Ensonhaber Ensonhaber
Ara Canlı TV
Üyelik
  • SON DAKİKA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • ESH SPOR
  • DÜNYA
  • MAGAZİN
  • TEKNOLOJİ
  • RESMİ İLANLAR
Ensonhaber Ensonhaber
Son Dakika Arama
Kategoriler
  • Gündem
  • Yazarlar
  • Dünya
  • Ekonomi
  • ESH Spor
  • Magazin
  • Teknoloji
  • Sağlık
  • Otomobil
  • Emlak
  • Politika
  • 3. Sayfa
  • Eğitim
  • İç Haber
  • Kültür Sanat
  • Medya
  • Yaşam
  • Tarih
Servisler
  • Canlı TV
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Biyografiler
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
Uygulama
App Store Google Play
© 2026 Ensonhaber A.Ş. Tüm Hakları Saklıdır
Anasayfa Yazarlar Mustafa Armağan
29.11.2024 09:50

Solcu Aziz Nesin bütün kitaplarını neden Arap harfleriyle yazmış?

Mustafa Armağan
Mustafa Armağan @mustafarmagan

Aziz Nesin’in ömrünün sonuna kadar yazı ve kitaplarını Arap harfleriyle yazdığını bilmez çoğumuz. Hatta solcu olduğu için bu “irticaî zaafı” ona yakıştırmak istemeyenler bile çıkar. Ne var ki hakikat arzularımıza ram olduğu zaman ortaya çıkan şey tarih değil, komedidir.

Hem Osmanlı tarihçiliğini dünyaya kabul ettiren Halil İnalcık da “Yazılarımı hep eski Türkçe yazarım, daha hızlı yazabiliyorum” (Tarihçilerin Kutbu, 2005, s. 131) diyerek bu gerçeği dile getirmemiş miydi?

Aynı şekilde İstiklal Marşımızın şairi Mehmed Akif’in bütün şiirlerini Arap alfabesiyle yazdığını, Adnan Menderes’in ölümünden önce yazdığı notta eski harfleri tercih ettiğini, hatta Çankaya adlı kitabının 1969’daki yeni baskısının tashihini Arap harfleriyle yaptığını bildiğimiz Falih Rıfkı Atay’ın tercihinin de Latin alfabesini olmadığını biliyoruz.

Düşünün, Kemalistliği nişan-ı zişan gibi göğsünde şerefle taşıyan Falih Rıfkı Arap harflerinin Türkçeye uymadığını ve bizi geriliğe mahkûm ettiğini yazmaktan dili damağı kurumuştur ama kitabının tashihini düşmanlık ettiği harflerle yapmıştır.

Böylece asırlık bir yalan yerle bir olmaktadır: Arap alfabesi kesinlikle zor değildi, hatta yazılması Latin alfabesinden çok daha kolay ve hızlıydı.

Bu aslında Osmanlı devrinde doğmuş ve hiç değilse eğitiminin ilkokula kadarki kısmını Arap elifbasıyla almış nesillerin Harf Devrimi’nden sonra da resmi yazışmalar haricindeki yazılarını eski harflerle kaleme aldığını gösterir.

Cumhuriyet devrinde bir benzerini yetiştiremediğimiz büyük edebiyatçılar neslinin zihni Arap harfleriyle şekillenmiş ve eski yazı alışkanlıklarını ölünceye kadar muhafaza etmişlerdi.

Şaşıracaksınız belki ama bunlardan biri Necip Fazıl ise diğeri Aziz Nesin’dir. Biri İslamî kesimin Üstad’ı, diğeri Sol kesimin ağır topu. Dünya görüşleri birbirine taban tabana zıt olduğu halde birbirlerini bizim onlardan birini anladığımızdan daha iyi anlayabiliyorlardı.

Her ikisi de Osmanlı zamanında doğmuştu da ondan. Cumhuriyetin ilanında Necip Fazıl 19, Aziz Nesin 8 yaşındaydı. Harf İnkılabının yapıldığı 1928 yılında ise Necip Fazıl’ın yaşı 26’ya, Aziz Nesin’inki ise 13’e varmıştı. Dolayısıyla her ikisi de Arap harfleriyle eğitim görmüştü.

