- Dilek Şen, birlikte dini nikah kıydığı Serhat T.'nin evli olduğunu öğrenince ayrılmak istedi ancak Serhat T. tarafından şiddet görerek tehdit edildi.
- Şen, Serhat T.'den darp raporu alarak şikayetçi oldu ve uzaklaştırma kararı çıkarttı fakat Serhat T. tarafından hala psikolojik şiddet görmeye devam etmekte.
- Ayrıca, Serhat T.'nin ailesi de Şen'e sözlü şiddette bulundu; Şen, olayın yargıya taşındığını ve tehditlerin devam etmesinden dolayı tedirgin olduğunu belirtti.
İstanbul Fatih'te Dilek Şen, 2 yıl önce Serhat T.ile tanıştı.
Evli ve 1 çocuk babası olduğu öğrenilen Serhat T., 2025 yılı Ağustos ayında Dilek Şen'in telefonuna ilişki yaşamak istediğini belirterek mesaj atmaya başladı.
Dilek Şen'in bu durumu kabul etmemesinin ardından Serhat T., boşanmak üzere olduğunu söyleyerek kadını ikna etti.
Durumu kabul eden Dilek Şen ile Serhat T., dini nikah kıydı.
Bir süre sonra Serhat T.'nin eşinden boşanma niyetinin olmadığını anlayan Şen, ilişkiyi bitirmek istedi.
AYRILIĞI KABULLENMEDİ
Ayrılık kararını kabullenmeyen Serhat T., Dilek Şen'e şiddet uygulamaya ve tehdit mesajları atmaya başladı.
Darbedildikten sonra hastaneden darp raporu alan ve emniyete giderek şikayetçi olan Dilek Şen, Serhat T. hakkında uzaklaştırma kararı aldırdı. Dilek Şen, erkek arkadaşının ailesi tarafından sözlü şiddete uğradığını da belirtti.
"İLİŞKİMİZİN 1'İNCİ AYINDA İMAM NİKAHI KIYDIK"
Darbedildiğini belirten Dilek Şen, "Malum şahısla 2 yıl önce tanıştık ama ilişkimiz 4 ay önce gece yarısı açtığı bir telefonla başladı. Benden hoşlandığını, benimle ilişki yaşamak istediğini, benimle uzun süreli bir birliktelik istediğini söyledi. Ben de evli olduğu için kendisini reddettim.
Daha sonra tekrar telefon açtığında boşanmak üzere olduğunu, eşinin evden gittiğini ve bu ilişkiyi yaşamak istediğini, benimle imam nikahı yapmak istediğini söyledi. Kendisi avukat; kendini çok farklı tanıttı aslında öyle diyebilirim.
Çünkü ben darp olayından hemen sonra beyefendinin iddia ettiği şirketlerle alakalı hiçbir ortaklığı olmadığını da öğrendim. Baştan sona sanki kurulmuş bir oyun gibi. Sadece avukat olduğu gerçek. Bu yüzden benim güvenimi çok kolay kazandı.
Zaten ilişkimizin birinci ayından sonra beyefendiyle imam nikahı kıydık. Kendi isteğiyle, kendi arzusuyla ve çok şiddetli bir şekilde bu nikahın kıyılmasını istedi. Aslında sadece 1 ay sevgililik dönemimiz oldu. Sonrasında 3 ay boyunca imam nikahlıydık. Beni sürekli olarak ikinci plana atmaya devam etmesi üzerine onu terk etmek istedim. Bu çok önemli, bunu bütün kadınların bilmesi lazım.
Herkesin terk etme hakkı vardır. Herkes istemediği bir yerden gitmekte özgürdür ama o bana bu hakkı tanımadı; gitmeme izin vermedi. Ben vazgeçmek isteyince de ilk 11 Kasım'da uyguladığı şiddetle bütün olaylar başladı. İlk darp olayı, benim evimdeyken 11 Kasım'da oldu.
Önce kollarımdan tutup itmeye başladı. Ben de ona doğal olarak karşı koymaya çalıştım. Sonra saçımdan tutup beni yere indirdi ve boğazımı sıkmaya başladı. Ben kendisinin zaten boşanmasını bekliyordum ama hiçbir eğilim göstermiyordu. Sürekli beni oyalamaya çalışıyordu. Ben ona bu ilişkide ikinci kadın olmayacağımı, onu terk edeceğimi de söylemiştim.
Yine aynı şekilde 'Evimden çıkıp gitmeni istiyorum, seni de istemiyorum hayatımda' diye bağırdım. Bunun üzerine bana saldırmaya başladı. Zaten olay komşularım tarafından da duyulunca, ses yükselince, onlardan gelen telefonla evden kaçıp gitti. Yoksa belki beni 11 Kasım'da öldürmüştü. 2-3 gün boyunca sürekli özür diledi ve ben kendisini affettim." dedi.

