Türk futbolu uçurumun kenarında
Politik gündemimiz yeterince karışık değilmiş gibi…
Bu hafta futbol gündemimiz de tam anlamıyla sarsıldı.
İbrahim Hacıosmanoğlu’nun yaptığı açıklamalar…
Adeta futbolun kalbine atılmış bir el bombası etkisi yarattı.
Hacıosmanoğlu, 517 aktif hakemin 371’nin bahis hesabı olduğunu, bunlardan 7’sinin üst klasman hakemi olduğunu açıkladı.
Yani doğrudan Süper Lig ve 1. Lig düzeyinde görev yapan isimlerden bahsediyoruz.
Bu iddia, Türk futbolunun temellerini sarsacak kadar ciddi.
Karşımızda sadece bir etik kriz değil, futbolun meşruiyetini tehdit eden bir skandal var.
Hacıosmanoğlu’nun açıklamalarının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu konuyla ilgili 2025 Nisan ayında bir soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Peki, bu soruşturma varken, bu hakemlerin isimlerini TFF ve MHK bilmiyor muydu?
Eğer biliyorlarsa, neden bu isimlere görev verildi?
Üstelik üst klasman hakemlerinden hiçbiri bu sezon dinlendirilmedi, hepsi görev aldı.
Yani iddianamede adı geçen bazı hakemler, belki de geçtiğimiz haftalarda yine Süper Lig maçlarında düdük çaldı.
Bu durum, yalnızca bir etik sorun değil…
Türk futbolunun güvenilirliğini yerle bir eden bir krizdir.
Eğer Hacıosmanoğlu böyle bir açıklama yapıyorsa, bu iddiaların ardından isimlerin kamuoyuyla paylaşılması gerekiyordu.
Aksi halde, bugün olduğu gibi, bütün hakem camiası zan altında kalır.
İşini düzgün yapan dürüst hakemler de şu an zan altında.
Bu durum, sahaya çıkan her hakemi potansiyel bir şüpheli haline getiriyor.
Böyle bir ortamda kim, nasıl hakemlere güvenecek?
En ufak bir hakem hatasındaki tartışmaları düşünebiliyor musunuz?
Hakem isimlerinin açıklanmamasına eğer soruşturma gizliliği gerekçe gösteriliyorsa o halde ligler ertelenmeliydi.
Çünkü bu şartlarda hiçbir takım, hiçbir taraftar sportif gerçeklikten emin olamaz.
Bu skandalın bir diğer boyutu da uluslararası alanda karşımıza çıkabilir.
UEFA, bu süreçten sonra Türk futbolunda güven ortamı kalmadı derse…
Ne olacak?
Buna itiraz edebilecek durumda mıyız?
Ne yazık ki hayır…
Türk hakemlerinin uluslararası arenada maç yönetmesini geçtim.
Zaten Cüneyt Çakır’dan bu yana dünya çapında hakem çıkaramıyoruz.
Ama…
Artık, Türk takımlarının Avrupa kupalarına katılımı bile sorgulanabilir hale gelebilir.
Bu kriz doğru yönetilmezse, sadece itibarı değil, futbolumuzun geleceğini de kaybedebiliriz.
Yabancı yıldızlar böyle bir ortamda oynamak istemez.
Zaten son yıllarda ilgisini kaybeden taraftar, iyice futboldan uzaklaşır.
Boş tribünler, güvensiz bir lig ve kaotik bir spor medyası…
İşte bizi bekleyen tablo bu.
İbrahim Hacıosmanoğlu elini taşın altına koydu.
Ve belki de bir ‘Temiz eller operasyonu’ başlattı.
Ancak bu süreç şeffaflıkla, hassasiyetle ve toplumu ikna edecek bir ciddiyetle yönetilmezse…
Türk futbolu uzun yıllar ayağa kalkamaz.
Bu noktadan sonra herkesin sorumluluğu var
TFF’nin, MHK’nın, hakemlerin, kulüplerin ve medyanın...
Çünkü bir kez güven kayboldu mu, hiçbir VAR kararı, hiçbir açıklama o güveni geri getiremez.
Ve biz bu uçurumun tam kenarındayız. Tutunabilecek miyiz yoksa uçurumdan yuvarlanacak mıyız bunu süreç gösterecek.