Ensonhaber Ensonhaber
Ara Canlı TV
Üyelik
  • SON DAKİKA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • ESH SPOR
  • DÜNYA
  • MAGAZİN
  • TEKNOLOJİ
  • RESMİ İLANLAR
Ensonhaber Ensonhaber
Son Dakika Arama
Kategoriler
  • Gündem
  • Yazarlar
  • Dünya
  • Ekonomi
  • ESH Spor
  • Magazin
  • Teknoloji
  • Sağlık
  • Otomobil
  • Emlak
  • Politika
  • 3. Sayfa
  • Eğitim
  • İç Haber
  • Kültür Sanat
  • Medya
  • Yaşam
  • Tarih
Servisler
  • Canlı TV
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Biyografiler
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
Uygulama
App Store Google Play
© 2026 Ensonhaber A.Ş. Tüm Hakları Saklıdır
Anasayfa Yazarlar Sevda Türküsev
21.09.2026 15:38

Kadir İnanır’ın ardından kalan en ağır miras

Sevda Türküsev
Sevda Türküsev @sevdaturkusev

Bir insan öldüğünde gerçekten ne kalır geriye?

Bazen milyonlarca lira, evler, arsalar, mücevherler, banka hesapları…

Bazen filmler, fotoğraflar, şarkılar, ödüller…

Kadir İnanır’ın ölümünden sonra bıraktığı vasiyetin yankılarını izliyoruz. Kendisi evli olmadığı için vasiyetname yazmış. Ve başta Levent İnanır olmak üzere toplam 28 yeğeni, kanuni olarak mirasa hak kazanıyor. Fakat ortada bir vasiyetname olduğu için ve Kadir İnanır’ın avukatının yaptığı açıklamaya göre; maddi-manevi bütün mirasını Jülide Kural’a bırakmış. Bunu da iki şahit huzurunda ve sağlık raporuyla birlikte yapmış.

Fakat avukat açıklama yapmadan önce Kadir İnanır’ın yeğeni Levent İnanır’ın sözlerine baktığımızda, yeğenlere hiçbir şey bırakılmadığını anlamıştık.

Şimdi şuna gelmek istiyorum:

Görünen o ki; Kadir İnanır diğerlerine hiçbir şey bırakmamış, 27 yıllık hayat arkadaşı Jülide Kural’a her şeyini bırakmış.

Netice itibarıyle bu onun malı ve onun tercihi; yeğenleri de bu durumdan dolayı kırılmış olabilirler; o da insani bir durum.

Fakat Levent İnanır, birlikte hareket ettiği kuzenleri adına da konuşurken; şunları söyledi:

“Dayımın 68 yaşında da, 25 yaşında da yeğeni var. Abimin sigara içtiğini bilmez, dayımın yanında sigara bile içmedik. Bunun karşılığı bu mu olmalıydı?”

Yani dayılarına muazzam saygılı olduklarını söylüyor ve bunun karşılığının hiçbir şey bırakılmaması oluşunu reddediyor.

Buna karşılık olarak da dayısının iradesini doğru kullanamadığını iddia ediyorlar.

Ve ısrarla; vasiyette ne yazılırsa yazılsın; içerik ne olursa olsun, haklarını arayacaklarmış.

Ben sadece şunu garipsedim:

Dayınıza, bunca saygıyı ve hürmeti, ondan kalacak olan mal-mülkten dolayı mı gösterdiniz? Saygının ve hürmetin maddi karşılığı olmaması gerekirdi.

Bu arada Kadir İnanır belki de onlara göre haksızlık yaptı, belki gerçekten adaletli davranmadı ama bu Kadir İnanır’ın sorunu.

Adam öldükten sonra miras üzerinden saygı ve hürmeti ortaya koyup, bundan dolayı hak iddia etmek gerçekten hiç hoş bir şey değil.

Burada Kadir İnanır’ın, kendilerince ‘adaletsizliğini’ ortaya koysalardı; toplum buna daha farklı bakardı.

“Burada Kadir İnanır adaletsiz davranmış” demiyorum ama “Dayım adaletsiz davrandı biz bunu hak etmedik” deyip dönüp arkalarına gitselerdi; çok daha etik bir davranış olurdu.

Fakat saygı ve hürmetin karşılığında, ‘mirasın doğal olarak kendi hakları olduğunu’ düşünüp bu şekilde davranmak, gerçekten hiç şık değil.

Toplumdan böyle tepki alacaklarını biliyorlar mıydı? Bence biliyorlardı. Ama demek ki çok da umurlarında değil.

Bu arada Levent İnanır, Soner Arıcan’ın abisi...

Levent İnanır; dayısı sayesinde film sektörüne girmiş ve imaj açısından ‘İnanır’ soyadını kullanarak daha çok hafızalarda yer etmiş biri. Yani, “Sağken de dayısının şöhretinden faydalanmadı” denemez.

Maalesef bu örnek ilk değil; benim bir arkadaşımın da başına geldi. Çok şükür kendisi yaşıyor fakat 58 yaşına kadar evlenmedi. Daha doğrusu evlenemedi. Kardeşleri ve yeğenleri, kimseyi ona layık görmüyordu. Çünkü o çok iyi bir amca-dayı idi. Cidden de öyle biriydi, ben şahidim. Silesinin hemen her ferdine maddi-manevi hakkı geçmiştir.

