İsrail'i kınayan sesler arttı
Dünyada İsrail'i kınayan seslerin giderek arttığını daha fazla görmeye başladık.
Bu gelişmenin nedenini kendime "Kıyımın duracağına artık inancın kalmaması" şeklinde açıklıyorum.
Kimsenin beklemediği, "şimdi biter herhalde" dediği, ama bitmek bilmeyen ve sabırları taşıran bir süreç yaşanıyor.
Savaşın sonunda kazananın olmayacağı bir saldırı çeşidi bu.
Gazze'de yaşamını yitirenler, açlıktan hayat hakkını kaybeden bebekler, onların acılı aileleri... Kanla sulanan topraklar, bundan sonra Filistinlilerin dışında kimi bağrına basabilir ki...
Ki o insanlar en başından beri topraklarını terk etmediler.
Dünya, topraklarını terk etmeden direnen, gövdelerini topraklarına siper eden bir halkla tanıştı.
Öte yandan, Gazze'de yaşanan bir anlaşmazlık değil.
Gazze'de dünyada bugüne kadar tarifi yapılmamış, acımasız bir soykırım yaşanıyor.
Her şey insanlık dışı seyrediyor.
Bakıyorum da bize çocukluğumuzda anlatılan "savaşın da bir namusu olduğu" ana fikrinden çok uzak.
İsrail, daha saldırısının ilk gününden, savaşan iki tarafta okullara, hastanelere, ibadethanelere saldırılmaması kuralını hiçe saydı.
Sivilleri öldürürken, 10 aylık bebek için "onlar terörist" dedi.
Suyunu kesti, yemeğini kesti, ilacını kesti, enerjisiz bıraktı...
Sınır duvarının yanında mangal yakıp, diğer tarafta ellerinde boş tencelerle çorba kuyruğundaki çocuklara işkence ettiler.
Ramazan demedi, bayram demedi...
Peki Musevilik'te de insan sevgisi yok mu? Bunu yaparak, Hz. Musa'nın da kalbini kırmıyorlar mı?
Bugün İsrail, yaptıklarıyla bütün kainatın ruhunu incitiyor...
Ne kadar ekonomik zenginlikleri olursa olsun, ne kadar gelişmiş olurlarsa olsunlar aslında yüreklerde, beyinlerde ve hafızalarda onlar kaybetti.
Gazze'de tek bir Filistinli bırakmasalar da onlar kayıpta. Çünkü insanlıktan çıktılar.