Dolar
7.7044
0.0454%
Euro
9.0016
0.284%
Altın
1866.96
0.1883%
Borsa
1102.65
0.592%
G. Altın
461.307
-0.071%
Bitcoin
79402.54
0.6496%
19ºC
İstanbul
Açık 19 C

    10 Ekim 1959 tarihinde fırlatılan ilk Türk füzesi

    1959 yılında bir grup lise öğrencisinin Bandırma Füze Kulübü'nü kurmasına ve ardından gelen ilk füze denemelerine kısa bir yolculuk yapıyoruz.
    • Haber Merkezi
    • 04.08.2020 - 15:05
    • Güncelleme : 04.08.2020 - 15:05
    10 Ekim 1959 tarihinde fırlatılan ilk Türk füzesi

    Teknoloji Tarihi - 9.Bölüm: "10 Ekim 1959 tarihinde fırlatılan ilk Türk füzesi"

    "Dünyanın ilk yapay uydusu Sputnik’in uzaya gönderilmesinden 2 yıl sonra; bir grup lise öğrencisi, Türkiye’de daha önce eşi benzeri görülmemiş bir işe imza atarak Bandırma Füze Kulübü’nü kurdu ve ilk füze denemeleri başladı. Peki ya sonrası..."

    SSCB tarafından 4 Ekim 1957'de fırlatılan ve yörüngeye yerleştirilen Sputnik-1 uydusu aynı zamanda ilk yapay uyduydu. Sputnik 1'in uzaya gönderilmesi soğuk savaş yıllarında gerçekleşti ve süper güçler arasında yeni bir rekabet olan uzay yarışını da başlatmış oldu.

    O dönemde uzaya ilk defa bir yapay uydunun gönderilmesi, özellikle uzaya meraklı gençler arasında büyük bir heyecana neden oldu.

    Yıl 1959... Sputnik 1 uydusunun uzaya gönderilmesinden 2 sene sonrası... Bandırma'da yıllardır uzayla ilgilenen bir grup lise öğrencisi, Sputnik'ten ilham alarak o dönemlerde eşi benzeri görülmemiş bir iş yaptı ve Bandırma Füze Kulübü’nü kurdu.

    Güngör Gezer, Artuğ Sayıner, Osman Caran, Atilla Yedikardeşler ve Adnan Zambak isimli beş gencin kurduğu füze kulübü, her ne kadar insanların alaycı tavırlarına maruz kalsa da gençler kendilerini sürekli geliştirerek füze tasarlayabilecek konuma geldi.

    Bir süre sonra Bandırma Füze Kulübü, liseden ayrılarak “Bandırma Havacılık ve Uzay Araştırma Derneği” ismiyle resmiyet kazandı.

    FUZE

    10 EKİM 1959: İLK FÜZE HAZIR

    Liseli gençler, 10 Ekim 1959 tarihinde bütün eleştirilere rağmen 1 metre boyunda, 10 santimetre çapında ve üç kilo ağırlığındaki Bernark tipi bir füze geliştirmeyi başardı.

    Büyük umutlarla tasarlanan füze, ne yazık ki ilk denemede 40 metre yükseldikten sonra denize çakıldı. Ardından aynı yıl içinde ikinci bir deneme daha gerçekleşti ama bu deneme de başarısız oldu.

    Gençlerin başarısız denemelerinin ardından basında küçümseyici haberler yer aldı. O dönemde Cumhuriyet gazetesi yazarı olan Cevat Fehmi Başkurt, 10 Şubat 1960 tarihli yazısında gençlerin başarısız olmasını şu ifadelerle kaleme aldı:

    "Gençler darılmasınlar. Bizlere biraz hak versinler. Onlar başka dünyalarda yaşıyorlar. Halbuki biz, daha bu dünyadaki meselelerimizi halledemedik. Durun bakalım. Parti kavgaları bitsin. Cezayir meselesi sona ersin. Kıbrıs’ta cumhuriyet ilan edilsin. Seçimler yapılsın. Kongreler tamamlansın. Elbet füzelere de sıra gelir.”

    Gazetelerin yanı sıra insanlar da liseli gençlerle dalga geçmeye başladı.  Ancak gençler, tüm eleştirileri bir kenara bırakarak çalışmalarına devam etti.

    FUZE

    ŞUBAT 1960: YENİ FÜZE FIRLATMA İÇİN HAZIR

    1960 yılının Şubat ayında üçüncü denemelerini yapan liseli gençler, iki kademeli ve otomatik ateşleme sistemine sahip, 10 santimetre çapında ve 1.5 metre boyundaki füzeyi 750 metre yüksekliğe fırlatmayı başardı.

    Türkiye'deki gençlerin başarısı Avrupa basınının da ilgisini çeker. Füze ekibinin isimleri  Amerika, Hollanda ve İtalya’da uzay çalışmaları ile ilgili dergilerde sık sık geçmeye başlar.

    Ülkelerini yurt dışında temsil etmenin gururunu yaşayan gençler, kulübün adını “Bandırma Havacılık ve Astronomi Roket Kulübü (BHARK)” olarak değiştirir.

    Başarılar geldikçe derneğe üniversiteliler, uzmanlar, akademisyenler katılır. O dönemde derneğe katılanlardan biri de İTÜ Makine Mühendisliği’nde görev yapan akademisyen Kirkor Divarcı’dır. Divarcı'nın hayali; kendi tasarladığı Marmara-1 isimli roketi fırlatmaktır.

