Vampirizm artık bildiğiniz gibi değil

Vampirizm kuralları altüst oluyor..

Haber Merkezi Haber Merkezi
Vampirizm artık bildiğiniz gibi değil

Kambur Nosferatu ve gömleği fırfırlı, ceketi kadife Kont Dracula artık mazide kaldı. Bram Stoker'ın yerini, Stephenie Meyer aldı. Günümüzün vampirleri artık, güneşin altında parıldayan sıfır beden gençler.

VAMPİRZMİN KURALLARI ALTÜST OLUYOR

Vampir mitleri her geçen gün değişiyor, vampirizm kuralları altüst oluyor. Ama 'güneşte parlayan vampir mi olurmuş' demek yerine, bu heyecan verici değişimin altında yatan anlamları görmeye çalışmakta fayda var. Nelerin değiştiği kadar, nelerin aynı kaldığı da önemli. Vampirliğin özünü kavrayanlar, sarımsak meselesine bu kadar takılmayacaklardır. Blade, Vampire Hunter D ve Dampyr gibi melezler ve çocuk doğuran, geleceği gören vampirler, 'vampir' algımızı uzun zaman önce değiştirdi. Yine de, bir kez daha deneyelim: Bir an için, onun gerçekleri yazdığını varsayalım. Bir an için, onun 'melek yüzlü şeytan'la gerçekten tanıştığını kabul edelim. Ve inanalım: Çünkü kökleri Lilith'e uzanan vampir efsanesi, tek bir beyefendinin şiiriyle, hiç bu kadar gerçekçi görünmemişti...

VAMPİR KOKUSU BAŞTAN ÇIKARILMANIN KOKUSUDUR

Baudelaire, Le Vampire... Bize onlar hakkında bilmemiz gereken her şeyi anlatıyor:

“Sen ki bir hançer gibi

Sızlayan kalbime daldın

Sen iblisler gibi güçlü

Çılgın ve süslü geldin.”

Vampir korkusu, ölüm korkusu değildir. Vampir, yaşama ya da ölüme ait değildir. Genç ve ölümsüzdür. Kurbanlarına vaat ettiği kanlı bir acı değil, kanlı bir zevktir. (Vampirin dişlerini geçirdiği kurban, çoğu zaman başını geriye atıp gözlerini kapatır ve yarı aralık dudaklarında, şehvetli bir gülümseme belirir.) Vampir korkusu, baştan çıkarılmanın korkusudur. Ve vampir çoğu zaman hem korkulan, hem de arzulanan bir figürdür. O kadar güzeldir ki, kalpleri sızlatır.

ŞAİR BAŞTAN ÇIKARILMIŞTIR

Televizyon tarihinin en çekici 'ruh sahibi' vampir karakterlerinden Angel, karizmatik bir gülüşle 'Le Vampire' şiirini okuyarak eski günleri yad eder. Baudelaire'le 'oynadığı', onu çıldırtığı zamanları. Angel (Angelus) sıkılıp gitmiş ama Baudelaire onu unutamamıştır. Ve sonunda, ileride Kötülük Çiçekleri'nde yer alacak olan bu şiiri yazar. Şair, baştan çıkarılmış ve bundan zevk almıştır. Ama fantezilere fazla kapılmadan önce, şu 'güçlü, çılgın ve süslü' meselesine geri dönelim:

Aristokrasi! Sarımsak, tabii ki 'alt tabaka'nın besinidir. Vampirler, besin zincirinin en tepesinde yer alır. Aynada görünmezler, sinsidirler. Haçtan ve kutsal sudan korkarlar, çünkü şeytanın tarafındadırlar. Kızdıklarında ya da acıktıklarında vampir yüzüne bürünürler, ikiyüzlüdürler. Yanık ten, halka özgüdür, onlar güneşe çıkmazlar, çıkarlarsa ölürler. Geceleri yarasaya dönüşüp, sisler içinde kaybolabilirler. Tabutta uyurlar. Bazıları uçabilir. Hiçbirinin vicdanı ya da ruhu yoktur. Fırfırlı gömlekleriyle, kol düğmeleriyle, kadife ceketleriyle, çok güzel, çok zengin ve çok süslüdürler. (Tabii 'zamane kızları' için modası geçmiş bir şey bu. Buffy the Vampire Slayer'da Spike, Drakula'nın süsleriyle, şatosuyla ve kibar aksanıyla dalga geçer ve 'bana hâlâ on dolar borcu var, önce onu ödesin' der.) En azından, 18. yüzyılda durum böyleydi.

