Foto Galeri
Ensonhaber.com
TÜM FOTO GALERİLER

Atasever: Kocam bana ait tek şey

Belli ki, çok eskilerde kalan bu görüntüler onu rahatsız ediyordu; her projeye başladığında bu fotoğrafların kare kare yayımlanmasını içine sindiremiyordu. Ama bu girişimi bile fotoğrafların tekrar tekrar yayımlanmasına neden oldu. Hatta reklam yaptığını bile iddia edenler çıktı.

1/31

Tüm bunların ardından TRT 1’de yayınlanan bir sit-com’a ‘Evet,’ dedi. Başrolde Aşk isimli dizide Öykü karakterini canlandıran olan Vildan Atasever’le İstanbul’un Garipçe köyünde buluştuk. Yaşadıkları onu biraz ürkek, kırgın ve duygulu yapmış. Röportaj boyuncu sık sık gözleri doldu... İşte tüm yaşadıklarından sonra Vildan Atasever...

2/31

- Yeni bir diziye başladınız. Başrolde Aşk isimli. Neden ‘Evet,’ dediniz bu projeye? - Ben uzun süre, ‘Bu sezon dizi yapmayacağım,’ diye düşünmüştüm. Hatta ‘Acaba bir daha dizi yapabilir miyim?’ diye de düşündüm.

3/31

- Neden? - Çok uzak kaldığımı düşündüm. Sonra bu proje geldi. Oyuncu kadrosunun isimlerini duydum, Bülent Kayabaş, Nevra Serezli, Dolunay Soysert... İsimler beni çok etkiledi. Senaryoyu okudum, çok eğlendim. Karakterim de çok dolu ve anlamlı geldi. Şartları da çok uygundu, haftada iki gün çalışıyoruz.

4/31

TRT 1’de, devlet memuruyum (gülüyor). 60 dakika. Ben tiyatro ve sinema filmi yapmak istiyorum, bu diziyle aynı zamanda yürütebilirim, iyi bir proje geldiğinde kafa patlatabileceğim bir vaktim de olacak. Bir anlamda egzersiz benim için.

5/31

- Sizi dizi yapmaktan soğutan ne oldu? - 90 dakika diyoruz ama 120 dakikaya çıktı televizyon dizilerinin süreleri. İnsanüstü çaba gösteriyoruz. Sabahın erken saatlerinden, diğer sabaha kadar çalışıyorsunuz. Ne enerjiniz, ne duygunuz, ne yüzünüz, hiçbir şey olmuyor.

6/31

Huzur da çok önemli. Bu şartlarda huzur olabilir mi? Çok yoruldum. Bu kadar ağır koşullarda çalışırken aynı zamanda karşılaştığım bazı durumlar ve eleştiriler beni çok yordu gerçekçi olmak gerekirse ‘Ben durmak istiyorum,’ dedim.

7/31

KADINLARIN CİNSEL OBJE OLMASINA KARŞIYIM - Samanyolu dizisi döneminde çok acımasız eleştirildiniz. Bunu kastediyorsunuz değil mi? - Ben belki iyi bir performans göstermemiş olabilirim ama bir oyuncunun tipolojik olarak eleştirilmesine karşıyım. Biz orada işimizi yapmaya çalışıyoruz. Saçımızla, başımızla, tipimizle, görüntümüzle değil de yaptığımız işle eleştirilmek çok daha doğru geliyor bana.

8/31

Bir de çok kırıldım. Ben bir kadınım, 15 yaşımdan beri bu işi yapıyorum. Duyduğum bir şey canımı çok yaktı. Bir yönetmen bana gazetelerin şiddete, televizyonların cinselliğe hizmet ettiğini söyledi. Ama biz kadınlar cinselliğe hizmet etmiyoruz. Ben bir kadın olarak, bunu söylerken utanıyorum. Bir kadının cinsel obje gibi kullanılması beni çok rahatsız ediyor.

9/31

- Böyle bir tercihleri varsa, bu yönde bir oyuncu tercih edebilirlerdi... - Bunu Samanyolu için söylemiyorum. O benim için çok önemli ve özel bir iş. Ben çok iyi insanlar tanıdım, tecrübeler kazandım. Maddi, manevi güzel şeyler kazandırdı. Genel olarak söylüyorum. Kadınlar cinsel obje olarak kullanılmamalı televizyonda. Hikayelere de bakıyorum, kadın karakterlerin doğru anlatılmadığını düşünüyorum.