    Kulübün projesinin İTÜ tarafından onaylanmasının ardından Türk Silahlı Kuvvetleri ile temasa geçilir. Ordunun da desteğini alan Kirkor, ekibiyle birlikte gece gündüz çalışır ve 30 Ağustos 1962’de yani Zafer Bayramı’nda roketi fırlatmaya karar verir.

    kirkor

    30 Ağustos 1962 tarihi geldiğinde, üzerinde Türk bayrağı olan, 1 metre 33 santimetrelik ve 1.5 kilogramlık ilk Türk füzesi Marmara-1 gökyüzünde süzülmeye başlar...

    920 metre yüksekliğe çıkan füze, bazı teknik aksaklıklar ve şanssızlıklara rağmen, gökyüzünü zorlayan “ilk gerçek füzemiz” olarak tarihe adını yazdırmayı başarır.

    Cumhuriyet gazetesi yazarı Hamdi Varoğlu, 2 Eylül 1962 tarihli yazısında, gençlerin bu büyük başarılarına yapılan alaycı eleştirilere ve ilgisizliğe şu satırlarıyla karşı çıkar: “El alem gökleri fethetti, fezada dolaşmadık bucak bırakmadı, yakında Merih’e Ay’a, sonra belki öteki yıldızlara, sabah kahvesine gider gibi seyahat tertip edecek.

    Biz beri tarafta, bu işi merak edip sırrını keşfetmeye çalışan gençlerimize ilgi yerine uçak mezarlığı gösteriyoruz. Asıl utanç verici başka bir şey daha var: Bandırmalı gençlere en çok yardım eden Amerika Füze Kulübü imiş. İlgi yok, yardım yok, ama el birliği ile işin alayındayız. Hezarfen Ahmet Efendi’den bu yana bir arpa boyu yol alamamışız diyeceğim geliyor.”

    fuze

    GERİSİ GELDİ: MARMARA 2 - 3 - 4 ROKETLERİ

    Bu olumlu ve güç verici yazılardan kuvvet alan Bandırma Füze Kulübü üyeleri 3 Eylül 1962’de yeni bir denemeyle ‘MARMARA 2’ roketini fırlatırlar. Gliserin ve asfalt karışımı sıvı bir yakıt kullanılan roket beş metrelik bir duman tabakasının arasından göğe doğru fırlar ve beş saniye içinde bulutlar arasında kaybolur.

    Roket öylesine başarılı bir ve hızlı kalkış yapmıştır ki, üç yüz metre arayla kurulan rasat kuleleri bile düzgün bir gözlem yapamaz.

    13 metre boyunda, altı metre çapında ve 5,50 kilogram ağırlığındaki ‘MARMARA 2’ roketi bütün aramalara rağmen bulunamaz.

    Fırlatılışta bulunan gözlemciler, roketin 15 kilometreden fazla yol aldığını tahmin ederler. Bu başarılı fırlatış gazetelerde övgü dolu haberlere konu olurken, aynı zamanda Bandırma Füze Kulübü'ne amatörler arası füze yarışmasında dünya üçüncülüğünü kazandırır.

    MARMARA 4 İLE 5 KİLOMETRE YÜKSEKLİĞE ULAŞILDI

    Ekip artık neredeyse her hafta yeni bir atış denemesi yapmaktadır. Marmara-2’yi, Hürriyet-1 ve Hürriyet-2 füzeleri izler. Marmara-3 denemesinde füze havalanamaz. Uzun bir aradan sonra gelen bu başarısız sonuç, ekibin canını sıksa da şevkini kırmaz.

    Ekip daha da hırslanarak, Marmara-4’ü yapar. Büyük bir fiyasko olan Marmara-3’ün aksine, Marmara-4 tam 5 bin 415 metre yükseğe çıkarak müthiş bir başarı sağlar

    Ekip, bu başarısından dolayı Hava Üs Komutanı Albay Halim Menteş tarafından tebrik edilir. Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in ise ekibe mesajı şöyledir: “Sizi yolunuzdan döndürmek isteyen kişiler bulunacaktır. Onlara içinizdeki, Türk milletine has, yapılmayacak gibi görünen şeyleri yaptıracak olan imanınızla cevap veriniz.”

    marmara

    FÜZE KULÜBÜ DAĞILMA SÜRECİNE GİRDİ

    Bu başarılar, Türkiye’nin gelişmesini istemeyenleri rahatsız etmiş olacak ki, bir anda destekler çekilmeye, her şey tepetaklak olmaya başlar.

    İlk önce 60'lı yılların gergin siyasi ortamından nasibini alan gençler, 1966 yılında ABD Haberler Merkezi tarafından hediye edilen X-35 uçağını havacılık sergisinde sergiler. Ancak gazeteciler, gençleri ABD propagandası yapmakla suçlar.

    Bu da yetmezmiş gibi, ekibin beyni olan Kirkor Divarcı’nın evinde bilinmeyen bir sebeple yangın çıkar ve projelere dair tüm yazılı belgeler, planlar ev ile birlikte kül olur. Olay için şanssızlık denir ve üzerine hiç gidilmez.

    Tüm emekleri boşa giden Divarcı, adeta hayata küser ve bir daha yeni proje yapmama kararı alır.

    Kısıtlı imkanlarına, tüm alaycı eleştirilere rağmen, uzay konusunda büyük işler yapan, Amerika, Almanya, Rusya ile yarışan ekipten geriye sadece birkaç gazete kupürü ve hayata küsen Kirkor Divarcı’nın unutulan hikayesi kalır...

    Teknoloji Tarihi'nin diğer bölümlerine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz. Bir sonraki Teknoloji Tarihi yolculuğumuzda görüşmek üzere. Hoşçakalın.

    Instagram: @eshteknoloji

    İlginizi Çekebilir

    Görüş Bildir