18. yüzyılda vampirler, Alman şiirinin erotik figürleri olarak varlıklarını sürdürdüler. Yüzyılın sonlarına doğru İngiliz şiirinde de popüler oldular, ama 1818'de İsviçre'de yapılan o meşhur 'toplantı'ya kadar, onları o zamanlar 'kadın işi' denilip küçümsenen roman türüyle- ölümsüzleştirmek kimsenin aklına gelmedi.

VE SHELLEY FRANKESNSTEIN'I YARATTI..

Tıpkı Ken Russell'in 1986 tarihli filmi Gothic'te anlattığı gibi, bir göl kenarında, muhteşem bir malikanede toplandılar. Shelley, Byron ve Doktor Polidori. Absent eşliğinde anlatılan hikâyelerden sonra, Mary Shelley, Frankenstein'ı yarattı. Ama o gecenin bir önemi daha vardı: Bir süredir vampirlerle ilgili saplantılı şiirler yazan İngiliz şair Lord Byron, doktorunun kanına girmeyi başardı ve sonunda Polidori, The Vampyre'yi yazdı. Polidori'nin hayat verdiği ve ilk modern vampir olarak kabul edilen Lord Ruthven karakteri, gücüyle, çılgınlığıyla ve süsüyle, Lord Byron'un ta kendisiydi. (Vampirlere inananlar, 'tehlikeli ve çılgın şair' Byron'un hâlâ aramızda dolaştığını kolaylıkla düşünebilirler.) Polidorinin vampir romanı, neo-gotik türünün başlangıcı oldu ve arkası su gibi geldi. Ancak sonraları Bram Stoker'ın de editörlüğünü yapacak olan Sheridan le Fanu'nun Carmilla'sındaki lezbiyen vampirler çabuk unutuldu ve herkesin diline doladığı Romanya prensi Kazıklı Voyvoda -Vlad Tepeş dışında- bilinen ilk vampirin bir kadın olmasına rağmen, vampirler karşımıza uzun bir süre 'çekici ve kötü' erkekler olarak çıkmaya devam ettiler. Bunun sorumlusu, Drakula'ydı.

“Horlanmış yalnız ruhumdan

Yatağını sermeye bak

Zincire vurulmuş gibi

Sevip bağlandığım alçak.”

Vampirin baştan çıkarıcılığı, yalnızca ölümsüz-ölümcül olmasında değil, 'yasak meyve' olmasında yatar. İleride Buffy, bu yasağı delip Angel'le, Spike'le hatta bir geceliğine, Drakula'yla birlikte olup, Alacakaranlık'taki Bella ve Edward aşkının öncüsü olacaktır ve bu, Lord Ruthven, Kanlı Kontes-Elizabeth (Erzsebet) Bathory ve Kazıklı Voyvoda -Vlad Tepeş kırması Drakula'nın bıraktığı vampir avcısı Van Helsing hariç- en önemli miras olarak görülmelidir. Ama bir kadın, bir vampire âşık olacaksa, o vampirin sadece 'kötü' olması, elbette yetmeyecekti. Çekici ve baştan çıkarıcı olması gerekiyordu, aynı zamanda da sonsuz gençlik/güzellik vaatleriyle dolu olması. Murnau 1922'de Drakula'yı beyazperdeye uyarladı. Sessiz filmin siyah-beyaz vampiri Nosferatu iyiydi, hoştu ama dişleri bir felaketti. Onu mezuniyetinize çağıramazdınız, garip kaçardı. Anne Rice bunun farkındaydı. Bu yüzden, zamanla ön dişler gitti, sivri ve erkeksi köpek dişleri geldi. Uzun tırnakların yerini manikürlü eller aldı. Dağınık saçlar, çarpık gülümsemeler ve romantik döneme özgü tüm 'dandy' cazibe unsurları, bir araya geldi ve Anne Rice'nin vampirleri, yetmişli yıllara damgasını vurdu.

