BİYOGRAFİ >
Elon Musk kimdir

Elon Musk kimdir

İlham aldığı insanların yörüngesinden ayrılmadan uzaya yol almayı hedefleyen Elon Musk’un hayat hikayesidir.

Elon Musk

Yazdıkça kafamda hayali bir karaktere bürünen, gerçek olması neredeyse imkansızmış gibi görünen sayılı insanlardan biri Elon Musk. Bir şeye yürekten inanmak, hayata geliş nedeninin o çok inandığın şey olduğunu kabullenmek ve çalışmaktan asla yorulmamak ne kadar önemli şu hayatta. Ellon Musk, bunu başarmışa benziyor ve belli ki başarmaya da devam edecek. İlk kez 12 yaşında küçük bir çocukken başardıklarını göz önünde bulundurursak, Elon, hayal ettiklerine ulaşabilmek için durmayacaktır…

Çocukluğu

Elon, 28 Haziran 1971’de, Güney Afrika’nın başkenti Pretoria’da Kanadalı annesi Maye ve Güney Afrikalı babası Errol’un oğlu olarak dünyaya geldi.

Elon, sürekli gözlerini bir noktaya sabitleyen ve asla konuşmayan bir çocuktu. Ailesi onun çok uzun bir zaman sağır sandı. Ancak çok sonra anlaşıldı ki, Elon sadece hayal kuruyordu. Annesi bu konuyu şöyle özetleyecekti yılla sonra: “Sanki zihni başka bir evrene geçiş yapardı. Bu konuda artık üzerine gitmiyorum çünkü böyle zamanlarda yeni bir roket ya da benzer bir şey tasarladığından emin oluyorum“.

Arkadaşları kendine oyunlar kurarken de Elon, yazılım programlarına olan düşkünlüğü ile ön plana çıkan bir çocuktu. Öyle hevesliydi ki, kendi çabasıyla yazılım programlamayı, kodlamayı öğrendi. Bu merakını bir işe dönüştürüp para kazandığında ise, sadece 12 yaşında bir çocuktu. Blaster adını verdiği bir uzay oyunu yazmıştı ve yaklaşık 500 Dolara sattı.

Elon, Bryanston High Scholl’un ardından Pretoria Boys High School’a geçiş yaptı ve buradan mezun oldu.

Okul hayatı boyunca acımasız çocuklarla bir aradaydı Elon. Sınıf arkadaşları tarafından şiddete uğradığı zamanlar oldu ve asla sıradan değildi. Bunlar ciddi darbelerdi. Öyle ki, Ellon, deforme olan septum bölgesinden 41 yaşında ameliyat olacaktı yıllar sonra.

Evden ayrıldı

1988’de Elon’un Güney Afrika ordusuna katılması gerekiyordu. Henüz 17 yaşındaydı ve orduya katılarak askerlik yapmak yerine evden ayrılmayı tercih etti. Bu kararını ise şu cümlelerle açıklayacaktı: “Askerlik yapmakla ilgili bir sorunum yok; ancak Güney Afrika ordusuna askerlik yapıp siyahi insanları bastırmaya çalışmak bana vakit geçirmek için iyi bir yol gibi görünmedi”.

Gözü Amerika’daydı; orayı “Orası muhteşem şeylerin mümkün olduğu yer” olarak tanımlıyordu. Hayalinde hep uzay vardı…

Eğitim hayatı

Elon, 1992’de Kingston, Ontario’daki Queen’s Üniversitesi’nde iki yıl eğitim aldı. Ancak neden sonra Pennsylvania Üniversitesi’nde İşletme ve Fizik okumaya karar verdi; Kanada’dan ayrıldı.

Üniversiteye kayıt oldu; ekonomi alanından lisans diplomasını aldı. Ayrıca Fizik alanında da yan dal yaptı. Adeta bulunduğu alandan keyif alıyordu. Doktorasını Uygulamalı Fizik ve Malzeme Bilimi alanında yapmaya karar verdi. Bunun için de Kaliforniya’da Silikon Vadisi bölgesine taşındı. Ancak doktora yarım kalacaktı.

Ayrıca üniversite boyunca kazancını ilginç bir yoldan sağladı. Elon, ev partileri düzenliyor ve giriş ücreti olarak da 5 dolar alıyordu. Kirasını ve ihtiyaçlarını bu şekilde karşıladı bir süre. İşini de ciddiye alıyordu. Bu partilerde sorumluluğunu bilir ve asla alkol almazdı.

