Bilim İnsanı Delirtmece

Cüneyt İnay
Cüneyt İnay

Türkiye’de ekrana çıkmaya razı ettiğimiz bilim insanını delirtiyoruz. Buna ata sporumuz diyebiliriz çünkü uzun zamandır bu sporu yapıyoruz. Bilim insanları çeşitli dönemlerde çeşitli olaylar neticesine gündeme gelir ve ekrana çıkar. Bir kez çıktığında sorun yok ama ikinci kez çıkarsa iş bitmiştir. Kendisini soru manyağı yaparak çizgisinden çıkartırız.

Televizyon ekranı nice koç yiğidi heder etmiştir. Bilim insanlarının uzmanı olduğu konu vardır. Kimyadır, jeolojidir, genetiktir, tarihtir… Fakat biz günün sonunda o kadar çok soru sorarız ki adamın titri erir gider. Bilim insanları da ekranda buna önce gerçekten sinirlenir. Sadece uzmanlıkları çerçevesinde soru ister ve bu çerçevede konuşmaya gayret ederler.

Ama biz durur muyuz? Pes eder miyiz? Her çeşit arama motorunun, her çeşit yapay zekanın olduğu şu günlerde bile hemen her şeyi ekrandaki bilim insanlarına sorarız. Gelen soru tufanı karşısında bilim insanları da bir noktadan sonra dayanamaz. Bir genetik mühendisine gömleği pantolonun içine koymalı mıyız diye soruyoruz, tarihçiye sarışın kız mı esmer kız mı diye soruyoruz, genetik mühendisine zekâtı kime verelim diye soruyoruz. Artık onlar da yaylım sorulara dayanamıyor ve cevap veriyor, o soruya nasıl geldiklerini unutuyorlar, bilim insanlarına ekranda sorgulamayı unutturuyoruz.

Jeoloji mühendisine parayı nereye yatıralım diye soruyoruz. Oysa biz nereye yatalım diye sormamız gerekiyor, fay üstüne denk gelmeyelim, bize yer bilgisi ver, paramıza yön verme, diyemiyoruz. Onlar da artık her şeye cevap veriyor. Hatta artık soru da beklemiyorlar, ekonomi profesörü çıkıp askerde nöbetten nasıl kaytarılır onu anlatıyor.

Bütün programların sonunda da “değerli hocamıza hoş sohbeti için teşekkür ediyoruz” deyip kapatıyorlar. Yahu bilim insanları niye çıkıp hoş sohbet ediyor?.. Bunu eskiden şovmenler yapardı, hala da onların yapması gerekiyor ama şovmenler de artık kanaat önderi oldu, çıkıp sürekli akıl fikir veriyorlar.

Dedim ya bu yeni değil. Biz bu işe eskiden beri meftunmuşuz. Geçenlerde değerli hocamız Oktay Sinanoğlu’nun eski bir videosu düştü önüme. Kendisi çok değerli ve dünya çapında bir Türk bilim insanıdır. Kendisinin majör alanı kimyadır. Fakat hocamız videoda dünya ekonomisi üzerine konuşuyor. Hem de yanlış bilgi ve haliyle yanlış saptamalarla.

Diyor ki hocamız “Amerika 10 yıldır Çin’in verdiği borç ile ayakta duruyor”… Çok yanlış bir çıkarım. Bir ülke diğerine borç veriyorsa bu borç verilen ülkenin ekonomisinin iyi olduğuna delalettir. ABD ve Çin arasında tüm ülkelerde olduğu gibi tahvil alımı vardır, dünyada en çok rağbet de ABD tahvillerinedir, çünkü ekonomisi en güçlü ülkedir.

ABD tüm ideolojiler için farklı anlam ifade eder, çünkü ideoloji bir süzgeçtir, süzgeçten geçen her bilgi meşrebine göre yorumlanır. Böylece temiz bir bilgiye ulaşılamaz. Devletler bazında ise durum farklıdır, devletin ideolojisi yoktur, tek ideoloji ulusal çıkardır. Bu yüzden devletler kendi aralarında ideolojist denklemler kurmaz.

Bunun en büyük örneği 1956 – 1957 Süveyş Kanalı Krizi’dir. İngiltere ve Fransa; İsrail’i gaza getirip Mısır’ın üstüne saldı ve üç ahbap çavuş “Süveyş Kanalı artık bizim kontrolümüzde” diye dünyaya ilan ettiler. O dönem Soğuk Savaş’ın en zirve dönemlerinden. ABD ve Sovyet Rusya birbirlerine portrelerde bile tahammül edemiyor, nefret ediyor… Üç ahbap çavuş da tabi ki hamileri olan ABD’ye güveniyor.

Fakat çıkarlar aynı olunca siyasi çatışmalar rafa kalkıyor. ABD ve Sovyet Rusya, üç ahbap çavuşa; çıkın kanaldan diyor, terk edin ve Mısır’a kontrolü devredin… Önce direniyorlar erkekliğe leke sürdürmüyorlar ama sonra Sovyet Rusya mühlet veriyor ve diyor ki “çıkmazsanız Londra ve Paris’e nükleeri salarım ha”… Tabi hemen ABD’ye dönüp el açıyorlar “aman abi nükleer diyor Moskof”… ABD’nin ise tavrı net “çıkmazsanız kafanıza nükleeri yersiniz”… İsrail, Fransa ve İngiltere paşa paşa çıkıyorlar kanaldan.

Oktay Sinanoğlu hocamıza da zamanında her şeyi sorduk. Cevabını alana kadar sorduk, sonra hocam bir yerden sonra pes etti ve cevap verdi. Sonra baktılar sorular kesildi hocam cevap vermeye devam etti. Kendisini de bu hale getiren televizyon ekranları.

Hep diyorlar ya Aziz Sancar hocamız gelse de Türkiye’de bilim yapsa. Gelse de hemen ekrana çıkarıp adama her şeyi sorsanız dimi. Bakın vallahi çok sürmez; Nobel Ödüllü değerli hocamız 2 yıl içinde ekranda bize salçalı tost tarifi vermeye başlar.