14 Mayıs demokrasi bayramı ilan edilsin

Mustafa Armağan
Mustafa Armağan

“Cumhuriyet 14 Mayıs 1950 tarihinde başlamıştır.”

Demokrat Parti, 14 Mayıs 1950’de yapılan ilk hür ve adli güvenceli seçimde yüzde 54 oyla iktidara gelmişti. İşin ilginç yanı, DP milletvekili ünlü romancı Halide Edip Adıvar, 14 Mayıs gününün “Demokrasi Bayramı” ilan edilmesi için TBMM’ye önerge verenler arasındaydı. Gerçi önerge o tarihte kabul edilmedi ama yeniden verilmesinin önünde bir engel bulunmuyor.

1925’ten 1946’ya kadar siyaset sahnesinde tek parti egemenliği vardı: CHP. Tek parti mevcut olunca tabiatıyla seçimler de göstermelikti.

İlk çok partili seçim 1946’da yapıldı ama iktidar partisi hileyle oylara el koydu. Yüksek Seçim Kurulu tesis edildikten sonraki ilk seçim 14 Mayıs 1950’de yapılabildi ve o gün Demokrat Parti, yüzde 53’e yakın bir oy oranıyla Türkiye’nin çehresini değiştirecek 10 yıllık iktidarına başladı. Asıl önemlisi, bu sonucun, çoğu tek partiyle geçen 27 yıllık CHP istibdadını sandıkta yıkmasıydı.

14 Mayıs bir haysiyet mücadelesiydi. İnsan yerine konulmayan bir halkın insan haysiyetine yaraşır bir düzen arayışının zirve noktasıydı.

14 Mayıs’ta on yıllardır baskı altında tutulan halk şuuru harekete geçmiş ve devam etmekte olan baskı ve yoksulluk karşısında büyük isyanını ortaya koymuştu. Devrin şahitlerinden birinin ağzından dinleyelim o günün hikâyesini:

“14 Mayıs’ta harekete geçen irade, basiret, iz’an ve ihlas kalıcı eserlerini de vermiştir. Bu topraklarda göze görünen ve ümran manzarası arz eden ne varsa ya 14 Mayıs’ın fiilen tahakkuk ettirdiği (gerçekleştirdiği) eserdir veya onun tasavvurları üzerine kurulmuştur.” (Şaban Karataş, “Şeflikten demokrasiye 14 Mayıs”, Tercüman, 16 Mayıs 1986)

Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurucusu ve ilk genel başkanı Alparslan Türkeş ise Tek Parti devrini anlatırken şunları diyecekti:

“Türkiye’de Türk olmak ve Türkçülükten bahsetmek bile korkulacak bir hâl olmuştu. Tanrıya şükürler olsun ki, 14 Mayıs 1950’de Türk milletinin vermiş olduğu şanlı bir kararla, MEŞ’UM TEK PARTİ ZİHNİYETİ YIKILMIŞ ve Türkçülüğün ufku yeniden aydınlanmıştır.”

Halide Edip Amerikancıydı, Alparslan Türkeş Türkçü. Her ikisi de 14 Mayıs’ın kıymeti üzerinde anlaşmıştı. Tabii Türkçülüğün Ziya Gökalp ve Rıza Nur’dan sonraki en büyük isimlerinden Nihal Atsız da 14 Mayıs’ın kadrini bilecek kadar çile çekmişti Tek Parti istibdadında. Şunları yazmasının sebebi, sadece kendi çektikleri değil, milletin yaşadığı ızdıraplardır:

“Türkiye Cumhuriyeti 1950 Mayıs'ında kurulmuştur. Ondan önceki 1923-1950 çağı gayrı meşru ve müstebit bir diktatörlük zamanıdır. Diktatörlüğü yapan Halk Partisi, bilhassa onun ileri gelenleridir.” (Orkun, 1 Aralık 1950)

Peki Milliyet’in kurucusu ve sahibi Ali Naci Karacan’ın 14 Mayıs 1952’de kendi gazetesinde kaleme aldığı şu satırlara ne dersiniz:

“Bugün 14 Mayıs’tır. 14 Mayıs demek Türk milletinin bütün tarihinde ilk defa olarak doğrudan doğruya millî hakimiyetine gerçekten sahip olmağa başladığı gün demektir. Onun içindir ki, 14 Mayıs’ın milletimiz için ehemmiyeti, Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı 19 Mayıs’tan, Kurtuluş Savaşının zaferle neticelendiği günün tarihi olan 9 Eylül’den, Osmanlı İmparatorluğu'nun tasfiye edilerek yeni Türkiye devletinin siyasî ve hukukî temellerinin atılma tarihi olan 24 Temmuz’dan [Lozan Antlaşması’ndan], nihayet Cumhuriyetin ilân tarihi olan 29 Ekim’den, şimdi hâtırımıza gelen ve gelmeyen ve her biri milletimizin hayatında ayrı ayrı merhaleler vücuda getiren vakıaların hepsinden daha mühimdir. (…) Cumhuriyetin kurulması, ancak 14 Mayıs’ın ifade ettiği millî hâkimiyet idealinin gerçekten gerçekleşmiş olmasıyla bir mâna ve kıymet iktisap eylemiştir [kazanmıştır]. 14 Mayıs, Türk milletinin Tanzimat-ı Hayriye’den beri giriştiği garplılaşma [batılılaşma] hareketinin, akim [sonuçsuz] kalan çeşitli teşebbüsler ve denemelerden sonra milletçe asıl hedefine ulaştırıldığı tarihtir.”

Bütün bunları okuduktan sonra Halide Edip’in “14 Mayıs demokrasi bayramı olsun” önergesine evet dememek mümkün mü?