BİR KADIN BAŞKA NE İSTEYEBİLİR

Rice'nin Vampir Günceleri'ndeki ölümsüz erkekler, kıllarını bile kıpırdatmadan kadınları baştan çıkarıyorlardı. İşkence görmüş, 'düşmüş' vampir (Vampirle Görüşme'de çöplüklerde dolaşıp fare avlayan Brad Pitt), şefkat ve şehvet duydularını aynı anda tetikleyen bir yasak meyveydi. Bir 'ruh'la lanetlenmiş Angel, çıplak ve yaralı bedenini çekingen bakışlarla teşhir ederken, 'kötü' vampir Spike, “İnsanlar hâlâ bu Anne Rice saçmalıklarına kanıyor mu?” diyordu. Tabii ki kanıyorduk. Laurell Hamilton'un vampir avcısı Anita Blake hiçbir şeyi altüst etmiş filan sayılmazdı. Ama hâlâ bir şeyler eksikti. Angel kendi seçimiyle 'iyi' olmamıştı, sürekli acı çekiyordu ve karanlık tarafın cazibesine kapılıp da Angelus'a dönüşmediği zamanlar dışında, arzulanmayı reddeden, biraz fazla dostane bir tarafı vardı. Daha kötü, daha çekici, daha eğlenceli bir 'iyi'ye ihtiyaç vardı. Spike. Kendi isteğiyle 'ruh'unu kazandı, sevdiği kadın için 'dünyayı kurtarmak' gibi fedakarlıklar yaptı ve arzularını hiçbir zaman gizlemedi. Kilisede tabii ki çıplak- bedeniyle sarıldığı dev haç onu yakarken bile halinden memnundu. Bir kadın başka ne isteyebilir?

“Nasıl kumarbaz kumara

Nasıl şişesine sarhoş

Nasıl kurtlarına bir leş

Bağlandıysa. lanet sana.”

Baudelaire, Angelus'un sadece kaşına gözüne bağlanmamıştı belli ki. Her yazarın vampirlik kurallarını baştan yazdığı şu günlerde vampirlere yüklenen anlamlar kaçınılmaz bir biçimde- 18. yüzyıl erotizminin (cinsel birleşmenin ya da şehvet düşkünlüğünün sonucu olarak 'veba') dışına taşıyor. Uyuşturucu bağımlılığı (yine Buffy'den örnek vereceğim) vampirizmin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Buffy'nin sevgilisi Riley, sistemdeki kara delikleri görüp ordudan ayrıldıktan sonra kendini 'uyuşturucu'ya veriyor: Gecelerini bir batakhanede, kendini çoğunlukla bileklerini- vampirlere ısırttırarak geçiriyor ve her küçük 'doz' ısırıkla göz bebekleri biraz daha küçülürken, kendinden geçiyor. Tabii seksenli yılların kült filmlerinden Lost Boys'taki Kiefer Sutherland'i de es geçmek olmaz. Ama bağımlılık türlü türlü olabilir. Tüketim, en büyük zaaftır. Buffy'de vampirler, insanları kaçırıp bir fabrikaya götürüyorlar. Seri üretim kan. Kapitalizmin tükettiği, aslında biziz, deniyor. Bir tüketim nesnesi olarak 'vampir' ise, Alacakaranlık'ta karşımıza çıkıyor. Ama bundan önce, Macar kontesi Elizabeth Bathory'i analım:

“Özgürlüğüm boynuna

Bir pala insin istedim

Alçaldım kalleş zehire

Bana bunu ödet istedim.”

'Kanlı Kontes'i altı yüzden fazla genç-bakire kızı öldürmeye iten, gençlik saplantısıydı. Kızların kanının cildine iyi geldiğine ve onu gençleştirdiğine inanıyordu. Zamanla saplantısı büyüdü, buna bağımlı hale geldi. Ve kendini, gerçek bir vampire dönüştürdü.

Bathory'inin arzusu, bugün bir sektöre hayat vermiş olabilir, ancak burada sözü edilen, başka türlü bir şey. İçten ya da dıştan, hiç yaşlanmamak. Doğu Avrupa topraklarından doğan bir mit, Amerikan kültürüne uyarlandığında, gençliğin en büyük erdem -ve tüketim malzemesi- olması da kaçınılmaz. Debussy dinleyen, yüksek sanat düşkünü, bol diplomalı zengin çocukları bu kadar cazip kılan nedir? Stephanie Meyer'in kitaplarının -ve filmin- tek özelliğinin, liseli aşıklardan birinin vampir (ama 'doğru dürüst bir vampir' bile değil) olması doğru değil. Alacakaranlık'taki 'vampirlik', gençlik, güzellik ve zayıflık saplantısı olan bir kültürün hastalıklarına, anoreksiya/blumia nevroza'ya işaret ediyor. Hiç yemek yemeyen bu çok 'cool' çocuklar, güzel giyinip, güzel arabalara biniyorlar. Esas oğlan Edward ise, güneşin altında 'manyak elmaslar gibi' parlıyor. Neden olmasın? Sonuçta en değerli tüketim/arzu nesnelerinden biri olan pırlanta, kan dökülerek elde edilir.

