Bir Pencereyi Açmak Gibi: Hikâyelerin Ferahlattığı Anlar

Uhud Tekin
Uhud Tekin

Bazı günler vardır, pencereyi açarsınız ve o ilk rüzgarla birlikte içeri sadece hava değil, başka bir ruh hali de girer: hafiflik, açıklık, dinginlik. İşte bazı dizi ve filmler de böyledir. İzlerken sanki zihninizin camını aralarsınız. Duygularınız havalanır, düşünceleriniz temizlenir. Bu hafta size, işte tam da böyle iki yapım önermek istiyorum. Ferahlatan, iyi gelen, içten ama basit olmayan…

Dizi Önerisi: “Somebody Somewhere” (2022– )

HBO yapımı bu dizi, küçük bir kasabada, hayatı kendince tutunarak yaşamaya çalışan Sam’in hikayesini anlatıyor. Büyük beklentilerden, görkemli olaylardan çok uzakta; sessiz, naif ama güçlü bir hikâye…

Sam, kardeşinin ölümünün ardından kim olduğunu yeniden keşfetmeye çalışırken, hayatın beklenmedik köşelerinde dostluğu, mizahı ve anlamı buluyor. Dizi, insan ilişkilerinin karmaşıklığını değil, sadeliğini ve zarafetini anlatıyor. Gülümseten, bazen gözünüzü nemlendiren, ama her zaman kalbinizin derin bir yerini okşayan bir anlatı.

Her şeyin çok gürültülü olduğu şu dünyada, Somebody Somewhere bir tür sessiz sığınak gibi.

Film Önerisi: “The Station Agent” (2003)

Tom McCarthy’nin yönettiği bu bağımsız film, sosyal uyumsuzluk ve yalnızlık gibi ağır konuları, zarif bir sıcaklıkla işliyor. Kısa boylu olduğu için hep gözlerden uzak kalmış Fin, bir tren istasyonunda sessiz bir hayata çekilir. Ama hayat ona, konuşkan bir kahveci ve melankolik bir sanatçıyla beklenmedik bir dostluk getirir.

Film, az konuşuyor ama çok şey söylüyor. Yalnızlıkla barışmak, insanlara yeniden güvenmek, kendinle baş başa kalabilmek gibi temaları hafif bir ritimle, ama derin bir etkiyle işliyor.

The Station Agent, sizi yavaşlatan ama sıkmayan, durduran ama durdurduğu yerde düşündüren bir film. Bahar sabahı gibi: serin, sade ve gerçek.

Hikâyelerle Havanızı Değiştirin

Bu hafta camı açın. İçeri bahar girsin. Ama bir de ekranınızı açın; çünkü iyi anlatılmış bir hikâye de bazen pencereyi açmak gibidir. Ruhunuzu havalandırır.

Somebody Somewhere ve The Station Agent, abartının gürültüsüne karşı duyarlılıkla örülmüş iki dingin anlatı. Sade görünen ama zihinde uzun kalan türden…