"O KADAR ŞİDDETLİ VURDU Kİ; BURNUM KIRILMIŞ"
Dilek Şen, "Birçok kere bana şunu söylemiştir mesela, 'Seni kaybetmekten korkmuyorum ama sevdiğim kadını öldürmekten korkuyorum' demiştir. Bunu çok üstüne basa basa söylediği bir cümledir.
İkinci olayda, bu aralık sonuna kadar eşinden boşanacağını, benim doğum günüme kadar benden bir zaman istedi.
Boşanacağını, her şeyi yoluna koyacağını, çok güzel bir hikayemiz olacağını, zor olacağını ama çok güzel olacağını söyledi. Her lafında başka bir manipülasyonla geldi. Ben artık bu ilişkiyi yürütemeyeceğimi ve çekip gitmek istediğimi söyledim. 25 Aralık günü beni aradı.
Aşağı inmemi söyledi, evimin anahtarları ondaydı. Evimin anahtarlarını vereceğini söyledi. Burada kafenin önünde arbede yaşanmaya başladı. Araya arkadaşımız girdi, beyefendiyi uzaklaştırdı.
Beyefendi aşağıya indi; aradan 5 dakika geçtikten sonra ben de kendimi güvende hissetmeyeceğimi anladığım için aynı merdivenlerden aşağı indim. Orada önce kaval kemiğime tekme attı. Ben eğilmişken saçımdan tutup beni yukarı kaldırdı. Burnuma yumruk attı ve bunları kasten yaptı.
O kadar şiddetli vurdu ki, 40 saniye hiçbir şey göremedim. Burnumun muhtemelen o an kırıldığını anlamadım ama çok fazla kan geliyordu ve bunu görmesine rağmen kaçıp gitti, durmadı ya da herhangi bir şey yapmadı. Şu an bulunduğumuz kafeye geldim.
Ambulans çağrıldı, polisler çağrıldı. Hastaneye gidip darp raporumu aldım, burnumun kırık olduğu ortaya çıktı. Sonrasında avukatım 26 Aralık'ta suç duyurusunda bulundu. 27 Aralık'ta da ben karakola giderek hakkında suç duyurusunda bulundum fakat beyefendi ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı." ifadelerini kullandı.

"AİLESİ EVİMİ BASTI"
Avukat olduğunu söylediği erkek arkadaşı tarafından şiddet gören Dilek Şen, "En acı tarafı şu, bu bir hukuk insanı. İnsanların haklarını savunması gereken, insanları koruması kollaması gereken bir insanken, kadınları kullanan, manipüle eden ve arkasından şiddet uygulayan bir insan ve şiddeti legalleştirmeye çalışan bir adam. Bir avukat tarafından, sözlü ve fiziki şiddete uğradım.
Halen psikolojik şiddeti devam ediyor. En önemlisi ailesi evimi bastı. Hayati tehlikem devam ediyor. Ailesine karşı henüz bir uzaklaştırma kararı çıkmış değil, beyefendiye karşı var.
Beyefendi inatla arkadaşlarım üzerinden benimle iletişim kurmaya çalışıp şikayetlerimi geri almamı, aksi takdirde olayların çok daha kötü boyutlara gideceğini belirtiyor. Ben de hiçbir koşul ve şart altında şikayetlerimi geri almayacağımı söylüyorum.
Karısı, annesi ve kız kardeşi; kız kardeşi her şeyi bilmesine rağmen evimin önüne gelerek ağza alınmayacak küfürler ve etnik kimliğimle alakalı hakaretlerde bulunuldu. Halen de ailesine karşı uzaklaştırma kararı maalesef alamadık." dedi.
"YAŞAMAK İSTİYORUM"
Şen, "Ben bir avukat tarafından sözlü ve fiziki şiddete maruz kaldım. Savcılıkta dosya olmasına rağmen, 3 ayrı dosya var sanırım şu anda ilerleyen ama beyefendinin tehditleri, şiddet yanlısı söylemleri asla durmadı.
Aynı şekilde ailesinin de tehditleri ve şiddetleri, psikolojik şiddetleri durmadı. Ben bunu bir avukat tarafından yaşıyorum ve açıkçası dava devam ederken beyefendinin ısrarlı tehditlerinden de epey bir korkuyorum.
Yaşamak istiyorum herkes gibi hayatı normal şekilde yaşamak istiyorum. Tedirgin bir şekilde acaba yarınım olacak mı diye düşünmek istemiyorum. Daha geçen hafta 6 kadın öldürüldü ama ben o kadınlardan birisi olmak istemiyorum.
Ben yaşamak istiyorum. Umarım kimsenin başına böyle bir şey gelmez; tek dileğim bu. Bu şekilde kandırılıp manipüle edilip maddi manevi bütün bir hayat bitirilmeye çalışılmaz umarım.
Ben nerede kamera olduğunu nerede olmadığını da bildiğini düşünüyorum. Bana şiddet uyguladığı yerde, bu cadde üzerinde bir sürü kamera olmasına rağmen orada bir tane kamera bile yoktu. Bunu bilinçli yaptığını düşünüyorum." şeklinde konuştu.






