ALGININ GERÇEĞİ EZDİĞİ BİR ZAMANIN FOTOĞRAFI…

Adem Metan
Adem Metan

Haftanın son gününden herkese merhaba.

Algıların, olguların önüne geçtiği bir dönemden geçiyoruz.

Sözün niyetten, bağlamın kişilikten, hatta bazen hakikatin kendisinden daha hızlı dolaşıma girdiği bir çağ bu.

Tam da bu nedenle, kamusal alanda kurulan her cümle artık yalnızca sahibini değil, muhatabını da toplumu da hatta suskun kalanları bile ilgilendiriyor.

Bunu bu köşede sık sık vurguladığımın farkındayım.

Ama bugün bu haklılığımın çok net bir yansımasından bahsetmek istiyorum biraz.

AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan’ın “Emekli maaşımla milletvekili maaşımı sana vereyim, bir ay idare et” minvalindeki açıklaması da tam olarak böyle bir zeminde yankılandı.

Belki bir meydan okuma, belki bir samimiyet göstergesi, belki de kişisel bir özgüven ifadesiydi.

Bilemeyiz…

Maksadım bir niyet okuması yapmak da değil.

Lakin ortada bir ekonomik gerçeklik var.

Bugün insanlar emekli maaşındaki 20 bin lirayı tartışıyor.

Kirasını ödeyemeyen, mutfağındaki yangını söndüremeyen, torununa harçlık dahi veremeyen milyonlarca insan var.

Böyle bir atmosferde, “İstersen maaşlarımı sana vereyim” cümlesi ne kadar iyi niyetle söylenirse söylensin, toplumun geniş kesimleri tarafından doğru anlaşılabilecek bir cümle değildir.

Çünkü bugün pek çok insan nasıl ayakta kalabileceğini konuşuyor.

Sorun, Mestan Özcan’ın kişiliği meselesi de değil aslında.

Aksine, etrafındaki pek çok insan onun iyi niyetli, hoşgörülü, saygılı ve seviyeli bir insan olduğunu söylüyor.

Muhtemelen bu doğrudur.

Kendisiyle şahsen hiç tanışmadım.

Fakat siyaset tam da burada, bireysel karakterle kamusal sorumluluğun ayrıştığı yerde başlıyor.

İyi bir insan olmak, her zaman doğru sandığınız cümleyi kurmak anlamına gelmez.

Hele ki mikrofon açıkken…

Toplum önünde söylenen her söz, kişisel savunmaya ihtiyaç bırakmayacak kadar dikkatli seçilmeli.

Hele ki bir siyasetçiyseniz…

Hele ki Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi bir liderin kurduğu partide siyaset yapıyorsanız.

Vatandaşla hemhal olan, vatandaşının derdiyle detlenen liderin partisinden bu sözlerin çıkması…

Ne yalan söyleyeyim; olmadı Mestan Bey…

Çünkü bazı dönemler vardır ki, açıklama yapma hakkı bile lüks haline gelir.

Bugün öyle bir dönemden geçiyoruz.

Bu nedenle Mestan Özcan’ı savunmak isteyenler de zorlanıyor.

Çünkü savunulması gereken şey kişinin niyeti değil, sözün toplumda bıraktığı iz.

Algılar bu kadar keskinleşmişken, siyasetçi de algıyı doğuracak cümlelerden kaçınmalı.

Açıkçası bu olay bize bir kez daha şunu gösteriyor.

Türkiye’de bugün sorun, kimin ne kadar iyi olduğu değil; kimin, neyi, ne zaman ve kimin önünde söylediği.

Ve bazen en iyi insanlar bile, yanlış bir cümleyle en savunmasız noktada kalabilir.

Çünkü algı çağında yaşıyoruz.

Ve bu çağda, kelimeler yüklerinden daha ağır.

Aman dikkat…