10/31

- Yeni dönem dizilerini mi kast ediyorsunuz? - Diziler ve sinemada da. Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisini hayranlıkla izliyorum. Orada Ayça Bingöl’ün (Cemile) oynadığı rol çok doğru geliyor bana. İçimi titreten bir projedir.

11/31

- Piyasa içinde yalnızlık hissediyor musunuz? - Piyasanın içinde yalnız olduğumu düşünmüyorum. Ben insan olarak yalnızım zaten. Hepimiz yalnızız. Bu sektörde arkadaşlarım var konuşabildiğim. Yapımcıyönetmen arkadaşlarım, eşim var. İnsan olarak yalnızız zaten.

12/31

Niye hâlâ 10 yıl öncesi konuşuluyor? - İnternetteki bazı fotoğraf ve görüntülerinizi sildirmek istediniz. Bu yolla reklam yaptığınız iddia edildi... - Benim üzüldüğüm nokta bu. Biz oyuncuyuz, işimiz bu. Oyuncu engeller koyduğunda ‘Oyuncu böyle şeyler yapmaz,’ diyorsunuz. Üzerinden 10 küsur yıl geçmiş olmasına rağmen, hâlâ bunu konuşuyor olmak çok acı (ağlıyor). Niye benim 10 yıl önceki konum konuşuluyor? Ne öğrenmek istiyorsunuz? Yetmedi mi? İnsanlar bunu malzeme olarak görüyorlar, reklam amaçlı görebiliyorlar.

13/31

- Sorulur ama filme başlarken ‘Şevişme sahnelerinde oynar mısınız?’ diye... - Tek derdiniz bu mu? Sinema sadece bunu mu anlatıyor? Geneline baktığınızda görebildiğiniz tek şey bu mu?

14/31

- Yaptıklarınızdan pişmanlık mı duyuyorsunuz? - O Allah’la benim aramdaki durum. Ama gerçekten illallah etmiş durumdayım. Mevlana diyor ki: ‘Hayattaki her şey değişmede ve dönüşmede.’ Biz sadece insanız, düşünceden ibaretiz. Çok güzel insanlar gelmiş bu dünyaya, Mevlana Cellaleddin-i Rumi gibi, Şems-i Tebrizi gibi, Abdülkadir Geylani gibi... Çok güzel şeyler söylemişler.

15/31

- Çok yormuş bu süreç sizi. - Ben üzgün değilim, yorgun da değilim. Hep hamdediyorum. Üzülmüyorum. Dedik ya dönüşüyor her şey. Başka bir tarafa bakmaya başlıyorsunuz. Allah kuluna bir acı çektirir, sonra kendine döndürür.

16/31

- Neden görüntüleri sildirmek istiyorsunuz? - Bu, hakkımsa sildirmek istiyorum. Bunu nasıl yapabileceksem yapacağım. - Hukuki yola başvurmuşsunuz. - Gayet iyi gidiyor. 600 yerden silindi. Doğru bir avukatla anlaştık, doğru gidiyor.

17/31

- Çocuk sahibi olmak istediğiniz için sildirmek istediğiniz yazıldı... - Herkes kafasına göre bir şey yazıyor. ‘Yakın arkadaşlarından aldığımız bilgeye göre’ deyip, yalan yanlış şeyler yazıyorlar. Benim bunu söyleyebilecek bir yakın arkadaşım yok. Ben kimseyle bunları konuşmuyorum ki. Hayretler içinde okuyorum. Hayal ürünü hepsi. Ben kimseye nedenini, sebebini, ne yapacağımı açıklamak zorunda değilim.

18/31

İsmail’le karşılaşmam tesadüf değil, ilahi bir tevafuktur - İsmail Hacıoğlu’yla nasıl bir ilişkiniz var? - O benim özelim. Çok özel benim için o. Bu hayatta sadece bana ait olan tek şey. Sadece bana ait. O yüzden onu böyle uluorta anlatmak zor geliyor. O herkese anlatabileceğim bir şey değil. Çok özel bir değeri var benim için.

19/31

- Benzetiyorum ben sizi de... Kariyeriniz, tarzınız... - Çok benziyoruz. Annelerimiz de aynı şeyi söylüyor. ‘Bu kadar mı iki insan birbirine benzer, tencere kapak olur,’ diyorlar. Allah nazarlardan saklasın. Biz aynı mahallede büyümüşüz biliyor musunuz? Onun ilkokul sıra arkadaşı benim arkadaşım falan. Böyle tevafuklarla karşılaştık, tesadüf değil, tevafuk. Hayatta tesadüf yoktur, tevafuk vardır.