'Vampir'in bu kadar çok yan anlamı varken, yüzyıllardır başı çeken altmetnin cinselliğin- artık 'metnin kendisine dönüşmesi' de kaçınılmaz.

Yine Buffy'den bir sahne:

İnsanları ısırmaması için kafasına çip takılan ama bundan habersiz olan 'kötü vampir' Spike, Buffy'nin arkadaşı Willow'un odasına gelir ve onu ısırmaya çalışır. Başaramaz ve -kaba bir özetle- şunlar konuşulur:

Willow: Bu her vampirin başına gelir...

Spike: Benim değil!

W: Benim yüzümden, değil mi? Ben vampirlerin dişlerini geçirmek istediği türden bir kız değilim. Daha çok 'benim kızkardeşim gibisin' dedikleri türden biriyim.

Ve Le Vampire'ye dönecek olursak:

“Heyhat! Zehir de pala da

Hafife aldılar beni.

Dediler: Pis bir kölesin,

Kurtarmaya değmez seni

Budala! Çabalarımız

Seni ondan kurtarsa da

Hortlayıp öpücüklerden

Doğacak bir vampir daha.”

Yeraltı kulüplerinde takılıp, umutsuzca vampire dönüştürülmeyi -kurtarılmayı- bekleyen Goth'lardan söz ediliyor. İnsanlar vampir, vampirler insan olmak istiyor. İnsanların vampirlere olan hayranlığı, vampirliğe geçiş töreni kurallarını (bir vampirin önce kanınızı içmesi ve sonrasında, siz ölmeden hemen önce size kendi kanını içirmesi gerekir) hâlâ ayakta tutuyor. Vampirliğinden acı çeken modern vampir ise, güneşlenmeyi, yemek yemeyi ve sonunda 'kız'a sahip olmayı arzuluyor. Bu arada, değişimin kaçınılmaz bir sonucu olarak, popüler kültürde iz bırakmış vampir kişilikler ve 'kadınları', hayranları tarafından yeniden eşleştiriliyor. Belki ileride sadece bu konu üzerine birçok postmodern vampir kitabı yazılacak ama şimdilik, kulağa garip geliyor: Lestat, Spike'ye 'serseri' derdi, Buffy Edward'ı çocuksu bulurdu, Elizabeth Bathory ise, Bella'nın kanında yıkanmak isterdi muhtemelen...

Son bir not: Konuyla ilgili daha fazla bilgi için, geçen senelerde Independent Scholars'ın girişimleriye İstanbul'da düzenlenen Buffyverse (Buffy the Vampire Slayer evreni) konferansının metinlerine bakılabilir.

VAMPİR LİTARATÜRÜ KRONOLOJİSİ

* 18.yüzyıl sonlarında Heinrich August Ossenfelder (The Vampire), August Bürger (Lenore) ve Goethe (Die Braut von Corinth-Corinth'in Gelini) şiirlerini yazdılar.

* Lord Byron, 1813'te The Giaour şiirinde, vampirleri anlattı. Altı yıl sonra, Byron'un doktoru Polidori, şairin etkisiyle, İngilizcede yazılmış ilk vampir romanını, The Vampyre'yi yazdı.

* Bram Stoker'ın 1897 tarihli romanı Drakula, vampirlerin popülerliğini artırdı.

* F. W. Murnau 1922 yılında Drakula'yı beyazperdeye uyarladı. Nosferatu, korku sinemasının sayılı klasikleri arasına girdi.

* Anne Rice'nin Vampir Günceleri, 70'li yılların en sevilen vampir serilerinden biri oldu.

* Angela Sommer Bodenburg'un Küçük Vampir serisi, seksenli yılların çocuklarına, vampirlerin ürkütücü canavarlar olmadıklarını gösterdi.

* Laurell K. Hamilton'ın Anita Blake serisi, 90'ların erotizm anlayışının bir yansımasıydı. Hamilton'ın romanları (ve sonrasında Anita Blake çizgiromanları) 'vampirizm' algısını ve bilindik vampir rollerini altüst etmeyi amaçladı.

* Vampirle Görüşme, Neil Jordan'ın yönetmenliğinde 1994 yılında beyazperdede boy gösterdi. Film Brad Pitt, Tom Cruise, Kirsten Dunst, Antonio Banderas gibi güzel vampirleri bir araya getirdi.

* ABD yapımı bir televizyon dizisi Buffy the Vampire Slayer 1997 yılında televizyonlarda gösterilmeye başladı. Bir hayli ilgi gören 'gençlik dizisi' 7 sezon sürdü.

