Tevekkül ne demek, Allah'a nasıl tevekkül edilir ?

Kökeni Arapça olan Tevekkül kelimesi sıkça karşımıza çıkan tabirler arasında. Peki tevekkül ne demek? Tevekkül dini bir terim mi? İşte Tevekkülün anlamı ve amacı...

Ensonhaber Ensonhaber
Tevekkül ne demek, Allah'a nasıl tevekkül edilir ?
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Halk arasında çokça kullanılan Tevekkül kelimesinin ne olduğu merak konusu oldu. Peki Tevekkül nedir? Bir insan nasıl tevekkül eder?

TEVEKKÜL NEDİR?

Sözlükte “Allah’a güvenmek” anlamındaki vekl kökünden türeyen tevekkül “birinin işini üstüne alma, birine güvence verme; birine işini havale etme, ona güvenme” mânasına gelir. Birine güvenip dayanan kimseye mütevekkil, güvenilene vekîl denir. 

Tevekkül, bizi hayra götürecek sebeplere sarılıp çalışmak, Allah’ın bizim yardımcımız olduğunu unutmamak ve işin sonucunu Allah’a bırakmak ve nihayetinde meydana gelen her olaya da isyan etmeden rıza göstermektir.

Tevekkül, Müslümanların kader inancının bir sonucudur. Tevekkül eden bir kimse Allah’a kayıtsız şartsız teslim olmuş, kaderine razı bir kimsedir. Fakat kadere inanmak da tevekkül etmek de tembellik ve gevşeklik olmadığı gibi, çalışmaya ve ilerlemeye de mani değildir. Çünkü her Müslüman olayların ilahi düzenin ve kanunların çerçevesinde sebep sonuç ilişkisi içerisinde olup bittiğinin bilincindedir.

DEVENİ BAĞLA ÖYLE TEVEKKÜL ET

Yüce Allah bir ayette:

“...Kararını verdiğin zaman, artık Allah’a dayan ve güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.” (Âli İmrân, 159) buyurmuş, mü’minlerin bir başka varlığa değil, yalnızca kendisine güvenmelerini emretmiş, bir başka ayette de tevekkül edene kendisinin yeteceğini bildirmiştir. (Âli İmrân, 122, 160; Mâide, 11; Tevbe, 51; İbrahim, 11; Teğabün, 13; Talak, 3) Peygamber de devesini salarak tevekkül ettiğini söyleyen bedeviye “Önce deveni bağla, Allah’a öyle tevekkül et.” (Tirmizî, Kıyamet, 60) buyurarak, onu Allah’a tevekkül etmeden önce tedbirini alması için uyarmıştır.

HZ. PEYGAMBER(SAV)'DEN TEVEKKÜL ÖRNEKLERİ

Bir gün sabahın erken vaktinde gücü kuvveti yerinde olan bir genç, bir kısım işlerini görmek için yola çıkmıştı. Onu gören, ashab-ı kiram “Keşke şu delikanlı gençliğini Allah yolunda harcasaydı” dediler. Bunlara karşı Peygamber Efendimiz:

“– Öyle demeyin. Şayet o dilencilikten kurtulmak için çıkmış ise Allah yolundadır. İhtiyar anne ve babasının geçimini temin etmek veya küçük yavrularını beslemek için çıkmış ise yine Allah yolundadır. Ancak boy göstermek (öğünmek) ve gösteriş yapmak için çalışıyorsa işte o zaman şeytan yolundadır.” (İhya-ul Ulûm, 2; 163)

Peygamber Efendimiz, bir tatlı su kenarına çekilip ibâdet etmeyi arzu eden bir kimseye şu cevabı vermişti:

“– Öyle yapma, çünkü sizden birinizin Allah yolunda çalışması yetmiş sene (nafile) namaz kılmaktan daha faziletlidir.” (Müsned, 2, 524)