İster megakentte, ister küçük bir şehirde…
Her sokakta sipariş yetiştirmeye çalışan motorlu kuryelere rastlamak mümkün.
Özellikle pandemi ile birlikte sayıları iyice artış gösteren kuryeler, sıcak soğuk demeden hava şartlarına karşı canıyla iki teker üstünde çalışıyor.
Antik Yunan’dan bu güne kadar var olan kuryeler, insanların ihtiyaçlarına hizmet etmek için var.
Yemek siparişi, market alışverişi, çarşıdan alınacaklar, gönderilen evraklar derken kuryeler hayatımızın her alanında, her kapıda beliriveriyor.
Zorlu hava koşullarında, haberlerde motokuryelerin dayanışmalarına şahit oluyoruz. Sıcak havalarda kasklarından dökülen terleri görüyoruz. Kimileri “ne güzel, sabahtan akşama kadar geziyorlar” diyor, kimileri ise “iki tekerde bir can, çok zor” demekle yetiniyor.
Madalyonun iki yüzünü, ancak kurye olanlar yaşıyor.
Belki de hiç öyle görünmeyen ancak en zorlu mesleklerden birisi kurye olmak…
Peki kuryelik nasıl ortaya çıktı? Binlerce genç neden kurye olmak istiyor? Kurye olmanın dezavanjaları neler? Birlikte şahit olalım…

Tarihte kuryelik
Aslında, bir yerden veya kişiden başka bir yere veya kişiye mesaj, paket veya mektup ileten veya teslim eden kuryelik mesleğinin tarihi bayağı bir geriye dayanıyor.
Augustus'un zamanından itibaren, antik Yunanlar ve Romalılar, anabasii adı verilen at arabalı kuryeler ile, mesajları ve emirleri uzun mesafeler kat ederek iletmekteydiler.
Zaman ve teknoloji ilerledikçe, ihtiyaçlar vesilesiyle kargo şirketleri ve kurye çalışanları var olmaya başladı.

Motokurye mesleğine dair
21. yüzyıla geldiğimizde ise şeylerin en hızlı şekilde bir yere iletmesi gerekmeye devam etti ve yeni bir sektör ortaya çıkmak durumunda kaldı: Motokuryeler…
Motosikletli kuryelere kısaca “moto kurye” adı verilir. En yaygın kurye türüdür. Genellikle yoğun trafik yaşanan gün içinde paketlerin hızlı ulaştırılması için kullanılır. Moto kuryeler, trafikten araçların arasından geçerek trafiğe takılmadan ulaşım hizmeti verebildiği için yaygın olarak tercih edilir.
Gönderileri zamanında yetiştirmek üzere yaz kış demeden iki teker üstünde yollara düşen motorlu kuryeler, büyükşehir trafiğinde en tehlikeli mesleklerden birini yapıyor.
Hava muhalefeti, yol durumu, trafik yoğunluğu dinlemeden motorlu kuryeler kendilerine verilen evrak, ilaç, gıda gibi gönderileri en kısa zamanda adreslerine teslim etmek için büyük bir mücadele veriyor.

Pandeminin en popüler mesleği
Pandemi döneminde öne çıkan mesleklerden biri oldu motokuryelik.
Her köşe başında bir paket servis elemanını görmek mümkün. Sayıları da iş yükleri de arttı. Sokağa çıkma kısıtlamaları nedeniyle insanların adeta eli kolu oldular.
Moto kurye olmak için öncelikle 18 yaşını geçmiş olmak ve A2 ehliyetine sahip olunması gerekmektedir. Mesleğe giriş için yüksek eğitim seviyesi gerekmeyince, tercih edilme oranı da yükseldi.
“Gezerek çalışanlar” olarak algılanan kuryeler, gece-gündüz çalışan kuryeler siparişleri yetiştirmek için zamanla yarışıyor. Bu yoğunluk kazalara sebep oluyor. Teslim ettikleri paket üzerinden kazanç sağlayan kuryeler, baskı altında çalışıyor. Bunun sonucunda ise açıklanan verilere göre 1 yılda 203 kurye canından oldu.

Kurye olmanın bilinmeyenleri
AA’ya röportaj veren kurye Mustafa Özdemir, mesleğinin zorluklarını aktardı. İstanbul'daki 30 bin motorlu kuryeden biri olan Mustafa Özdemir, "Yazın baktığınız zaman her şey güllük gülistanlık. 'Motorla akşama kadar geziyorlar' deniliyor ama bu iş öyle değil. 22 senedir yaptığım kazaları düşünürsek 500'ü geçmiştir." dedi.
Motosikletli kuryelerin çok zor ve tehlikeli bir iş yaptığını dile getiren Özdemir, şöyle devam etti:
"Yazın baktığınız zaman her şey güllük gülistanlık. 'Motorla akşama kadar geziyorlar' deniliyor ama bu iş öyle değil. 22 senedir yaptığım kazaları düşünürsek 500'ü geçmiştir. Başımdan birçok ölümcül kaza geçti, hastanede komada yattığım zamanlar oldu ama vazgeçmedim. Çünkü ben bu işten ekmek parası kazanıyorum. İnsanlar içeride oturdukları yerde üşürken biz kuryeler sabah 07.00'de dağıtımlara çıkıyoruz. Eksi 5 derece durduğunuz yer, motosiklet üzerinde eksi 15 derece oluyor. Yılın 365 günü motosiklete biniyoruz, sadece hava güzel olduğunda değil. İnsanların ekmek almak için bile dışarı çıkmaya üşendiği havalarda biz 8-10 saat kuryelik yapıyoruz. Neden? Ekmek parası kazanmak için. İnsanlara anlattığımızda onlara çizgi film gibi geliyor, görmedikleri yaşamadıkları için. Siparişi yerine götürdüğümüzde bizi kar tutmuş bir halde gördüklerinde anlıyorlar ne zorluklarla çalıştığımızı."