* Vampir kanı taşıyan vampir avcısı stil sahibi Blade'in filmi 1998 yılında gösterime girdi. Çok tutulunca 2002'de ikincisi, 2004'te üçüncüsü çekildi...

* İkibinler. Stephenie Meyer'in Alacakaranlık'ı ilk olarak Dharma Yayınları tarafından 2005 yılında yayımlandı ancak serinin birinci romanından sonra devam bir türlü gelmedi. Epsilon Yayınları 2008'de seriyi eksiksiz yayımlayarak, vampirlerin yeniden moda olmasına sebep oldu. Alacakaranlık'ın filmini takiben, Buffy the Vampire Slayer ve Angel etkilerinin de çokça hissedildiği televizyon dizileri, seri bir biçimde üretilmeye başlandı. Sonrasında, genç yazar Richelle Mead, 2007'de yayımlanan Vampir Akademisi serisinde, melez vampirlerin (dampirlerin) ve ölümlü vampirlerin fantastik evrenini anlattı. Charlaine Harris'in Şehir Ölüsü ve Gündüz Ölüsü gibi isimleri olan Güneyli Vampir polisiyeleri ise, Anita Blake hayranlarını mutlu etti. True Blood gibi vampir dizilerine ilham vermiş -şimdilik- dokuz kitaptan oluşan bu seride, Sookie isminde, düşünceleri okuma gibi bir 'beceriksizliği' olan garson kızla 'kötü şöhretli' vampirin ilişkisi anlatılıyor.

ZEYNEP ALPASLAN (Arşivi) Radikal Kitap

En İyi Vampir Kitapları

Dracula - Bram Stoker - İthaki Yayınları

Gerilim ve korku türünün başyapıtı...

Viktorya Dönemi'nin aşırı ahlakçı görünümünün ardında yatan karanlığı ve ikiyüzlülüğü açığa vuran bir anlatı. Stoker bu yapıtıyla, yaşadığı dönemin ahlakçı ve bilimci ütopyacılığını, kana susamış bir vampirin şahsında, ustalıklı bir biçimde eleştiriyor.

Asil Kan - Melissa De La Cruz - Epsilon Yayınevi

Yaşam, herhangi birisinin şimdiye kadar fark ettiğinden daha kırılgandı… Bir dakika önce yaşarken bir dakika sonra ölü olabilirdin. Peki ya hiç ölmeyeceksen? Doğum, yaşam ve ölüm… Her biri birer döngü ama bir de bu döngünün dışında yaşayanlar var; doğan, yaşayan ama hiç ölmeyenler!

Şafak Vakti - Stephenie Meyer - Epsilon Yayınevi

37 farklı dilde 40 milyondan fazla satan “Alacakaranlık” Serisinin yazarı Stephenie Meyer'den serinin son kitabı Şafak Vakti…

Göçebe - Stephenie Meyer - Epsilon Yayınevi

Dünyamız görünmeyen bir düşman tarafından istila edilmişti. İnsanların bedenleri, bu istilacılar için sahiplik yaparken bedenler bir değişikliğe uğramamış gibi görünse de, zihinleri ele geçiriliyordu. Neredeyse herkes teslim olmuştu.Geriye kalan "vahşi" birkaç insandan biri olan Melanie, yakalandığı zaman sonunun geldiğine inanır. Göçebe, Melanie'nin bedenini alan "ruh", yetkililer tarafından bir insan bedeninin içinde yaşarken karşılaşabileceği zorluklar hakkında uyarılmıştır: Baskın duygular, hislerin yoğunluğu, çok canlı olabilen anılar…

Tutulma - Stephenie Meyer - Epsilon Yayınevi

Binlerce Alacakaranlık hayranını beklediğine değecek kadar sevindirecek olan kitabın satışa sunulduğu ilk gün kapışılması mümkün! Çünkü Edward'la Bella için aşkın anlamı Tutulma'da daha derin...

Yeniay - Stephenie Meyer - Epsilon Yayınevi

Edward ve Cullen Ailesi'nin diğer üyeleri Bella'nın doğum günü için bir parti verirler, fakat Bella ısrarla karşı çıkar. Çünkü ortada büyük bir sorun vardır; Edward sonsuza dek genç kalacaktır, peki ya Bella? Kâbuslar, sırlar, imkânsızlıklar, seçimler ve kararlar... Bella ve Edward'ı yine sorlu bir mücadele bekliyor.

