L.A. ZOMBİ KÖTÜ ÇOCUK İŞ BAŞINDA Pasifik Okyanusu’ndan çıkan bir zombi, Los Angeles’ın varoşlarında dolaşmaya başlar. Önceleri niyeti meçhuldur. Ancak, bir süre sonra onun şefkat dolu bir yaratık olduğunu anlarız; karşısına çıkan ölü erkek bedenleriyle cinsel ilişkiye girerek onlara hayat vermektedir. Kanada sinemasının kötü çocuğu, ünlü yönetmen Bruce LaBruce, bir kez daha pornografi ile sanat arasındaki o ince sınırları her iki yöne doğru zorlayıp genişletiyor.
HAYALETLER ŞEYTANLA YÜZLEŞİN Stand-up komedinin tanıdık isimlerinden Ed Gaughan ve Andrew Buckley, Nick Whitfield’in ilk uzun metrajlı filminde, tuhaf bir çift olan varoluşçu şeytan çıkarıcıyı canlandırıyorlar: Davis ve Bennett. İkilinin, Rasputin’le Kennedy kardeşleri karşılaştırdıkları saçma bir sohbete daldığı açılış sahnesi, filmin tonunu, ikilinin garip ilişkisini ve filme hakim olan zamansızlık duygusunu belirliyor. Davis’le Bennett, ziyaret ettikleri evlerde, ilkel aletleriyle insanların ‘kirli çamaşırlarını’ ortaya çıkarıp, müşterilerine içlerindeki şeytanların neler olduğunu bildiriyor sonra da “asla geri dönmemek üzere orayı terk ediyorlar.” Ancak, kayıp bir adamı bulma amacıyla yardıma gittikleri egzantrik aile çalışma şekillerini alt üst edince, ikili kendi şeytanlarıyla yüzleşmek zorunda kalıyor.
KADINLAR KAHRAMANDIR JR ÜÇ KITADA Kadınlar Kahramandır, Brezilya, Kenya ve Kamboçya başta olmak üzere üç kıtada geziniyor. Film, hem bir belgesel, hem de işini “sanatı kullanarak politik aktivizm yapmak” olarak tanımlayan, dünyaca tanınmış Fransız sanatçı JR’ın aynı isimle gerçekleştirdiği daha geniş çaplı bir projenin parçası. JR kentlerin dışına itilmiş toplulukları ziyaret ederek buralarda yaşayan kadınlarla konuşuyor. Her birinin hikâyesi farklı, ancak ortak noktaları, dünyadaki milyonlarca kadın gibi, çok zor koşullarda ve yoksulluk içinde yaşamalarına rağmen haksızlıklara karşı başarılı bir şekilde mücadele etmiş olmaları.
BLUR: KOŞACAK MESAFE KALMADI NEDEN ROCK İLAHI OLAMADILAR Onların müziğini herkes sevdi ya da takdir etti. Ama kendilerini değil. Blur, 90’ların en büyük Britpop grubu oldu, albümleri listelerde ilk sıralarda yer aldı ama asla rock ilahı olamadılar. Sınıf bilinci doruklarda olan İngilizlerin gözündeki orta sınıf imajlarını bir türlü silemediler. Zira İngilizler müzisyenlerinin Liverpool ve Manchaster’ın işçi sınıfı mahallelerinden gelmesini tercih ederler. Film, müziğe adanmış bir grubun belgeseli.
OSCAR ADAYLARI YİNE !F’TE Festivalin merakla beklenen ‘Hit Filmler’ bölümünde gösterilecek filmler arasında bu yıl yine Akademi Ödülleri’ne aday olanlar var. Her yeni filmi iştah kabartan Coen Kardeşler bu kez bir Western denemesiyle karşımızda. True Grit/İz Peşinde filminde bir John Wayne klasiğini kendi üsluplarıyla yeni baştan yarattılar. Jeff Bridges’in başrolünde oynadığı film En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, En İyi Yönetmen ve En İyi Film olmak üzere tam 10 dalda Oscar’a aday oldu. Karakterler üzerine kurulu psikolojik gerilim Black Swan/Siyah Kuğu da festivalde. Darren Aronofsky’nin Natalie Portmanlı filmi, En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu dallarıyla birlikte toplam 5 dalda Oscar’a aday. Bir aile hikâyesini anlatan, Golden Globe’da Müzikal/Komedi dalında En İyi Film Ödülü’nü alan Lisa Cholodonko’nun ‘The Kids are All Right/İki Kadın Bir Erkek’i dört dalda aday. Bu seneki Oscar yarışının en bağımsız filmi Debra Granik’in yönettiği ve genç oyuncu Jennifer Lawrence’ın başrolde başarılı bir performans sergilediği ‘Winter’s Bone/Gerçeğin Parçaları’. Babası kayıp, annesi ise depresif ve içine kapanık olan Ree Dolly, ailesini bir arada tutmaya çalışır. Filmin En İyi Kadın Oyuncu dalında adaylığı şaşırtmazken, En İyi Film, En İyi Uyarlama Senaryo ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dallarında da aday olması, onu senenin en iyi bağımsız yapımlarından biri yapıyor. Festivalde izleyeceğimiz ‘Animal Kingdom / Hayvanlar Krallığı’ filmi ise Jacki Weaver ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında yarışıyor. En İyi Belgesel dalında yarışan filmler arasında ise ‘Inside Job/İç İşler’ var.
ETKİNLİKLERİ KAÇIRMAYIN !f Istanbul Açılış Partisi Horse Meat Disco serisinin yaratıcılarından, farklı türler arasında dolaşarak diskoyu hiç olmadığı kadar eğlenceli yapan Jim Stanton, açılış partisinde çalacak. 18 Şubat saat 22.00-04.00 arası The Hall’da. Biletler 20-30 TL. Yönetmen Alejandro Jodorowsky İstanbul’da David Lynch’ten John Lennon’a birçok sanatçıya ilham kaynağı olan Şili asıllı efsanevi yönetmen Alejandro Jodorowsky bu sene restore edilen 1989 yapımı filmi Santa Sangre’nin gösterimi vesilesiyle İstanbul’a geliyor. Film ilk defa Türkiye’de bir sinema salonunda gösterilecek. Aynı zamanda maneviyat ve felsefe alanında dünyanın takip ettiği bir araştırmacı olan yönetmen, sinema üzerine bir konuşma yapacak. 22 Şubat’ta Festival Merkezi’nde. 4 Bölümde Ütopya Sinemanın birlikte yaşanan bir tecrübe olması özelliğinden feyz alarak ütopya dürtüsü mercek altına alınıyor. Bu ‘canlı’ belgeselde yönetmen Sam Green müzisyenler eşliğinde imgeler ve performans ile çarpıcı bir hikaye anlatacak. Etkinliğe Sam Green, Dave Cerf, The Quavers (T. Griffin, Catherine McRae, Dennis Cronin) katılacak. 18 Şubat saat 19.30’da AFM Fitaş, 20 Şubat’ta AFM Budak Caddebostan’da.