Fatin Rüştü Zorlu kimdir

Fatin Rüştü Zorlu kimdir

Türk siyasetçi ve bürokrat.

Fatin Rüştü Zorlu'nun dedesi Rus İbrahim Paşa Osmanlı'ya sığınınca Yusufelili Zor Derebeyi Ali Paşa'nın kızıyla evlendirildi. Zorlu soy isminin kaynağı buradan gelmektedir. İstanbul'da doğdu. Demokrat Parti (DP) iktidarı (1950-1960) döneminde Başbakan Yardımcılığı, Devlet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı yaptı, 27 Mayıs Darbesi'ni gerçekleştiren Milli Birlik Komitesi tarafından atanan yargıçlardan oluşan "Yüksek Adalet Divanı" tarafından idama mahkûm edildi.

İDAMI

1960 yılında 27 Mayıs Darbesi'nden sonra diğer hükümet üyeleri ve DP yöneticileriyle birlikte tutuklanarak, yeni oluşturulan "Yüksek Adalet Divanı" tarafından Yassıada'da yargılandı. Bu mahkeme 14 sanıkla birlikte Fatin Rüştü Zorlu'yu da idam cezasına çarptırdı. Cezası, Adnan Menderes ve Hasan Polatkan'ınki ile birlikte, askeri müdahaleyi gerçekleştiren MBK tarafından onaylandı. 16 Eylül 1961'de idam edilerek hayatına son verildi. İdama büyük bir metanetle gitmiştir.

Yassıada komutanı Tarık Güryay'ın anılarında bu olaya şu şekilde yer vermiştir :

"ALLAH MEMLEKETİ KORUSUN HAYDİ ALLAHAISMARLADIK"

Zorlu, ölüme gerçekten zorlu bir metanetle gitti. O kadar ki, hatta mahut gömleğin üzerine giydirilişinden sonra, kendisine dini telkinde bulunan hocanın, Arapça kelimeleri telaffuzda düştüğü hataları düzeltti. Kollarını arkadan bağlarken, başsavcıya son bir ricada bulundu. Ellerinin önden bağlanmasını istedi. Fakat bunun kanunen imkânsızlığı kendisine anlatıldı. idam sehpasına, öz dedesi gazi Osman Paşa'nın adına yazılan marş eşliğinde gitmiştir.[4] Beraberce sehpaya doğru yürüdük. Ne masaya, ne de masa üzerindeki sandalyeye çıkarken yardım istedi. Hatta heyecandan eli titreyen cellâda: "Oğulum ne titreyip duruyorsun? İlmik senin değil, benim boynuma geçecek" dedi. Sonra âdeta kendisini uçsuz bucaksız bir boşluğa atar gibi: "Allah memleketi korusun, haydi Allahaısmarladık!" dedikten sonra, ayaklarının altındaki sandalyeyi itmek işini de kimseye bırakmadı. Boyu uzun olduğu için, ayakları masaya basmıştı. Cellât masayı itti. Ona bu kadarcık da iş düşmüş bulunmasaydı, Zorlu sanki asılmış değil, intihar etmiş olacaktı.