Yöneldiği 3 alan

Lisans eğitimi Elon’a çok şey katmıştı. Bunun yanında ilham kaynağı çok insan vardı. "Nikola Tesla, Thomas Edison, Steve Jobs, Bill Gates, Walt Disney", onun fikirleriyle beynini coşturduğu insanlardı.

Çalışmaları için “İnsanlığın geleceğini en çok etkileyecek sorunlardan” üç alan tespit etti. Elon’a göre, “internet, uzay ve temiz enerji” konuları kollarını bağlamış, ayaklarını yere vurur ritimde insanlığı bekliyordu.

Kariyer başlangıcı

Elon, doktoraya 1995’te Stanford Üniversitesi’nde başlamıştı. Ancak iş hayatı da çekiyordu. Üstüne bir de henüz doktoraya başlayalı iki gün olmuştu ki, kardeşi Kimbal, ona Zip2 projesine başlama teklifinde bulundu. Elon, yeni organizasyonlar için çevrimiçi içerik yayınlama yazılımı olan bu projeye başlamak için doktorayı bıraktı.

Böylece kariyerini de başlatmış oldu. Kardeşiyle hummalı bir çalışma içine girdiler. 1999’da projelerini Compaq’ın AltaVista birimi, 370 milyon dolar nakit ve 34 milyon dolarlık hisse senedi ödemesi karşılığında satın aldı.

Attığı ilk adım başarılı olmuştu. Mart 1999’da, bir çevrimiçi finans ve ödeme servisi olan X.com’un ortak kuruculuğuna soyundu. Ertesi yıl da bu proje, Paypal’ı oluşturacaktı. Bunu 50/50 birleşme anlaşmasına dayanan bir açık arttırma sistemi Confinity’i bünyesine katarak yapmıştı.

Kilit isim Elon Musk

Elon, kilit isim olmuştu. Çevrimiçi aktarım ya da P2P teknolojisine olan inancı büyüktü. Alımın organize edilmesi Elon sayesindeydi ve ona göre, Confinity alt markası olan X.com kişiden kişiye ödeme platformu kurulmalıydı. Mutlaka geliştirilmeliydi.

Bir araya gelen şirketler, alışkanlıklarını bir anda bırakamadılar; X.com’dan vazgeçememişlerdi. Sonunda Şubat 2001’de PayPal Inc. İsmini almaya karar verdiler. Bu projede Elon’un hisse payı yüzde 11.7 idi. Küresel ödeme sistemindeki süreçten finansal tekliflerin ayrılmasına kadar her yerde geçen isim de Elon Musk olmuştu. Yine PayPal’ın hızla yayılmasında da Elon’ın etkisi büyüktü. İnternette yürüttüğü büyüme kampanyaları sonuç verdi ve proje, Ekim 2002’de 1.5 milyon dolarlık hisse senedi karşılığında eBay tarafından satın alındı.

Elon Musk ve evlilikleri

Elon’un özel hayatı, en az iş hayatı kadar hızlı ve sürükleyici geçecekti. Elon ilk olarak 2000’de Justine ile evlendi. Ancak evlilikleri 8 yıl sürdü.

Ardından 2010’da Talullah Riley ile evlendi. 2 yıl sonra boşandılar; ama sadece 1 yıl ayrı kalabildiler. 2013’te tekrar evlendiler. Ancak bu kez de yürütemediler ve 2016’da boşandılar.

Elon’un bu iki evlilikten toplamda 6 çocuğu oldu. İsimleri ise şöyleydi: Nevada Alexander, Xavier, Saxon, Griffin, Damian ve Kai.

Elon Musk’un gözünden uzay

Çocukluğundan bu yana gönlünü uzaya kaptırdığı için sıra dışı kabul edilen insanlardan biri olduğunun farkında mı bilinmez, Elon, uzayı keşfetmenin insanlığın bilincini korumasa da genişleteceğine inanıyordu. Bu, insanlık için müthiş derecede önemli bir adımdı. Kendi deyimiyle, çok gezegenli hayat, insan ırkının hayatta kalmasını tehdit edecek unsurlar için doğru bir önlemdi.