Alacakaranlık'ın kahramanlarının aşk ve heyecan dolu macerası Yeniay'da hız kesmeden devam ediyor.

Alacakaranlık - Stephenie Meyer - Epsilon Yayınevi

Kitaptan Üç şeyden kesinlikle emindim. Birincisi, Edward kesinlikle bir vampirdi. İkincisi, onun ne kadar güçlü olduğunu bilmediğim bu vampir yani benim kanıma susamıştı. Üçüncüsü, ona koşulsuz ve geri dönülemez biçimde aşıktım.

İşaret - Kristin Cast, P. C. Cast - Pegasus Yayıncılık

Yeni Bir Hayat, Yeni Bir Aşk... Tüm Dünyada Gençlerin Tutkunu Olduğu Yeni Bir Vampir Serisi.

"Yüzümü ona çevirdiğimden beri bu kitap beni kendine esir etti. Tamamıyla muhteşem. İşaret, ateşli, karanlık ve eğlenceli."

-Gena Showalter, Yazar

İhanet - Kristin Cast, P. C. Cast - Pegasus Yayıncılık

“Karanlık vampir dünyasında geçen olağanüstü etkileyici bir macera.”

—Romantic Times BOOKreviews

Şeytanla Uyumak - Andria Cardarelle - Laika Yayınları

Donskoy; Ravenloft dünyasındaki garip lordlardan birisi...

Azalin'in topraklarindaki evini; bu Lordla evlenmek, onun çocuğunu doğurmak ve daha iyi bir gelecek için terkeden Marguerite...

Ben, Strahd - Bir Vampirin Anıları - P. N. Elrod - Laika Yayınları

"...Ben, Strahd, Barovia Lordu... İyi biliyorum ki hükümdarlığım sırasında gelişen olaylar, tarihi kaydetmek yerine çarpıtmakta usta olanlar tarafından korkunç bir şekilde yanlış anlatılmıştır. Bu yüzden olayların bir kaydını tutmaya karar verdim ki sonunda gerçekler anlaşılsın..."

Ben, Strahd, Azalin'le Savaş - P. N. Elrod - Ankira Yayıncılık

Strahd von Zarovich bir asırdan daha uzun bir süre boyunca Barovia'yı demir yumrukla yöneterek halkının kanından beslenmiş ve kimseden korkmamıştı. İşkenceli hükmünün tüm o yıllarında, kimse ona baş kaldırmaya cüret edememişti.

Fakat, artık Vistaniler Barovia'ya dönmüş ve Barovia'nın dehşet lordu için bir uyarı getirmişlerdi. Birisi Strahd'a karşı çıkmak için geliyordu. Sadece vampirin varlığını sona erdirebilecek bir rakip değil, aynı zamanda, tüm Barovia'yı da yok edebilecek biri.

Vampirizm - Christopher Frayling - Varlık Yayınları

Vampirlerin edebiyattaki tarihsel ve kronolojik gelişiminin izini süren bu kitap, Gotik edebiyat ve vampirizm meraklıları için paha biçilmez nitelikte.

Vampirin Asistanı - Darren Shan - Tudem Eğitim Hizmetleri

Darren shan yalnızca sıradan bir öğrenciydi; te ki Ucubeler Sirki'ne gidene kadar. Şimdi yeni hayatını bir vampirin asistanı olarak sürdürürken onu hayatta tutacak tek bir şey vardı: Kan... Ve o buna çaresizce direniyordu.Ama Kurtadam'la tüyler ürperten bir karşılaşma her şeyi değiştirecek miydi?,

Kan Tünelleri - Darren Shan - Tudem Eğitim Hizmetleri

Darren Shan oldukça ilginç, muhteşem yaratıcılıktaki hikayelerine bir yenisini daha ekliyor

-Children's Literature-

Sislerin Vampiri - Christie Golden - Ankira Yayıncılık

Bir zamanlar, Jander henüz hayattayken, uzun zaman önce ölmüş birinin cesedini bulmuştu. Derisi sağlam ve gergin görünüyordu, ancak elf kılıcıyla dürttüğünde parçalanmış ve içinden kurtlar fışkırmıştı. Strahd öyküsünü bitirdiğinde, Jander'in aklına gelen imge işte buydu. Tıpkı ceset gibi, bu öykü de hoş görünmüyor, ancak bir bütün oluşturuyordu. Jander, daha derinlere dalarsa öykünün karanlık gerçeğinin, cesetten fışkıran kurtlar gibi ortaya döküleceğini biliyordu.