20/31

- Ne zamandır tasavvufla ilgileniyorsunuz? - Uzun zamandır ilgileniyorum. Sinan Yağmur’un kitaplarını okuyorum. Aşk’ın Gözyaşları, Tennure ve Ateş, Mesnevi‘yi mümkün olduğunda okumaya çalışıyorum, çünkü onu edepli bir şekilde okumak gerekiyor. Alıp elinize okuyabileceğiniz bir kitap değil o.

21/31

- Konya’ya gittiniz mi? - Evet gittim. - Nedir kırılma noktanız? - İlgi duyuyorum ve seviyorum. Okuduğum kitaplar beni çok etkiledi ve ondan sonra başka kitap okuyamaz hale geldim. Bu kitapları okurken de huzur buluyorum.

22/31

Hayatta her şeyi doğru yapamayız - Tüm kariyeriniz boyunca doğru adımlar attığınızı düşünüyor musunuz? - Yok. Mesela bir iş yapıyorsunuz, ama o iş yanlış olabiliyor. Ama her şer gördüğünüzde bir hayır, her hayır gördüğünüzde bir şer olabiliyor.

23/31

Sizin kariyerinizde kötü adlandırdığınız o iş, sizi başka yere götürüyor, tecrübeler kazandırıyor. Yapmamanız gerekeni, yaparak öğreniyorsunuz. Bu hayatta her şeyi doğru yapamayız ki, insanız sonuçta. Sadece meslek hayatımızda değil, yaşarken de.

24/31

- Çok küçük yaşta çalışmaya başlamışsınız. Bir yol göstereniniz var mıydı? - Hayır. Benim ailemin bu mesleğe dair hiçbir tecrübesi yoktu. Hatta onlar çok korkuyordu. Şükürler olsun, hep kendi çabalarımla bir şeyler yapmaya çalıştım, doğru insanlarla karşılaştım, bir dönem. Bir kere yanlış insanlarla karşılaştım ama genelde hep doğru insanlarla iş yaptım.

25/31

Konservatuar eğitimi almak istiyordum, kendi çabalarımla çalıştım, olmadı. TÜRVAK’tan burs aldım orada okudum. Çok önemli bir dönemdi, filmlerini izleyerek büyüdüğünüz insanlar size tecrübelerini anlatıyor. Sonrasında güzel şeyler olmaya başladı. Ben daha bilerek adım atmaya başladım.

26/31

- Biraz önce sözünü ettiğiniz, kariyerinizde karşılaştığınız yanlış insan kimdi? - Hiç ayıbım yok diyemeyeceğim. Girmek de istemiyorum o konuya ama bazen Allah diyor ki; ‘Kulum bunu yaşayacaksın, o senin kaderin.’ (Ağlıyor.) Bunu kimse istemiyor ki, senin için olan her şeye Allah izin veriyor. Her şeyin de bir sebebi var.

27/31

Farklı hikayeler anlatmalıyız - Sit-com riskli değil mi? - Çok başarılı isimler var: Engin Günaydın, Binnur Kaya, Tolga Çevik çok başarılı... Risk almadan bir şey yapamayız ki.

28/31

- Kadroda önemli isimler var, ego savaşı olmuyor mu? - Hiç yok. O kadar doymuş insanlar ki. Ekipteki herkes öyle. Oraya gidiyoruz ve hepimiz işimizi yapmak için oradayız. Yanlış bir şey varsa sahnede, Dolunay bir şey söylüyor mesela. Mustafa sürekli rolüyle ilgili çalışma içinde. Çok doygunlar. Gerçekten şükrediyorum böyle bir işin içinde olduğum için. Bir işe başlarken, birilerine bir şey anlatmak gerekiyor. Daha farklı hikayeler anlatmak gerekiyor insanlara.

29/31

- Öykü nasıl bir karakter? - Öykü her an patlayabilen, gergin, ne yapacağını bilemediğim bir karakter. Konservatuarda bale eğitimi almış, hayatında bazı şeyleri bırakmak zorunda kalmış bir kız. Hayatının merkezine 10 yıl bir erkeği koyuyor, evlenecekler ama aldatılıyor. Aldatılan bir kadının neler yapabileceğini komedi diliyle anlatacağız.

30/31

- Siz aldatıldınız mı? - Bilmiyorum. Aldatılmadım herhalde. - Ödüllü bir oyuncu olarak gelen projeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? - İki Genç Kız ve Kader ‘de ödül aldım ama benim yolum devam ediyor. Onu düşünerek bir işe ‘Evet,’ diyemem. Hikaye bana iyi geliyorsa içinde olabilirim. Kalkıp aldığım ödüle göre iş seçemem.

31/31