YP'nin kuruluş sürecinde dikkat çeken 'Hacı Bayram-Anadolu Kulübü' rotası

Ümit Yenişehirli, gündemi değerlendirerek Ensonhaber okurlarıyla "Hacı Bayram’dan Anadolu Kulübü’ne, YP’nin tuhaf rotası" konulu yazısını paylaştı.

Ensonhaber Ensonhaber
YP'nin kuruluş sürecinde dikkat çeken 'Hacı Bayram-Anadolu Kulübü' rotası
Ensonhaber'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyin

Yeni Parti’yi kuran Özgür Özel ve arkadaşlarının ilk gün izledikleri “rota” halen tartışılıyor. Partinin kuruluş dilekçesinin İçişleri Bakanlığı’na verildiği gün; önce Hacı Bayram Camii’nde cuma namazı kılan, Hacı Bayram Veli Hazretleri'nin türbesinde dua eden, ardından Birinci Meclis’e uğrayan Özel ve ekibi, son durak olarak ise “Eski Türkiye”de öne çıkan ama neredeyse çeyrek asırdır unutulmuş durumdaki Anadolu Kulübü’ne giderek ilk toplantısını yaptı. Tartışmaların nedeni de “bu güzergah” zaten.  Zira cuma namazını müteakiben, Anadolu’nun manevi mimarlarından biri olan Hacı Bayram Veli Hazretleri'nin türbesinde dua edip de sonrasında içkili bir mekana geçmek fazlasıyla tuhaftı.

BAYRAMİYYE TARİKATININ KURUCUSU 

Hacı Bayram Veli Hazretleri, Anadolu’nun bir gönül ve medeniyet coğrafyası olmasına katkı vermiş mübarek isimlerden biriydi. Asıl adı Numan olan Hacı Bayram Veli, 14. yüzyılın ortalarında Ankara’nın Zülfazıl (Solfasol) köyünde dünyaya gelmişti. Hacı Bayram Veli, gençliğinde medrese tahsili görmüş, tefsir, hadis ve fıkıh gibi ilimlerde derinleşerek Ankara’daki Kara Medrese’de müderrislik yapmıştı. Zamanla zahiri ilimlerin yanı sıra manevi bir arayışa da giren Hacı Bayram Veli, Aksaray ve Kayseri’de Somuncu Baba vasıtasıyla tasavvuf yoluna intisap etmiş, ardından da tekrar Ankara’ya dönerek, adıyla anılacak Bayramiyye tarikatını kurmuştu.

İSTANBUL'UN FETHİNİ MÜJDELEMİŞ, FATİH’İN HOCASI AKŞEMSEDDİN’İ YETİŞTİRMİŞTİ

Hacı Bayram Veli’nin talebeleri arasında, ileride Fatih Sultan Mehmet’in hocası olacak olan Akşemseddin de bulunmuştu. Bir dönem Fatih’in babası II. Murad’ın davetine icabet eden Hacı Bayram Veli, rivayete göre, İstanbul’u fethetmek istediğini anlatan padişaha, “Sultanım! Bu şehrin alınışı ne size, ne de bize nasip olacak. İstanbul’u almak, yavrunuz ve onun hocası olacak bizim Köse Akşemseddin’e nasip olsa gerektir.” müjdesini vermişti. 

HACI BAYRAM’DAN TAVSİYELER: HAKSIZLIK YAPMA, RÜŞVET YEME, İŞRETE DALMA

Hacı Bayram Veli, vefatından kısa bir süre önce (1428) bugünkü camii ve müştemilatı ile çilehaneleri inşa ettirmişti. Hacı Bayram Veli’nin talebeleri de hocalarının 1430 yılındaki vefatının ardından caminin kıble tarafındaki türbesini yaptırmışlardı. Büyük mutasavvıf, ömrü boyunca İslami değerleri yaymak için çabalamış, dinin hüküm ve yasaklarına ilişkin tebliğde bulunmuştu. İdeal bir müminin Allah’a karşı görevlerini eksiksiz yerine getirmesini sürekli olarak vurgulayan Hacı Bayram Veli, toplumsal hayatın selameti için de yolsuzluk, usulsüzlük ve işret meclislerinden (içki, kumar vb.) uzak durulmasını istemişti. 

Helal kazanç bağlamında, “Dünyalığınız varsa ona güvenmeyiniz. Dünyalığınız yoksa çalışıp helalinden elde ediniz. Kazandığınızdan fakirlere cömertçe payını veriniz.” diyen Hacı Bayram Veli, rüşvet, yolsuzluk ve benzeri yöntemlerle hak etmeden kazanç sahibi olanları, boş gezip şüpheli kazanç elde edenleri de “Böyle kişilerin yoldaşları şeytan, kalpleri de şeytana konak olur.” diyerek kınamıştı. 