Vampirle Görüşme - Anne Rice - Merkez Kitapçılık ve Yayıncılık

1994 yılında filme de çekilen, Brad Pitt, Tom Cruise, Antonio Banderas gibi oyuncuların ölümsüzleştirdiği Vampirle Görüşme, zamanın ötesinde bir hikayeyle okurunu şaşırtıyor.

(Tanıtım Yazısından)

Pandora - Anne Rice - Martı Kitabevi

Rice bütün o güzellikleriyle seksi ve dayanılmaz vampirleri ile geri dönmüş... Pandora bir süper kadın kahraman; güzel, tabi ki zeki, korkusuz, özgür, tutkulu ve becerikli. Ve nefesleri kesecek, adrenalin pompası gibi bir eser.

-Booklist-

Vampir Vittorio - Anne Rice - Martı Kitabevi

''Pandora'' ve ''Vampile Konuşma'' nın yazarı Anne Rice bu kitapta, bizi ortaçağın Floransa'sına, Vampir Vittorio'nun ülkesine götürüyor. 'Romeo ve Juliet'in vampir versiyonu olarak adlandırılan bu roman, kutsal ve lanetli harikalarla dolu bir Rönesans İtalya'sında genç aşkın masumiyetin yitiriliş öyküsünü anlatıyor.

Suçlu Zevkler - Laurell K. Hamilton - Artemis Yayınları

"Doğru söylüyordu. Kapıyı kapatıp onu karanlık ve sıcak yolda bıraktım. Ölüleri diriltip yaşayan ölüleri huzura kavuşturuyordum. Yaptığım şey, kimliğim buydu. Eğer motivasyonumu sorgulamaya başlarsam, vampirleri öldürmeyi de bırakırdım. Bu kadar basitti. Bu gece motivasyonumu sorgulamıyordum, o zaman hala, bana verdikleri ismi taşıyan bir vampir avcısıydım. Ben Cellatım."

Gülen Ceset - Laurell K. Hamilton - Artemis Yayınları

Zombileri morga götürüp orada üzerinde testler yapmayı denemişlerdi ama küçük parçalar kaçıp olabilecek en garip yerlerde saklanmaya başlamıştı."

Lanetliler Sirki - Laurell K. Hamilton - Artemis Yayınları

"Çok korkuyordum ama neden?

Gitmem gerekiyordu ve ne kadar erken gidersem, eve o kadar erken dönecektim. Jean-Claude'un işleri kolaylaştırabileceğine inanabilseydim. İşin içine o girince hiçbir şey kolaylaşmıyordu. Eğer bu gece ondan cinayetlerle ilgili bir şeyler öğrenirsem, bedelini öderdim, parayla değil. Görünüşe göre Jean-Claude'da ondan fazla vardı. Hayır, onun istedi. Görünüşe göre Jean-Claude'da ondan fazla vardı. Hayır, onun istediği, daha acı verici, daha mahrem, daha kanlıydı."

Kaçık Kafe - Laurell K. Hamilton - Artemis Yayınları

"Lanet olsun, yaşıtlarımdan çıkacak birini bile bulamayan pek çok kadın tanıyordum. Richard'a kadar ben de onlardan birisiydim. Tamam, Jean-Claude beni bir yerlere götürürdü ama ben ondan kaçıyordum. Şehrin Vampir Efendisi'yle sıradan birisiymiş gibi çıkmayı hayal bile edemiyordum. Onunla sevişmeyi hayal edebiliyordum ama çıkmayı edemiyordum."

Kanlı Kemikler - Laurell K. Hamilton - Artemis Yayınları

"Herkes bana doğru döndü. İki dişi vampir gülümsedi; bu durum hiç hoş değildi. Bana sanki ortasında ne olduğunu merak ettikleri bir parça şekermişim gibi bakıyordu. İçim yumuşak ve tatlı mıydı, yoksa fındıklı ve sert miydi? Erkeklerin böyle beni gözleri ile soyduğu olmuştu ama daha önce birisinin derim soyulunca nasıl görüneceğimi merak ederek baktığı olmamıştı."

Ölüm Dansı - Laurell K. Hamilton - Artemis Yayınları

"Canavarca bir eğlence."

- Publishers Weekly

Yanmış Kurban - Laurell K. Hamilton - Artemis Yayınları

"Dur durak bilmeyen aksiyon, zeki konuşmalar ve buğulu seks sahneleriyle dolu bu Anita Blake romanının adı Anne Rice ve Tanya Huff hayranlarını da çekecek."

