Türkiye için elini taşın altına koyanlar
Herkese güzel bir gün diliyorum.
Yazım vesilesiyle cumanızı tebrik ederim.
Umarım, bugün aklınızdan, kalbimizden geçen tüm dualar kabul olur.
Özellike son dönemde yaşadığım pek çok hadise, beni duanın gücüne bir kez daha inandırdı.
Her zaman bu inancım çok yüksekti ancak bu süreçte açıkçası dualara daha fazla tutunur oldum.
Allah hepimizin hastalarına şifa versin.Yazıma bugün, böyle bir girizgah yapmak istedim.
Gelelim sizinle paylaşmak istediklerime…
TRABZONSPOR İÇİN ACİL KAN
Bu hafta benim için oldukça yoğun geçti.
Önce Gaziantep’e gidip Türkiye Kupası final maçını izledim .
Tabii her tarafta müthiş bir coşku…
Bir yanda Trabzonspor taraftarları, diğer tarafta Galatasaray camiası.
Muazzam bir coşku.
Maç da bir o kadar hareketli.
Hakem hataları, teknik konular tartışılabilir elbette.
Galatasaray bu oyunla bizi çok farklı mağlup edebilirdi.
Neyseki maç 3-0’da tamamlandı.
Belki bunu sosyal medyada çok yansıtmıyorum ama hayatını Trabzonspor’a adamış biri olarak oyun benim için tam bir hayal kırıklığı oldu.
Ne oynanan oyun prensibinden…
Ne mücadeleden…
Ne de sahada olan bitenden…
Hiçbir şey anlamadım.
Sitem etmiyorum ama muazzam bir hayal kırıklığı yaşıyorum.
Ne yönetimi istifaya çağırıyorum ne de Fatih Tekke’ye kızıyorum.
Sadece oraya kilometreleri aşıp çok uzak yollardan gelen taraftara üzülüyorum.
Taraftarla birlikte hemhal olup birlikte gözyaşı döktük.
İnanın çok üzgünüm, bu takım çok daha iyisini hak ediyor.
Eksiklerin bir an önce giderilip ona göre aksiyon alınması gerekiyor.
Yetkililerin bu sesi duyması lazım: Artık maç bitiminde ışığı erken kapatan takım taraftarı olmak istemiyoruz.
BİR BÜYÜK HAKSIZLIK
Madem futbolla başladık, futbolla devam edelim.
Son günlerde…
Özellike Fenerbahçe’ye yakın bazı sosyal medya hesapları, Bilal Erdoğan’ın Fenerbahçe başkan adaylığı ile ilgili iddiaları dolaşıma sokuyor.
Dürüstlük her yerde bittiği gibi burada da sizlere ömür.
Bu, aslında sosyal medyada artık olguların algıları yendiği dönemin en net fotoğrafı.
Üzücü…
Çünkü hiç böyle bir gündem söz konusu değilken…
Hiç böyle bir gündem maddesi yokken…
Hatta muhataplarının aklının ucundan bile geçmezken…
Fenerbahçe’ye yakın bu hesaplar, Bilal Erdoğan’ı el altından bu iddia üzerine vurmaya çalışıyor.
Tablo açık ve net…
Bilal Erdoğan’ı linç ettirerek bir Ali Koç sempatisi oluşturulmaya çalışılıyor.
Çok ilginç..
Bu aslında Ali Koç aleyhine de bir durum.
Çünkü Bilal Erdoğan üzerinden bir Ali Koç sempatisi oluşturulmaya çalışılıyor.
Kendisi her şeyden önce saygın bir iş insanı ve Türkiye’nin köklü kulüplerden birinin de başkanı.
Ali Bey’in de böyle bir tablo içerisinde yer almak istemediğine eminim.
Burada bence Ali Bey’e çok iş düşüyor.
Sayın Koç sahneye çıkıp “Yahu durun ne yapıyorsunuz?” demeli.
Arkadaşlar akıl var mantık var.
Böyle bir durum söz konusu olabilir mi?
Görüştüğüm bazı kaynaklardan da benim düşüncemi destekleyen açıklamalar aldım.
Ki Bilal Bey…
Eğitimden sanata, geleneksel spordan kültüre Türkiye’nin gençleri için kafa yorarken; kendisini böylesi ithamlarla sosyal medyanın önüne atmak
Büyük haksızlık.
Yapmayın…
MUTLULUK TIR’I İLE YOLCULUK
Geleneksel spor dalları federasyonunun tırı Türkiye’yi dolaşıyor.
Diyarbakır, Elazığ, Adıyaman, Malatya…
Deprem bölgeleri başta olmak üzere çocuklara okul bahçelerinde etkinlikler düzenleniyor.
Yazının başından bahsettim; Gaziantep’teydim.
Oradan da Diyarbakır’a geçtim.
Gidip yerinde gördüm.
Tek kelime ile muhteşem!
Tek kelime ile harika…
Bu çocukların kendi kültürlerindeki oyunları bilmeleri, öğrenmeleri, eşlik etmeleri muazzam.
Bir baba olarak bu da beni açıkçası oldukça mutlu etti.
TÜRKİYE İÇİN ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYANLAR
Müsaadenizle yazıyı bugün bir not ile kapatmak istiyorum.
Bazen kendimizi gündemin yoğun akışına o kadar kaptırıyoruz ki…
Hızlı ve anlık haber akışı arasında güzel hadiseleri ne yazık ki ıskalıyoruz.
Çok değil bundan 10 sene önce…
Yurt dışında yaşayan pek çok insan, Türkiye’yi Antalya’dan ibaret zannediyordu.
Hatta yurt dışına yerleşen Türklerde de genel kanı buydu.
Türkiye, yazın tatil yapacaklar için vazgeçilmez bir rotaydı sadece.
Ancak artık bir çoğu, geri dönüş seçenekleri arasında Türkiye’yi de tutuyor.
Şimdi yeni bir şey öğrendim.
Çok kıymet verdiğim bir dostum heyecanla anlatırken dinledim.
Bizim hiç haberimizin olmadığı sessiz bir devrimden bahsedeyim size.
Örneğin; her yıl, yurt dışında üniversitelerde okuyan öğrenciler Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın (YTB) marifetiyle Türkiye’deki kurumlara staj yapmaları için getiriliyor.
Bu öğrenciler, üniversite eğitimleri sürerken Türkiye’ye gelip TOGG, ASELSAN, BAYRAKTAR gibi göğsümüzü kabartan kurumlarda çalışmalarda bulunuyor.
Ülkesindeki değişimi bir yandan da masada deneyimleme fırsatı buluyor.
Ve bu çalışmalar, yurt dışında yaşan Türk öğrencilerin kariyer planlamasına da doğrudan etki ediyor.
Arada kaynayıp gitsin istemem.
Ülkemiz için bu denli güzel çalışmalar yürüten Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın yaptığı çalışmalara lütfen bir bakın.
Bu ülke için elini taşın altına koyan herkes baş tacıdır.
Buradan hem eğitime bu kadar destek veren hem de Türkiye’nin tanıtımına bu denli katkı sunan YTB’yi tebrik etmek isterim
Var olsunlar…