NEREDE O BAYRAMLAR?
Haftanın son günü ve bir bayram sabahından herkese merhaba.
Öncelikle hepinizin bayramını tebrik ederim.
Ben, bayramlarda çok sevinmekle birlikte aynı zamanda hayıflananlardanım…
Çünkü bayram denince, bir zamanlar aklımıza sadece tatil gelmezdi…
Bir telaş gelirdi.
Tatlı bir hazırlık, içimizi ısıtan bir heyecan, kapı önlerinde yankılanan çocuk sesleri, sabahın erken saatlerinde ütülenmiş kıyafetler, mis gibi kolonya kokusu, mutfaktan yükselen kahvaltı ve büyüklerin ellerine uzanan küçük eller…
Ama şimdi bir bakıyorsun…
Bayram demek tatil demek oldu.
Elbette, herkesin kendi tercihi ama ben bayram geleneklerinin korunması taraftarıyım.
“Nerede o eski bayramlar?” cümlesi, bugün neredeyse herkesin dilinde.
Belki gerçekten de eski bayramların ruhu biraz eksildi.
Çünkü artık bayram sabahları daha sessiz.
Aile sofraları daha kalabalık görünse de insanlar, bazen birbirine daha uzak.
Bugün bayram, aceleyle yetişilmeye çalışılan planların içinde sıkışıp kalıyor.
Böyle bırakmayalım arkadaşlar…
Gelin bu bayram, eski bayramları aratmayalım.
Bayramın özünü hala koruyabiliriz.
Bir telefonu bırakıp yüz yüze konuşarak…
Bir gönül alarak…
Bir büyüğün kapısını çalarak…
Bir çocuğun yüzünü güldürerek…
Tabii bayram demişken trafiği de işin içine katmazsak olmaz.
Maalesef her bayram, aynı zamanda pek çok trafik kazası yaşanıyor.
Aman bayram sevinci, bir dikkatsizlikle hüzne dönüşmesin…
Bir anlık hız…
Bir dalgınlık…
Bir telefon ekranına bakma hatası…
Bir “nasıl olsa yetişirim” düşüncesi…
Ve sonra bir ailenin bayramı, ömür boyu dinmeyecek bir acıya dönüşebiliyor.
Hız yapmak, size birkaç dakika kazandırabilir.
Ama dikkatsizlik, bazen bir ömrü alıp götürür.
Bu yüzden…
Emniyet kemerinizi takın.
Hız sınırına uyun.
Yorgun yola çıkmayın.
Telefonu elinizden bırakın.
Çünkü bayramın en güzel hediyesi, sevdiklerinizle sağ salim aynı sofrada oturabilmektir.
Herkese, eskilerin tadında güzel bir bayram dilerim…