- Library Journal-

Mavi Ay - Laurell K. Hamilton - Artemis Yayınları

Delice bir tutkuyla bağlandığı sevgilisini arkasında bırakarak eski nişanlısına yardıma koşan vampir avcımız Anita Blake ile birlikte aşk ve sevgi bağları üzerine kafa patlatacağımız müthiş bir kurtarma operasyonu: Mavi Ay

Karacamdan Kelebek - Laurell K. Hamilton -Artemis Yayınları

Laurell K. Hamilton yatarrığı ve acayip dünyaya bir kez daha hoş geldiniz! Vampirler, kurtadamalr, kediadamlar, zombiler ve her türlü çeşit iğrenç sürüngen ipini koparmış geziniyor.

Gündüz Ölüsü - Charlaine Harris - Artemis Yayınları

Belki de sevgilinizin bir vampir olması o kadar da şahane bir şey değildir... “Komik, hızlı tempolu, eğlenceli ve müthiş merak uyandıran bir vampir ve aşk romanı; elinizden bırakamayacaksınız, sakın kaçırmayın.”

-Susan Sizemore

Kankolikler - Christopher Moore - Artemis Yayınları

Ölümlülerin sıkıcı hayatından gına getiren sevgili dostlarımız İşte karşınızda abartılı, sonsuz, harika, leziz, ölümüne komedi, yüksek, genç ve aşık bir terane

Ölümsüz ve İşsiz - Mary Janice Davidson - Artemis Yayınları

Hiçbir şey Betsy Taylor'ı ayakkabı fetişinden vazgeçiremez -ölmek ve yeni Vampir Kraliçesi olarak dirilmek bile. Hem kraliyet ailesi mensubu bir ölümsüz olmak hiç de öyle sanıldığı kadar matah bir şey değil -mesela ödenmeyi bekleyen faturalar halen mevcut. Zaten Betsy de hayatına mümkün olduğunca 'normal' bir şekilde devam etmeye kararlı; bu durum artık bir iş bulması gerektiği anlamına gelse bile, böyle. Gösterişli bir şekilde sergilemekten geri durmadığı 'ayakları' onu bu kez, Macy's'e götürüyor, tezgâhtarlık yapacağı hayatının isine.

Ölümsüz ve Çaresiz - Mary Janice Davidson - Artemis Yayınları

Betsy, Ölümsüzler Kraliçesi olabilir ama hâlâ ayakkabı görünce gözü dönüyor!

Vampirler kraliçesi Betsy Taylor, tüm isteksizliğiyle ölümsüzlerin alabora olmuş dünyasını yönetmeye devam ediyor. Ancak Betsy bu aralar, uzun zamandır kayıp bir kız kardeşe sahip olduğunu, dahası, kardeşinin şeytanın kızı olduğunu ve bir gün dünyayı yöneteceğini öğreniyor.

Ölümsüz ve İadesiz - Mary Janice Davidson - Artemis Yayınları

“Sadakatini bir çift marka ayakkabıyla satın alabileceğiniz bir vampir hakkında ne diyebilirsiniz ki? Sıradışı?.. Fazlası var. İnanılmaz keyifli bir kitap.”

-The Best Reviews

Ölümsüz ve Bekar - Mary Janice Davidson - Artemis Yayınları

Elizabeth “Betsy” Taylor, 30. yaş gününde sekreterlik işinden kovulur ve bir araba kazasında ölmek üzere evine doğru yola koyulur. Birkaç gün sonra bir tabut içerisinde gözlerini açtığında, daha neler olup bittiğini bile anlamasına fırsat kalmadan ölümsüzlerin arasına katıldığını idrak eder. Üstüne üstlük, yani daha da acısı, insanüstü bir takım güçler edindiğini anlaması da uzun sürmez. Şey… İnsanüstüdür, çünkü o bir vampirdir artık!

Kan ve Sis - Nancy Holder - Ro Yayınları

Sunnydale'in sisle kaplı karanlık sokaklarında her zamankinden daha büyük bir tehlike dolaşıyor: Karındeşen Jack!

Buffy / Seçilmiş - Nancy Holder - Ro Yayınları

Cehennemağzı açılıyor. Kötülerin kötüsü İlk, Sunnydale'de. Kurduğu orduyla dünyayı teslim almaya hazırlanan İlk'in şimdi tek bir amacı var: Avcı'yı ve Avcı Adaylarını öldürmek!

İyilerin cephesinde gerçek savaş yeni başlıyor. Bu zor görevde Xander, Willow, Anya, Dawn, Giles, Spike, Faith ve Angel, Buffy'nin yanında.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi