İran'dan Dönüş: Sahadaki Hissiyat ve Masadaki Fikirler

Adem Metan
Adem Metan

Herkese merhaba

Umarım iyisinizdir.

Ben, geçen yazımda da bahsettiğim üzere İran’dan döndüm.

Fiziken değil, psikolojik olarak kendimi tam toparlayabilmiş değilim.

"Madem öyleydi, niye gittin?" diyecek olanlar çıkacaktır; o yüzden çok uzatmıyorum.

Ama şunu söylemeden geçemem…

Gece, bomba sesleriyle uyumakla uyanık kalmak arasında sıkışıp kalmak…

Bu, insanın zihninde tarif etmesi zor bir gerilim yaratıyor.

Korkunun süreklileştiği bir yerde, uykunun bile bir lüks haline gelmesi insanı içten içe tüketiyor.

O yüzden Türkiye’ye dönüp kendi evimde, sessiz bir gecede, bölünmeden uyuyabilmek…

Bu basit gibi görünen şey, benim için tarifsiz bir huzur ve mutluluk.

Bunu özellikle not düşmek istedim.

Dün akşam ise bambaşka bir atmosferdeydim.

Enstitü Sosyal’in bir diğer ayağı olan Enstitü Dijital’in tanıtım toplantısına katıldım.

"Türkiye’nin Düşünce Ekranı" mottosuyla hayata geçirilen bu platformun, sosyal bilimler alanında bir çıkış arayışının ürünü olduğu açıkça hissediliyordu.

Toplantıda bulunan NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Esra Albayrak’ın da ifade ettiği gibi mesele sadece bilgi üretmek değil; o bilginin gerçek bir ihtiyaca temas etmesi ve topluma mal edilmesi.

Gözlemlerimi paylaşayım.

Birincisi, toplantının hedef kitlesi oldukça netti.

Akademik dünyadan isimler, bu alanda çalışan araştırmacılar ve öğrenciler ağırlıktaydı.

Yani, rastgele bir kalabalık değildi.

Belirli bir fikri zemini olan, meseleye kafa yoran bir topluluk vardı.

Ben, Enstitü Sosyal’i uzun zamandır sosyal medyada görüyordum ama açıkçası ilk defa bu kadar yakından temas etme fırsatı buldum.

Öncesinde çok derin bir fikrim yoktu.

Fakat Enstitü Dijital tarafında gördüğüm çalışmalar, beni etkiledi.

Peki neden?

Çünkü sosyal bilimler üzerine yapılan tespitler sadece teorik değil; aynı zamanda yerinde ve güncel.

Daha da önemlisi, bu tespitler havada kalmıyor.

Beraberinde çözüm önerileri de sunuluyor.

Yani meseleye teşhis koymakla yetinmeyip tedavi öneren bir yaklaşım var.

Bu da projeyi olgun ve ayakları yere basan bir noktaya taşıyor.

Bana, İran’dan yeni dönmüş biri olarak, doğal şekilde en çok o taraf soruldu.

Ayaküstü sohbetlerde herkesin merakı aynıydı: İran’da neler oluyor?

Kısa kısa anlattım.

Herkesin zihninde bir İran vardı ama sahadaki hissiyatın bambaşka olduğunu söyleyebilirim.

Toplantıda dikkat çeken isimler de vardı.

Berat Albayrak, Esra Albayrak’ı yalnız bırakmayan isimlerden biriydi.

Davut Gül de oradaydı.

Bir parantez açayım…

Esra Albayrak’ın konuşma tarzı dikkat çekiciydi.

Net, anlaşılır ve kendinden emin.

Aslında Esra Hanım’ı dinlerken şunu düşündüm.

Bu ailede insanlar, kendini ifade etme konusunda belirgin bir yetkinliğe sahip.

Lafı dolandırmadan, meramını doğrudan anlatabilen bir dil bu.