Topkapı: Fetihte topların hedefiydi, 1500 yıldır İstanbul'un tarihine tanıklık ediyor
İstanbul'un fethinde Osmanlı toplarının en yoğun ateşine maruz kalan tarihi Topkapı, yaklaşık 1500 yıldır kentin geçirdiği dönüşümlere şahitlik ediyor.
İstanbul'un tarihi kara surları üzerinde yükselen Topkapı, kentin yaklaşık 1500 yıllık geçmişini bugüne taşıyan önemli yapılardan biri olarak öne çıkıyor. Fetih sırasında Osmanlı ordusunun yoğun topçu saldırılarının hedefindeki sur hattında bulunan kapı, sonraki yüzyıllarda gümrük geçiş noktası, tarımsal üretim alanı ve ulaşım merkezi olarak farklı işlevler üstlendi.
Anadolu Ajansı'nın "Şehrin Tarihine Açılan Kapılar" başlıklı dosya haberinin bu bölümünde, İstanbul'un tarihi kara surlarının önemli geçiş noktalarından Topkapı'nın geçmişten bugüne uzanan hikayesi ele alındı.
İstanbul'un ilk surları bugünkü kara surlarının bulunduğu hatta inşa edilmezken Theodosius döneminde, şehri çevreleyen yeni kara surları oluşturuldu. Kule, burç ve hendeklerden oluşan çok katmanlı savunma sisteminin bir parçası olan Topkapı da kentin dış dünyayla bağlantısını sağlayan geçiş noktalarından biri haline geldi.
FETHİN EN ŞİDDETLİ ÇATIŞMALARINA SAHNE OLDU
Topkapı'nın bulunduğu bölge, 1453'te İstanbul'un Osmanlı ordusu tarafından kuşatılması sırasında savaşın en yoğun yaşandığı alanlardan biri oldu.
Fatih Sultan Mehmet'in ordugahı ve otağı kapının karşısında kurulurken arazinin topçu bataryalarının kullanımı için elverişli olması nedeniyle bu sur hattı, Osmanlı toplarının yoğun ateşine maruz kaldı. Macar Urban Usta'nın katkısıyla geliştirildiği belirtilen "Şahi Topu" da bu bölümün karşısına yerleştirildi.
Günler boyunca süren top atışları surlarda gedikler açarken savunmacılar, geceleri yıkılan bölümleri yeniden onarmaya çalıştı. Kuşatmanın son günlerinde Topkapı ile Edirnekapı arasındaki hatta çatışmalar şiddetlendi ve açılan gediklerden Osmanlı askerleri şehre girdi.
Fetih sonrasında yoğun top ateşinin izlerini taşıyan kapının "Top Kapısı" olarak anılmaya başladığı, topların burada bulundurulması nedeniyle zamanla "Toplu Kapı" adının da kullanıldığı aktarıldı.
FETİH SONRASI GÜMRÜK KAPISI OLARAK KULLANILDI
İstanbul'un fethinin ardından Topkapı'nın işlevi yalnızca savunmayla sınırlı kalmadı. Kapı, şehre giren çeşitli ürünlerin kontrol edildiği bir gümrük geçiş noktası olarak kullanılmaya başlandı.
Darı, arpa, buğday ve hayvan yemi gibi tahıl ürünleri, bu kapıdan İstanbul'a sokuldu. Surların askeri savunmadaki öneminin azalmasının ardından çevredeki hendek ve araziler, vakıflar aracılığıyla kiraya verilerek tarımsal üretime açıldı.
Surların iki tarafında oluşturulan bostanlar, fetih sonrasında hızla büyüyen İstanbul'un gıda ihtiyacının karşılanmasında önemli rol oynadı.
Topkapı, yüzyıllar boyunca çeşitli onarımlardan geçirildi. II. Bayezid döneminde 1509'da meydana gelen ve "Küçük Kıyamet" olarak adlandırılan büyük depremin ardından da kapı yeniden onarıldı. Bu çalışmalar sırasında farklı dönemlere ve yapılara ait taşların kullanılması, yapının üzerinde Roma döneminden Osmanlı'ya uzanan izlerin bir arada bulunmasını sağladı.
CUMHURİYET DÖNEMİNDE OTOGARIN YANI BAŞINDA
Topkapı ve çevresi, Cumhuriyet döneminde de İstanbul'un ulaşım hayatında önemli bir merkez olmayı sürdürdü.
Esenler'deki büyük otogarın hizmete girmesinden önce İstanbul'un şehirler arası ulaşım noktalarından biri, Topkapı'da bulunuyordu. Kapının yanında faaliyet gösteren Topkapı Bit Pazarı da bölgenin hareketli merkezlerinden biri haline geldi.
