Sakin kalmak cesaret işi
Bir sabah uyanıyorsun telefonu eline alıyorsun. İlk yarım dakikada üç ayrı linç kampanyasıyla karşılaşıyorsun. Biri ünlü bir oyuncuya alçak diyor öteki bir gazeteciyi vatan haini ilan ediyor bir diğeri de mahalledeki bir kadının kıyafetini beğenmediği için namus davası açmış. Hepsi milyonlarca etkileşim almış.
Öfke artık Türkiye’nin en büyük sosyal medya yakıtı. En kötüsü de bu öfkenin organik olmaması. Sistemli bir şekilde beslendiğini fark ediyorsun.
Birkaç yıl önce troll dediğimiz şey bugün profesyonel bir sektör haline geldi. Hesaplar algoritmalar influencerlar ve hatta bazı medya kuruluşları öfkeyi körüklüyor. Çünkü öfke en çok tıklanmayı getiriyor. İnsan sakin bir haberi kaydırıp geçiyor ama bu ne rezalet diye bağıran bir başlığı görünce duruyor yorum yapıyor paylaşıyor sinirleniyor. Platformlar da bunu çok iyi biliyor. Öfke dikkat demek reklam geliri demek.
Dün bir arkadaşım artık hiçbir şeye normal tepki veremiyorum dedi. Haklı. Bir öğretmen öğrencisine not verdiği için linç ediliyor bir doktor yoğun bakımda hasta kaybettiği için katil ilan ediliyor bir genç sokakta güldüğü için saygısız diye hedef gösteriliyor. Herkesin bir suçu var ve o suç anında binlerce kişiye servis ediliyor.
En tehlikeli yanı öfkenin bulaşıcı olması. Bir süre bu akışa maruz kalınca sen de değişiyorsun. Eskiden belki bir yanlış anlaşılma vardır diye düşünürdün. Şimdi ilk tepkin saldırmak oluyor. Çünkü ortam öyle dayatıyor. Sakin kalan biraz bekleyelim diyen her iki tarafı da dinleyelim diyen kişi ya kafasız ya da taraf olmakla suçlanıyor.
Sosyal medya bizi birbirimize düşman etmek için muazzam bir araç haline geldi.
Farklı düşünenleri öteki ilan etme hemen öfke kusma hemen iptal etme refleksi artık kültürümüzün bir parçası olmaya başladı. Şimdi en ufak bir konuda birbirimizi yemeye hazırız.
Peki çözüm ne.
Bireysel olarak yapabileceğimiz en önemli şey o ilk öfke anında durmak. Bu konuda gerçekten bilgim var mı diye sormak. Bir paylaşımı beğenmeden ya da yoruma girmeden önce iki dakika beklemek. Çünkü o iki dakika algoritmanın seni öfke balonuna hapsetmesini engelliyor.
Kurumsal olarak platformların bu öfke ekonomisinden sorumlu tutulması lazım. Ama en önemlisi bizlerin bu tuzağa düşmemesi. Çünkü öfkeyle beslenen bir toplumda ne adalet kalır ne huzur ne de gerçek diyalog.
Bazen düşünüyorum. Belki de en radikal eylem sakin kalmak. Bir yorum yapmamak. Bir paylaşımı geçmek. Birine haklısın sinirlenmekte demek yerine biraz sakin olalım diyebilmek.
Öfke kolay. Sakinlik cesaret istiyor.
Sen hangisini seçeceksin.