Necip Fazıl ile Aziz Nesin birbirlerine takılıyor ve birazdan okuyacağımız gibi mektup da yazıyorlardı. Aziz Nesin Vakfı’nda Necip Fazıl’ın bir kitabını imzalarken Zübük yazarına şöyle hitap ettiğini öğrenmiştik:

“Aziz, Nesin? 25/6/62”

Üstadın kelam maharetiydi bu ama Aziz Nesin’in kendisine yazdığı mektubu aralarındaki samimiyetin ideolojik olarak farklılaşmalarından sonra da medenice devam ettiğini gösterir.

Tarih 5 Aralık 1980’dir, yani 12 Eylül darbesinden üç kadar sonra kaleme alınmıştır. “Üstad” diye başlayan, Kültür Bakanlığı’ndan aldığı büyük ödülü tebrik eden ve “Neslihan Hanıma lütfen saygılarımı bildiriniz. Her zaman dostlukla” diye biten mektup Nesin Vakfı’nın Çatalca’daki merkezinden yazılmıştır. Okumak isteyenler buyursun: https://www.nfk.com.tr/mektup-telgraf-not/mektup-2

Aziz Nesin’in başka birine yazdığı 1986 tarihli yine Arap harfli mektubunu ise ilk kez Nisan 2015 tarihli Derin Tarih dergisinde yayınlamıştım.

Öte yandan Aziz Nesin yalnız Osmanlıca bilmekle kalmıyordu. Çocukluğunda hafızlığa çalışmıştı. Yazımızı Bursa sürgünündeki traji-komik bir hatırasıyla bitirelim:

Sürgün olduğundan kimse kendisine iş vermez, verenler de polisin müdahalesiyle işten çıkarır. Parasız, hatta aç kalmıştır. 1939 yılında “Padişahlık zamanında bile daha insaflıymışlar” diye yakınır Tek Parti idaresinden.

Bir kitapçının akıl vermesi üzerine bir dükkânın camına “Eski Türkçe ders verilir” diye bir yazı asar. İlk hafta 4 çocuk gelir. Derken umumi arzu üzerine Eski Türkçe yerine Kur’an dersine dönerler. “Vaktiyle hafız olmanın bir zaman gelip yararını göreceğimi hiç ummamıştım” diye yazar.

Her sabah Ulucami’de derslerini verir. Bu arada öğrenci sayısı 8’e çıkar. Durum gayet iyidir. Para da kazanmaktadır. “Sürgünden sonra da Bursa’da kalsam, bu Kuran dersi hiç de kötü iş değilmiş…” demeye başlamıştır ki öğrencilerin birdenbire ayağı kesilir. Sonradan öğrenir ki meğer bir öğrencinin babasına birileri Aziz Nesin’in komünist olduğunu anlatmış. Çocuklar anında toz olmuş tabii.

Daha Komünist Nazım Hikmet’in şiir kitaplarının tashihini Arap harfleriyle yaptığını yazacaktık ama bu haftalık “hayret makamı”ndan bu kadar.

Haftaya bakalım nasibimize ne çıkacak?

Mustafa Armağan - Tüm Yazıları

Diğer Yazarlar

Serkan Kalemciler Serkan Kalemciler Mekanın sahibi kim? Adem Metan Adem Metan Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak Cüneyt İnay Cüneyt İnay Batı Cephesi'nde yeni bir şey var Mustafa Armağan Mustafa Armağan Bandırma vapuru hurdaya atılmış, jilet yapılmıştı
Ensonhaber
Uygulama
App Store Google Play
Sosyal Medya
Haberler
  • Güncel Haberler
  • Spor Haberleri
  • Ekonomi Haberleri
  • Yaşam Haberleri
  • Dünya Haberleri
  • Tüm Haberler
Servisler
  • Canlı TV
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • RSS Servisleri
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Yayın İlkeleri
  • KVKK Politikası
  • Gizlilik Politikası

ensonhaber.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Ensonhaber Medya A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

© 2026 Ensonhaber Medya A.Ş. Tüm hakları saklıdır.