1990'lı yıllardan sonra otogar ve bit pazarının bölgeden taşınmasıyla çevrenin işlevi değişirken tarihi Topkapı, günlük ulaşımın bir parçası olmayı sürdürdü.
"1500 YILLIK BİR KAPI"
Akademisyen ve sanat tarihçisi Yasin Saygılı, Topkapı'nın hikayesinin İstanbul'un Roma dönemindeki kuruluş süreciyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
İstanbul'un MS 330'da Konstantinopolis adıyla Roma İmparatorluğu'nun başkenti olduğunu hatırlatan Saygılı, bugünkü kara surlarının Theodosius döneminde inşa edildiğini söyledi.
Saygılı, surların yalnızca tek bir duvardan oluşmadığını, kuleler, burçlar ve geniş hendeklerden oluşan katmanlı bir savunma sistemi bulunduğunu belirterek, bu sistemin İstanbul'un yüzyıllar boyunca korunmasında önemli rol oynadığını ifade etti.
Topkapı'nın bu savunma sistemi içerisindeki işlevine de değinen Saygılı, kapının Roma ve Bizans dönemlerinde şehrin dış dünyayla iletişimini sağlayan ticaret, ulaşım ve savunma noktalarından biri olduğunu kaydetti.
"ŞAHİ TOPU DA BU SURLARIN KARŞISINA YERLEŞTİRİLDİ"
Topkapı'nın fetih sırasındaki önemine dikkati çeken Saygılı, Fatih Sultan Mehmet'in ordugahının, kapının karşısında kurulduğunu belirtti.
Saygılı, bu sur bölümünün Osmanlı topçusu tarafından en yoğun ateşe tutulan alanlardan biri olduğunu belirterek arazinin, topçu bataryalarının kullanılması açısından elverişli olduğunu söyledi.
Fetih sürecinin yaklaşık iki ay boyunca yoğun bir mücadeleyle devam ettiğini aktaran Saygılı, gündüzleri yıkılan savunma hatlarının geceleri şehir halkı tarafından yeniden onarıldığını anlattı.
Fatih Sultan Mehmet'in Topkapı'dan şehre girdiği yönündeki anlatımlara da değinen Saygılı, padişahın bu bölgede açılan gediklerden şehre giriş yaptığı yönünde değerlendirmeler bulunduğunu, ancak daha sonra giriş yaptığı kapının Edirnekapı olduğunu ifade etti.
"İSTANBUL'UN BESLENMESİNDE ÖNEMLİ ROL OYNADI"
Fetih sonrasında Topkapı'nın ticari işlev kazandığını belirten Saygılı, tahıl ürünlerinin İstanbul'a bu kapıdan getirildiğini söyledi.
Surların çevresindeki alanların da tarımsal üretime açıldığını anlatan Saygılı, vakıflar aracılığıyla kiralanan arazilerde bostanlar oluşturulduğunu ve bu üretimin İstanbul'un beslenmesine katkı sağladığını kaydetti.
Topkapı'nın Cumhuriyet dönemindeki dönüşümüne de değinen Saygılı, bölgede 1990'lı yıllara kadar İstanbul'un önemli otogarlarından birinin bulunduğunu ve bit pazarının da burada faaliyet gösterdiğini belirtti.
YÜZYILLARDIR DEĞİŞMEYEN GEÇİŞ NOKTASI
Topkapı'nın farklı dönemlerde farklı kullanıcıların geçiş güzergahı olduğunu belirten Saygılı, yapının bugün de vatandaşlar tarafından kullanılmasının tarihsel sürekliliğe işaret ettiğini söyledi.
Saygılı, "Zamanı 1500 yıl öncesine sarsak, o zamanlar da insanlar buradan geçiyordu. 1000 yıl önce de geçiyordu, 400 yıl önce buradan Yeniçeriler geçiyordu, şu anda biz geçiyoruz." ifadelerini kullandı.
Kapının 1500 yıllık geçmişi boyunca çok sayıda onarım geçirdiğini belirten Saygılı, özellikle 1509 depremi sonrasındaki çalışmaların yapının bugünkü görünümünde etkili olduğunu kaydetti.
Saygılı, farklı dönemlerden kalan taşların sonraki onarımlarda yeniden kullanıldığını belirterek Topkapı'nın üzerinde, farklı yüzyıllara ve yapılara ait izlerin görülebildiğini ifade etti.
Bugün tarihi surların arasından geçen vatandaşlar, bir dönem imparatorluk ordularının, ardından tüccarların ve Yeniçerilerin kullandığı güzergahı kullanmaya devam ederken Topkapı da İstanbul'un geçmişi ile bugünkü şehir hayatı arasındaki canlı bağlantılardan biri olmayı sürdürüyor.