Matematik Müslüman bilginler matematik alanında öncü çalışmalara imza attılar. ‘Cebir’in kurucusu El Harezmi bu insanlardan biriydi. Harezmi’nin açtığı yolda ilerleyen Ömer Hayyam ve Şerafettin el Tusi cebiri geliştirip geometriye uyguladılar. ‘Sıfır’ önceleri bir boşluk olarak kabul edilirken, Müslüman bilginler sıfıra matematiksel bir değer verdiler ve sıfırla çarpılan bir sayının sıfıra eşit olduğu önermesini geliştirdiler.
Trigonometri Trigonometrinin doğuşu astronomiye bağlı olarak gerçekleşti. Astronomi Müslüman bilginlerin üzerinde çalıştığı bir alandı, zira namaz vakitlerini tam olarak belirlemek gerekiyordu. Eski Yunan astronomların temellerini attığı trigonometriyi Müslümanlar ileriye taşıdılar. El Battani ve Biruni trigonometrinin temel ilkelerini ortaya koydu. Harezmi sinüs, kosinüs ve trigonometri tablosunu tasarladı.
Kağıt Müslümanlar kağıt üretmenin sırrını Talas Savaşı’nda (751) esir aldıkları Çinlilerden öğrendi. Bağdat’ta başlayan kağıt üretimi Suriye ve Filistin’e, oradan da Mısır’a yayıldı. Günümüzde elde bulunan en eski Kuran-ı Kerim 10. yüzyılda Mısır’da yazıldı. Hıristiyan Avrupa’daki ilk kağıt imalathanesi ise 1293’te Bolonya’da kuruldu.
Cerrahi Cerrahi alanında İslam dünyası özellikle Endülüs döneminde en parlak devrini yaşadı. Müslüman İspanyası’nda cerrahi üç farklı alanda tatbik edilmekteydi: Damar cerrahisi, genel cerrahi ve ortopedik cerrahi. Özellikle El Zahravi’nin çalışmaları devrimsel nitelikteydi. Zahravi cerrahi disiplinine yeni prosedürler, 200’ün üzerinde tıbbi alet ve el-Tasrif adında değerli bir eserle katkıda bulundu.
Aşı En son domuz gribi dolayısıyla yandaşları ve karşıtları arasında tartışma yaşanan ‘aşı’, Avrupa’ya Osmanlılar tarafından taşındı. 18. yüzyılda Osmanlı coğrafyasında çiçek hastalığına karşı aşı uygulanmaktaydı. Buna tanık olan dönemin İngiltere elçisinin karısı Lady Montagu, aynı yöntemin ülkesinde de uygulanması için kampanya yürüttü, ancak hem kiliseden hem de bilim adamlarından tepki gördü. Aşı, Osmanlıların Orta Asya’dan taşıdıkları bir uygulamaydı.
Üç öğün yemek Müslümanların Batı’ya öğrettikleri belki de en ilginç alışkanlık, hayatımızın ayrılmaz, hatta doğal bir parçası olan ‘üç öğün yemek’... 9. yüzyılda bugünkü Irak topraklarından Endülüs İspanyası’na gelen Ebu Hasan Ali ibn Nafi, namı diğer Ziryab, buranın ahalisine yemeğe çorbayla başlayıp; kırmızı et, balık veya beyaz etle devam edip; meyve yahut yemişle nokta koymayı “öğretti”. Ziryab bir müzisyen ve moda tasarımcısıydı.