Öyle ki, bu konuda "Bir asteroid veya büyük bir volkan bizi yok edebilir. Ayrıca dinozorların hiç görmediği risklerle karşı karşıyayız; mühendislik ürünü bir virüs, yanlışlıkla oluşturulmuş bir mikro karadelik, küresel ısınma ya da sonumuzu getirecek henüz bulunmamış bir teknoloji. İnsan ırkı milyonlarca yıldır evrimleşmekte; fakat son 60 yılda atomik silahlar kendimizi tüketmek için bir potansiyel oluşturdu. Er ya da geç hayatı mavi-yeşil topun ötesine genişletmek zorunda kalacağız  ya da soyumuz tükenecek” diyordu.

2011’de verdiği bir röportajda ise, “10-20 yıl içinde Mars’a insan göndermeyi umuyoruz” şeklinde konuşacaktı.

Üçüncü şirketi

Kendisine de yapmak istediklerinin değerine de o kadar inanıyordu ki… 2001’de Mars’ta küçük bir sera kurmayı, bitki yetiştirmeyi planlıyordu örneğin. Bir sincap kararlılığında yaşadığı hayatın içinde “Mars Vahası” adını verdiği düşüncesinden, insanlığın uzayda dolaşmasını engelleyen roket teknolojisinin gelişmemesi olduğunu anladığından da vazgeçmedi. Sadece bir süre ertelemeye karar verdi. Amacına ulaşmak istiyorsa, ki istiyordu; o zaman önce yolunu ve yönünü tıkayan sorunlara çözüm getirmeliydi.

Elon Musk, Haziran 2002’de, şu an hala CEO ve CTO’su olduğu üçüncü şirketi SpaceX’i kurdu. Hızla yükseliyordu.

SpaceX, fırlatma araçları üretip geliştiriyordu. Odak noktasında roket teknolojisinin stabil durumunu ilerletmek vardı. Ürettikleri ilk iki fırlatma aracına Falcon1 ve Falcon9 roketi adını verdi. İlk uzay aracı ise Dragon’du. Elon, dünyanın ötesinde gezinmek istiyordu.

Elon, başarılarında sınırları aşmıştı. Amerika’yı her şeyin mümkün olduğu yer olarak tanımlamakta haksız değildi belki de. Elbette bunlar özünde sadece motivasyondu; cevher, Elon’un ruhunda asılı bir madalyondu ve iki yüzü de uzayı işaret ediyordu.

2011’de Space Shuttle’in kullanımını durduran şirket, yerine Falcon 9 roketi ve Drogon’u koydu. 23 Aralık 2008’de, Uluslararası Uzay İstasyonu’na gerçekleştireceği 12 uçuş için, şirket, 1.6 milyon dolar değerindeki NASA anlaşması ile ödüllendirildi. Astronot taşımak için tasarlanmış bu fırlatma araçları, hayal ettiği değere ulaşıyordu.

Eylül 2009’da Falcon1 roketi, Dünya yörüngesine uydu yerleştiren ilk sıvı yakıtlı fırlatma aracı olmuştu. Uluslararası Uzay İstasyonu’na astronot gönderimi üzerinde yoğunlaşılmıştı. Elon’un asıl hedefi ise, Mars’ın keşfi ve iskanını başarmaktı.

25 Mayıs 2012’de de, Dragon, Uluslararası Uzay İstasyonu’na girdi ve SpaceX, buraya bir araç gönderen ve yanaştıran ilk ticari şirket olarak adını tarihe yazdırdı.

Tesla’nın izinden

Elon, ilham kaynağı olan Nikola Tesla’nın izinde kurulan Tesla Motors’un da ortak kurucularından biri olmuştu. Özellikle ürün tasarımı başkanıydı. Elektrikli araçlara olan ilgisi ise çok öncesine, çocukluk yaşlarına, Tesla’yı ilk keşfettiği zamanlara dayanıyordu. Böyle bir projeye soyunduğunda işe CEO olarak Martin Eberhard’ı işe almakla başladı. Bir yandan da başlangıcının temelinde büyük risk yatıyordu. Anaparanın neredeyse tamamını Tesla’nın ilk iki yatırım turuna harcadı.

Başarı kadar, başarısızlık da mümkündü. Bu projenin ilham kaynağı belliydi; hiçbir koşulda vazgeçmek olmazdı. 2008’de yaşanan ekonomik krizde de işte bu yüzden dayandı. Zorunlu işten çıkarmalar başlamıştı. Sonunda mecburen CEO görevinin altını da kendisi doldurdu.