Kişinin hiçbir günahı hafife almaması gerektiğine dikkat çeken Hacı Bayram Veli, öğrencisi Eşrefoğlu Rumi’ye de şu öğütleri vermişti:

“Kibre kapılma. Kibir, bele bağlanan taştır, onunla ne yüzülür ne uçulur. Nefsine kul olma. İyilerle otur kalk. Halka yaklaş, açıktan günah işleyen fasıklardan ise uzak dur. Kötü hiçbir şeye yakınlık duyma. Cimri ve alçak insanlarla ahbaplık kurma. Yüce Allah’a isyan yolunda hiç kimseye yardım etme.” 

ANADOLU KULÜBÜ “BATILI GİBİYİZ” DEMEK İÇİN KURULMUŞTU

YP’lilerin, Hacı Bayram ziyaretinin ardından gittikleri Anadolu Kulübü ise Cumhuriyet’in önde gelen kadrolarının seküler, laik, Batıcı yaşam biçimini görünür kılma çabalarının bir yansımasıydı. İlk olarak Büyükada’da, İngiliz tüccar ve diplomatların öncülüğünde kurulan kulüp, dönemin idareci, bürokrat ve aydınları için bir buluşma noktası olmuştu. Cumhuriyet’le birlikte yeni kadro da bu mekanı çok benimsemiş, 1926 yılında da devlete olan borçları karşılığında kamulaştırılmıştı.  Aynı yıl Anadolu Kulübü’nün Ankara’daki şubesi de açılmıştı. 

FRANSIZ MUTFAĞINDAN MEZELER, PAHALI İÇKİLER, BRİÇ VE POKER SEANSLARI… 

Ankara’yı bir “modernleşme laboratuvarı” gibi tasarlayan tek parti CHP hükümetleri, Başkent’teki Anadolu Kulübü’nü, siyaset ve bürokrasinin sosyalleşme merkezlerinden birisi yapmıştı. Dönemin bakan, milletvekili, bürokrat, yazar ve gazetecileri ile yabancı misyon şefleri; ağırlıklı olarak klasik Fransız mutfağına ait zengin mezeler, içkiler, mükellef sofralar eşliğinde Anadolu Kulübü’nde uzun saatler geçirirlerdi. 

Yemeklerin ardından kulübün kumar salonuna geçilir, burada briç, poker ve sair kumar oyunları oynanırdı. Kimi geceler müzikli, danslı davetler verilir, yılbaşı gecelerinde yeni yıl partileri düzenlenirdi. Böylece Büyükada’dan Ankara’ya uzanan hat, yeni idarenin sosyal hayatta hakim kılmaya çalıştığı anlayışı sembolleştiriyordu. 

“ESKİ TÜRKİYE”DE YILDIZI PARLAKTI, AK PARTİ İKTİDARLARI DÖNEMİNDE SÖNÜKLEŞTİ

Anadolu Kulübü’nün, TBMM ve bakanlıklara yürüme mesafesinde oluşu, burayı siyaset ve bürokrasinin bir “kulisi” haline de getirmekteydi. Bu özelliğinden dolayı, Meclis ve resmi kurumlar nezdinde yapılacak işlerin bazen ön değerlendirmeleri, bazen de ilerleme süreçleri, Anadolu Kulübü salonlarındaki sohbetlerde ele alınırdı. 

Çok partili hayata geçiş sonrasında da Anadolu Kulübü’nün politikacılar ile bürokratlar arasındaki önemi eksilmemişti. İlk başkanının, CHP’nin ikinci genel başkanı İsmet İnönü’nün olduğu, mevcut başkanlığı ise 95 yaşındaki eski CHP Milletvekili Nedim Metin Cizreli’nin 28 yıl süren görevi sonrası CHP (YP) Milletvekili Tekin Bingöl’ün üç ay önce devraldığı Anadolu Kulübü; CHP, DP, AP, ANAP, DYP, SHP, DSP ve irili ufaklı daha birçok siyasi parti mensubu ile bu partilere yakın bürokratlar için bir cazibe merkezi olmuştu. Devletten mali yardım alan kulüp, 1996 yılındaki DYP-CHP Hükümeti döneminde de “kamu yararına çalışan dernek” statüsü kazanmıştı. Anadolu Kulübü, bütün tarihi boyunca, Milli Görüş ve diğer muhafazakar kökenli politik çevrelerin rağbet etmediği bir mekan olurken, AK Parti’nin 2002 yılında iktidara gelmesinin ardından ise devlet katında da ilgi gösterilmeyen bir kulübe dönüşmüştü.