Türkiye'nin iklim kuşakları değişiyor, kuraklık alanı genişliyor
Boğaziçi Üniversitesi öncülüğünde yürütülen araştırma, Türkiye'de son 60 yılda Akdeniz ve yarı kurak iklim kuşaklarının belirgin şekilde genişlediğini ortaya koydu.
Türkiye'nin iklim yapısında yaşanan dönüşüm, bilimsel verilerle bir kez daha gözler önüne serildi. Boğaziçi Üniversitesi ile İzmir Bakırçay Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen araştırmada, son 60 yılda ülkenin iklim kuşaklarında önemli değişimler yaşandığı belirlendi. Çalışmaya göre Akdeniz iklimi ve yarı kurak bozkır alanları genişlerken, nemli ve soğuk iklim kuşakları daralarak daha yüksek rakımlara çekiliyor. Uzmanlar, bu değişimin yalnızca sıcaklık artışıyla sınırlı olmadığını, su kaynaklarından tarıma, ormanlardan şehir yaşamına kadar pek çok alanı etkileyecek yapısal sonuçlar doğuracağını vurguluyor.
60 YILLIK VERİLER KARŞILAŞTIRILDI
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş ile İzmir Bakırçay Üniversitesi Araştırma Görevlisi Nami Yurtseven tarafından yürütülen çalışmada, 1961-1990 ile 1991-2020 dönemlerine ait iklim verileri karşılaştırıldı.
Araştırmada ayrıca Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) düşük, orta ve yüksek emisyon senaryoları esas alınarak 2041-2070 ve 2071-2099 dönemlerine ilişkin projeksiyonlar da hazırlandı.
AKDENİZ VE YARI KURAK İKLİM GENİŞLİYOR
Araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye'de son altmış yılda yazları sıcak ve kurak geçen Akdeniz ikliminin kapladığı alan dikkat çekici biçimde arttı.
1961-1990 döneminde ülke yüzölçümünün yüzde 28,9'unu kapsayan Akdeniz iklimi, 1991-2020 döneminde yüzde 31,8'e yükseldi. Aynı dönemde yarı kurak bozkır ikliminin oranı yüzde 21,9'dan yüzde 24,2'ye çıktı.
Buna karşılık yazları kurak ve sıcak geçen soğuk iklim kuşağının kapladığı alan yüzde 24'ten yüzde 19,3'e geriledi. Araştırmacılar, bu tablonun Türkiye'de sıcak ve kurak iklim özelliklerinin giderek daha geniş alanlara yayıldığını gösterdiğini belirtiyor.
ÇÖLLEŞME RİSKİ DAHA DA ARTABİLİR
Prof. Dr. Murat Türkeş, mevcut eğilimin devam etmesi halinde Türkiye'de çöl iklimi özelliklerinin de daha geniş alanlarda görülmeye başlayabileceğini söyledi.
Araştırmaya göre tüm gelecek senaryolarında Türkiye'nin yaklaşık yüzde 40 ila 45'lik bölümünü yazları sıcak ve kurak geçen subtropikal Akdeniz iklimi oluşturacak. Yaklaşık yüzde 30 ila 35'lik kesimde ise orta enlem ve subtropikal yarı kurak step iklimleri etkili olacak.
Buna karşın soğuk iklim kuşağının ülke yüzölçümündeki payının yaklaşık yüzde 10 seviyesine kadar gerilemesi bekleniyor. Uzmanlar, özellikle orta ve yüksek emisyon senaryolarında çölleşme eğiliminin daha belirgin hale geleceğini öngörüyor.
İKLİM KUŞAKLARI DAHA YÜKSEK RAKIMLARA TAŞINACAK
Araştırmada yalnızca iklim kuşaklarının kapladığı alanların değil, yükselti sınırlarının da değişeceği ortaya konuldu.
Yüksek emisyon senaryosuna göre 2041-2070 döneminde Akdeniz ikliminin ortalama 120 metre, nemli ılıman iklimlerin yaklaşık 220 metre, soğuk iklim kuşaklarının ise yaklaşık 290 metre daha yüksek rakımlarda görülmesi bekleniyor.
Bilim insanlarına göre bu değişim özellikle dağ ekosistemleri, orman kuşakları ve doğal yaşam üzerinde önemli etkiler oluşturacak. Karadeniz Bölgesi'nde orman üst sınırının da gelecekte 120 ila 220 metre daha yukarı çıkabileceği öngörülüyor.
ORMAN YANGINI RİSKİ YENİ BÖLGELERE YAYILABİLİR
Prof. Dr. Türkeş, Akdeniz ikliminin yaygınlaşmasının yalnızca daha ılık kışlar anlamına gelmediğine dikkat çekerek, uzun ve sıcak yazlar, belirgin yaz kuraklığı ile düzensiz ancak zaman zaman şiddetli yağışların da bu iklim tipinin temel özellikleri arasında bulunduğunu ifade etti.
Bu değişimin orman yangını riskini artıracağını belirten Türkeş, bugün ağırlıklı olarak Ege ve Akdeniz bölgelerinde görülen yüksek yangın riskinin ilerleyen yıllarda Marmara, Batı Karadeniz ve İç Batı Anadolu'da da daha belirgin hale gelebileceği uyarısında bulundu.
SU KAYNAKLARI VE TARIM DA ETKİLENECEK
Araştırmaya göre iklim değişikliği, su kaynakları ve tarımsal üretim üzerinde de önemli baskılar oluşturacak.
Akdeniz ikliminin kuzeye doğru genişlemesiyle birlikte zeytin, üzüm, incir, badem ve Antep fıstığı gibi ürünlerin yetişme alanlarının artabileceği değerlendirilirken, sulama ihtiyacındaki yükseliş nedeniyle buğday, arpa, şeker pancarı ve mısır gibi temel tarım ürünlerinde verim kayıplarının yaşanabileceği ifade edildi.
Uzmanlar ayrıca yaz kuraklığının uzamasıyla birlikte yeraltı su kaynaklarının daha az besleneceğini, kar yağışlarının azalmasının barajlara ulaşan su miktarını düşürebileceğini ve hidroelektrik enerji üretiminin de bundan olumsuz etkilenebileceğini belirtiyor.
BUZULLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ KAYBOLABİLİR
Araştırmada Türkiye'deki buzulların geleceğine ilişkin dikkat çekici değerlendirmelere de yer verildi.
Projeksiyonlara göre 2071-2099 döneminde Doğu Karadeniz ile Büyük Ağrı Dağı'nın en yüksek kesimleri dışında Türkiye'deki yüksek dağlık alanlarda bulunan buzulların büyük ölçüde ortadan kalkması bekleniyor.
UYUM POLİTİKALARININ ÖNEMİ ARTIYOR
Prof. Dr. Murat Türkeş, yaşanan değişimin yalnızca iklim sınıflandırmalarındaki farklılaşmadan ibaret olmadığını belirterek, bunun doğal ekosistemlerden ekonomiye, tarımdan kent yaşamına kadar birçok alanda yapısal dönüşümü beraberinde getireceğini ifade etti.
Kuraklık, su stresi ve çölleşme riskinin özellikle İç Anadolu'nun güneyi ile İç Batı Anadolu'da tarımsal üretimi daha fazla etkileyeceğine dikkat çeken Türkeş, iklim değişikliğine uyum politikalarının güçlendirilmesi, su yönetiminin yeniden planlanması ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına yönelik adımların her zamankinden daha büyük önem taşıdığını vurguladı.