Tesla Motors’un ürettiği ilk olarak ürettiği araba Tesla Roadster idi. Elektrikle çalışıyordu ve 31 ülkede yaklaşık 2500 adet satıldı. Ardı da geldi; üretimler devam etti. Bunun yanında Elon, sonunda Mercedes ve Toyota’ya sağladığı elektrik motorları ve güç aktarım organları ile uzun vadeli yatırımcı olarak bünyesine kazandırmayı da başarmıştı.

Vizyonu ise, öncelikli olarak varlıklı müşterileri kazanıp Tesla Roadster ile para kazanmak ve bu parayı daha düşük fiyatlı elektrikli araçların Ar-Ge’sine yatırmaktı. İşte bu yüzden Tesla Motors’un  yola çıktığı günden beri, temel fiyatı Tesla Roasdster’in yarısı olan dört kapılı aile arabası Model S’in destekçisiydi.

Açıklanan raporlara göre, Elon’un Tesla projesinde yüzde 21 hissesi vardı; değeri ise 29 Mayıs 2013 itibarıyla 12 milyar dolar olarak belirlenmişti.

Küresel ısınma ile savaş

Elon’un, kuzeni Lyndon Rive’yi CEO’su ve ortak kurucusu olarak seçtiği şirketin adı SolarCity idi; Birleşik Devletler’in en büyük güneş enerjisi sağlayıcısıydı. Bu şirketi kurmaktaki asıl amacı ise, küresel ısınma ile savaşmaktı. Tıpkı Tesla’da olduğu gibi. Elon, bu şirketlere yatırım yapmasının altındaki en büyük motivasyon, çevreye karşı duyarlılığıydı.

2012’de Tesla Motors ve SolarCity’nin çatısındaki güneş panellerinin elektrik şebekesine etkisini yumuşatmak için elektrikli araç bataryalarını kullanmaya karar verdiğini açıkladı ve gerekli iş birliklerini de başlatmıştı.

Mars'ta hayat kurmak

Eylül 2015'te Elon, The Late Show With Stephen Colbert isimli televizyon programına katıldı ve kendisine Mars ile ilgili yöneltilen bir soruya şöyle cevap verdi: “Sonuçta, Mars’ı Dünya’ya benzer bir gezegene dönüştürebilirsiniz. Sıcaklığını artırabilirsiniz”.

Biraz daha detaylandırması istendiğinde, “Bunu yapmanın bir hızlı bir de yavaş olmak üzere iki yolu var. Hızlı yol Mars’taki çukurlara termonükleer bombalar atmak” dedi. Ancak daha sonra konuya bir açıklık getirdi ve bu fikrin sadece nükleer füzyon yoluyla Mars'ın yanında iki güneş oluşturmak olduğunu açıkladı.

Hayırsever yönü

Elon, sadece çevreye değil, yardıma ihtiyaç duyan herkese ya da her şeye duyarlıydı. Kazanmak istediklerinin temelinde hep bir şeylere dönüştürmek vardı.

Öncelikle başkanlık ettiği vakıftan bahsedelim; Musk Vakfı. Bu vakıf, çocuk sağlığı, bilimsel eğitim ve temiz enerji üzerine hayır işleri yapılması amacıyla kuruldu. Bununla birlikte, X Prize Vakfı’nın da yönetimi kendisine verilmişti. Burada da yenilenebilir enerjiye teşvik konusunda çalışmalar yürütülüyordu. Bunun gibi daha birçok vakfa da üyeydi ve buralarda hiçbir kâr amacı güdülmüyordu.

Sonunda Elon Musk, Nisan 2012’de The Giving Pledge’ye (Verme Yemini) katıldı ve servetinin çoğunu hayır işlerde harcayacağının yeminini verdi.

Verdiği yemin, küçücük bir çocukken kendine verdiği sözlerle eşdeğerdi sanki ve belli ki çocukluğuna dönmenin iç huzurunu da yaşıyordu. Hatta belki kim bilir Elon Musk, büyüdüğünü, çok şey başardığını ve daha başaracaklarını Nisan 2012’de dünya gözüyle görmüş oldu. Yine de şu an biliyor ve hissediyorum ki, onun gönlü dünya gözüyle görecekleriyle yetinecek kadar dar bakamıyor hayata. Görmek, bilmek, tanımak, bir selam verip dönmek istediği koskoca bir evren var.

İlhamlarına olan saygısı, sürdüğü izler ve başarılarıyla bir Elon Musk geçiyor bu dünyadan…

Damla Karakuş

[email protected]

Not:

Biyografisini okumak istediğiniz kişileri lütfen bizimle paylaşın.