken akımlar olduğunu belirten Erdoğan, "Artan yabancı karşıtlığı, kültürel ırkçılık ve antisemitizm de kararlılıkla mücadele edilmesi gereken zehirli akımlardır" dedi.
Erdoğan, küresel cinsiyetsizleştirme politikalarının aile kurumu ve çocukları hedef alan bir kuşatmaya dönüştüğünü savunarak, bu kuşatmanın kadın ve erkekten oluşan ailenin korunmasıyla kırılabileceğini ifade etti.
Erdoğan, "Küresel cinsiyetsizleştirme politikaları, aile kurumuyla birlikte masum çocukları da hedef alan bir kuşatmaya dönüşmüştür. Bu kuşatmayı, ancak kadın ve erkekten oluşan aileyi koruyarak kırabiliriz. Türkiye, lobilerin saldırılarına rağmen aile ve çocukların korunmasında inisiyatif almaya devam edecektir" diye konuştu.

"HAKİKATİ SAVUNMAK HİÇ OLMADIĞI KADAR ÖNEMLİ"
Toplumsal barışı tehdit eden bir diğer unsurun sosyal medyada yaygınlaşan dezenformasyon faaliyetleri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, hakikatin savunulmasının önemine dikkat çekti.
Erdoğan, "Toplumsal barışı dinamitleyen bir diğer tehdit, sosyal medyada yaygınlaşan dezenformasyon faaliyetleridir. Hakikati savunmak, bugün daha önce hiç olmadığı kadar önemli hale gelmiştir" ifadelerini kullandı.
Yapay zekâ alanındaki gelişmelere de değinen Erdoğan, kontrolü giderek zorlaşan yapay zekânın da benzer bir tehlike oluşturduğunu belirterek uluslararası ortak bir hukuki çerçeve oluşturulması çağrısında bulundu.
Erdoğan, "Aynı tehlikeyle kontrolü giderek zorlaşan yapay zekâda da karşılaşıyoruz. Yapay zekâ için uluslararası ortak bir hukuki çerçeve oluşturulmasının vakti çoktan gelmiştir. Birleşmiş Milletler Uluslararası Yapay Zekâ Sözleşmesi'nin hazırlanması ve yürürlüğe konulması için yürütülen çalışmalara hız verilmesi mühimdir" dedi.