58 yaşında evlenmeye karar verdi ve tabii ki kıyametler koptu. Aile yine karşı çıktı ortalık savaş yerine döndü ama neticede düğün oldu.

Tabii ki ümidini kaybetmeyen aile bireyleri belli bir soğuklukla düğüne geldiler. Düğünden sonra da soğuk bir şekilde görüşmeler devam etti.

İkinci şok, eşinin hamile kalmasıyla yaşandı ve çocuk doğduktan sonra kendilerine iyilikten başka hiçbir şeyi dokunmamış abileriyle, hepsi görüşmeyi kesti.

Ne oldu? Düzgün biriyle evlendi, çocukları oldu ve sahip olduğu vaziyete göre çok mütevazı hayat yaşayan bir eşi var. Hani “Şu zamanda böyle kadın kaldı mı?” diyeceğiniz türden biri ile evlenmesine rağmen reddedildi.

Anlayacağınız yıllardır üzerlerine titrediği abilerine gösterdikleri sevgi ve saygı tamamen maddeselleşmiş; duygusal değil.

Buradan nereye geliyorum?:

Kadir İnanır’ın hatırı sayılır bir serveti var, istediğine bırakma hakkı da vardı; öyle de yaptı.

Fakat gösterilen saygıyı ve hürmeti miras beklentisi olarak ortaya koymak çok çirkin.

Biz bilemeyiz aranızdaki ilişkileri ama topluma yansıyan kısmında bunları görüyoruz.

Şunu da özellikle söylemek istiyorum:

Çocukları olsa ve çocuklarına hiçbir şey bırakmayıp nikahsız hayat arkadaşına bıraksa o zaman durum farklı.

Aynı şey Ferdi Tayfur’un ölümünden sonra da oldu. Yeğenlerine bıraktı çoğu şeyi ve çocukları itiraz etti. Zaten çocukları olduğu için 16/1 saklı hakları var. Ama bunlar Ferdi Tayfur’un çocukları ve onların “Babalarının mirasından daha fazla hak etti” demek gibi bir hakları da var.

Anlayacağınız hayatın içinde aslında olacak şeyleri, rahmetli Kadir İnanır olunca daha bir göz önünde yaşıyoruz.

Miras, bazen geçmişin hesabı da olabiliyor.

Bir evin tapusundan çok daha fazlasıdır.

Bir saatin, bir yüzüğün ya da banka hesabındaki paranın değeri üzerinden değil; “Benim hayatım boyunca verdiğim kararları, ben öldükten sonra da kabul edecek misiniz?” sorusu üzerinden okunmalıdır.

Kadir İnanır’ın sinemadaki karakterlerini düşündüğümüzde, hayatı boyunca güçlü adamları oynadığını hatırlıyoruz.

Ama hayatın ironisi şu:

İnsan ne kadar güçlü olursa olsun, ölümünden sonra kendi hikayesinin devamını artık kendisi yazamıyor.

O noktadan sonra devreye belgeler giriyor.

Vasiyetnameler…

Hukuk…

Mirasçılar…

Ve yıllarca aynı sofrada oturmuş insanların birbirlerine söylemekte zorlandığı cümleler.

Aslında bir insanın hayatının son cümlesini dinledik.

Kadir İnanır’ın kendi kaleminden, kendi iradesinden çıkan o son cümleyi…

Belki de bu hikayenin en büyük mirası para olmadı.

Belki bize şunu hatırlattı:

İnsan hayattayken ne kadar çok şey biriktirirse biriktirsin, öldüğünde geriye en çok verdiği kararlar kalıyor.

Ve bazen en zor miras, paylaşılması gereken para değil; geride kalan insanların birbirlerine duyduğu güven oluyor.

Ve tabi iki gerçek duygular asıl insan öldükten sonra ortaya çıkıyor.

İzleyelim görelim.

Sevda Türküsev - Tüm Yazıları

Diğer Yazarlar

Fatih Yıldırım Fatih Yıldırım Ahilik kültürü yaşatılsın Aslı Didari Aslı Didari İstanbul esnafı yeni başkanından ne bekliyor? Adem Metan Adem Metan Bir hayalin ötesi Mustafa Armağan Mustafa Armağan Namık Gedik, Menderes ve arkadaşlarına kavuşuyor
Ensonhaber
Uygulama
App Store Google Play
Sosyal Medya
Haberler
  • Güncel Haberler
  • Spor Haberleri
  • Ekonomi Haberleri
  • Yaşam Haberleri
  • Dünya Haberleri
  • Tüm Haberler
  • Dünya Kupası 2026
Servisler
  • Canlı TV
  • Foto Galeri
  • Oyunlar
  • Namaz Vakitleri
  • Son Depremler
  • RSS Servisleri
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Yayın İlkeleri
  • KVKK Politikası
  • Gizlilik Politikası

ensonhaber.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Ensonhaber Medya A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

© 2026 Ensonhaber Medya A.Ş. Tüm hakları saklıdır.